9/10
·384 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 00:00
Bit Palas, benim için sadece bir apartman romanı değildi. Daha çok aynı binanın içinde yaşayıp birbirine değmeden geçen insanların, eskiyen duvarların, bastırılmış anıların ve içten içe çürüyen bir şehir halinin romanıydı. Romanın merkezinde Bonbon Palas var. Dışarıdan bakınca sıradan bir apartman gibi görünen ama içine girdikçe her dairesinden ayrı bir hayat çıkan bir yer. Elif Şafak, apartman sakinlerini tek tek anlatırken aslında sadece kişileri değil, İstanbul’un farklı yüzlerini de gösteriyor. Her dairede başka bir alışkanlık, başka bir yalnızlık, başka bir geçmiş ve başka bir tuhaflık var. Kitapta en çok sevdiğim şey, Bonbon Palas’ın neredeyse canlı bir karakter gibi durmasıydı. Sadece insanların yaşadığı bir bina değil; kokusuyla, eskimişliğiyle, geçmişiyle, bahçesiyle, çöpleriyle ve sakinlerinin kendi iç dünyalarıyla beraber nefes alan karanlık bir yer gibiydi. O rahatsız edici çöp kokusu da bana göre sadece apartmanın sorunu değildi. İnsanların sakladıkları, görmezden geldikleri, üstünü örttükleri ne varsa sanki yavaş yavaş apartmanın içine sinmişti. Elif Şafak’ın bu kitapta kurduğu atmosferi çok başarılı buldum. Güzel, parlak ve huzurlu bir apartman okumuyoruz. Aksine gri, dağınık, yer yer boğucu, hatta rahatsız edici bir dünyanın içine giriyoruz. Ama kitabı güçlü yapan şey de bu bence. Çünkü karakterlerin hayatları da apartman gibi; dışarıdan bir şekilde ayakta duruyorlar ama içlerinde birikmiş çok fazla şey var. Her karakterin ayrı bir hikayesi olması kitabı daha sürükleyici hale getirmiş. Kimi geçmişe takılı kalmış, kimi yalnızlığını başka şeylerle örtmeye çalışıyor, kimi kendi düzeninin içinde sıkışmış, kimi de vicdanıyla ya da unutmak istedikleriyle yaşıyor. Hepsini çok sevmek zorunda değilsiniz ama hepsinin bu apartmanın içinde bir karşılığı var.
Bit PalasElif Şafak · Doğan Kitap · 20234,599 okunma
Afrika Hanı'nın Sessiz Tanığı: Mimu
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 146. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:58
Yeşim Dorman’ın 1996 yılında İmge Kitabevi tarafından yayımlanan "Mimu'nun Hayat Kitabı" eseri, aslında tek bir kişinin rehber kitabından ziyade, "Mimu" adlı yedi yaşındaki bir çocuğun çevresindeki insanların yaşam kesitlerini ve Beyoğlu atmosferini anlatan bir öykü kitabıdır. ​Eser, birbirine bağlı 14 farklı öyküden oluşur ve döneminin edebiyat dünyasında kendine has bir yere sahiptir. ​1. Kurgu ve Atmosfer ​Mekan ve İnsanlar: Kitap, "Afrika Hanı" olarak adlandırılan bir apartmanda geçer. Burası, farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı, Beyoğlu’nun o dönemki kozmopolit yapısını yansıtan bir yerdir. ​Karakterler: Penelope, Hari, Nanaçe ve Aznif gibi dört kadın ile Doktor Enver, kapıcı Ali Efendi ve Hüseyin Halidi gibi karakterlerin ekseninde şekillenir. Yedi yaşındaki Mimu, bu karmaşık ve hüzünlü yetişkin dünyasını gözlemleyen "merkez" konumundadır. ​Odak Noktası: Kitap, Mimu’nun kendi hayat kitabından ziyade, onun etrafındaki insanların "hayat kitaplarını" (geçmişlerini, yaralarını, sırlarını) okuyucunun önüne serer. ​2. Tematik Analiz ​Kayıplar ve Yalnızlık: Karakterlerin her biri kendi geçmişlerinin yükünü taşır. Özellikle apartman görevlisi Ali Efendi’nin geçmişine dair travmalar (Dersim vurgusu) ve diğer karakterlerin göç, aşk ve yaşlılık ile imtihanları kitabın hüzünlü tonunu belirler. ​Beyoğlu Kültürü: Eser, Beyoğlu'nda yaşayan azınlıkların ve oraya sonradan yerleşenlerin hayatlarına, sosyal çatışmalarına ve aralarındaki naif ama bazen mesafeli ilişkilere odaklanır. ​Anlatım Tarzı: Yeşim Dorman, tiyatro kökenli bir yazar olmasının verdiği etkiyle karakterlerin iç dünyasını, diyaloglar ve çevresel betimlemelerle teatral bir havada sunar. ​3. Eleştirel Notlar ​Parçalı Yapı: Eserin öykülerden oluşan yapısı, karakterlerin derinliğinin yer yer
Hayata Dair
Mimu'nun Hayat KitabıYeşim Dorman · İmge Kitabevi · 19964 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:02
Kitap 15 bölüm 264 sayfadan oluşan bir romandır. Konusu Avare lakaplı Mustafa'nın ailesinin inadıyla zorla Hülya adında bir kızla evlenmesi bununla beraber ailesine mahallelerine dikilecek olan apartmandan kat verilmesi, babası ile Bayram'a bakkal verilmesidir. Ayrıca Avare isminden de anlasilacagi gibi işsiz güçsüz biri olduğundan yazıhanesinde iş de verilmiştir. Bunlar verilirken Hülya'nın babası Zülfikar Bey kızının çirkinliğini de bilmektedir. Para ile toplumun alt tabakasını satın almaya çalışmıştır da denilebilir. Fakat işler istediği gibi gitmemiştir. Zülfikar Bey, Avare'nin kızını sevmediğini düşünmekte ve öldükten sonra mirasa konacağını daha sonrasında eşi Ferdane Hanım ve Hülya'yı da kapı dışarı edeceğini düşünüp Avare'ye kötü davranmaktadır. Avare'nin de bu apartman dikilmeden önce aşık olduğu bir kız vardır. Aynur. Aynur mahallenin en namuslu, en güzel kızlarından biridir. Aynur ile evlenmek isterken parası olmadığı için onunla evlenmeyi hep erteler. Sonunda Sülo ve Çingene isminde iki arkadaş Avare'nin aklına girerek Hülya ile evlenmelerine razı ederler. Evlenmesine evlenirler, ailesi artık apartmana taşınır fakat Zülfikar Bey hala durumdan hoşnut değildir. İş yerinde lavaboya dakikayla gönderir, akşam yemeklerinde Avare'yi azarlar. Bu durumun altında ise geçmişte çirkin bir kızı reddeden Zülfikar Bey yüzünden kızın tendürdiyot içip intihar etmesi vardır. Gel zaman git zaman Avare, Aynur ile tekrar karşılaşır ve o gece alkol içip birlikte olurlar. O gece geç saatte eve gelen Avare eski günlerdeki gibi sokakta naralar atarak apartmana girer. Zülfikar Bey'in karşısına dikilir ve evliliği boyunca ses etmediği her şeyi tek tek söyler. Bağırır, çağırır ve o gece her şeyi terk eder. Gebe olan Hülya ise Avare'ye üzülüp merdivenden düşer. Çocuğunu düşürür.
1000Kitap
Devlet KuşuOrhan Kemal · Everest Yayınları · 2020926 okunma
Puan vermedi·150 syf.·
2026 441. kitabı
"Alışılagelmişlik adını verdiğimiz şey belirginlik değil, bulanıklıktır: Bir körlük biçimi, bir uyuşma hali." Georges Perec Yasanmisligin üzerinden geçmek anılara ortak olmak hayal etmek çok farklı bir duygu perec'le bu dokuzuncu buluşmamız az,çok yazım dilini okura neler kattığını okumaktan dusunmeye keyif almaya davet ediyor okuru. Boş sayfa ile başlayıp yatak, oda, daire, apartman, sokak, mahalle, şehir, sayfiye, ülke, dünya ve uzay sıralamasını izleyen, iç içe halkalar oluşturarak adım adım genişleyen kitap boyunca yaşamöyküsel verilerin mekânlarla ilişkisi; yararsızlık, sıradanlık, ikamet edilebilir, yaşanabilir olan; pencereler, ölçüler, sınırlar; yerlerin bellekle kurduğu tuhaf etkileşim üzerine düşünüyor, Düşlüyor, yeni projeler, biçimler üretiyor, sorular soruyor: Bir odada ikamet etmek ne demektir? Bir yer neden ve nereden itibaren bütünüyle bize ait olur? Bir odada yatağın yerini değiştirecek olursak, oda değiştirmiş olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Hiç nasıl düşünülür? Neden otobüsler falanca yerden filanca yere gidiyorlar? İnsan kendi şehrini nasıl tanır? Dünyaya dair ne bilebiliriz? Yeni başlayanlar için mekâna ilişkin notlar, çıkmalar, ödevler, bakma, görme alıştırmaları, planlar, takıntılar, sınıflandırmalar, listelemelerden oluşan bir mekân kullanma kılavuzu; “bir mekân kullanıcısının günlüğü.” Mekân Feşmekân Mekân erir, parmakların arasından kayıp giden kum gibi. Zaman onu alır götürür ve geriye kalır biçimsiz parçalar: Yazmak: Özenle bir şeyleri saklamaya, bir şeyleri idame ettirmeye çalışmak: Giderek oyulan boşluktan birkaç kıymık koparıp almak, bir yerlere bir çizik, bir iz, bir im ya da birkaç işaret bırakmak. Georges Perec ·
Anı-Mektup-Günlük Anlatı Edebiyat
Mekân FeşmekânGeorges Perec · Everest Yayınları · 2023177 okunma
6/10
·264 syf.··
2026 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:53
Merhabalar Bugün sizlere #memduhşevketesendal kaleminden #ayaşlıvekiracıları eseri ile geldim.. Kitap Ankara’da bilinmeyen bir semtte dokuz odalı bir apartman dairesinde yaşayanların başından geçen trajikomik olayları anlatmaktadır. Romanda anlatıcı olan kişi Anadolu’da bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiş bir bankada memur olarak çalışan 20 ila 30 yaşları arasında genç birinin gözünden anlatılmaktadır. Kitabın ismi de Ayaşlı İbrahim adındaki bir tarafından her bir oda ayrı bir kiracıya kiralanmakta mutfak, tuvalet, banyo ortak kullanım şeklinde kullanılmaktadır. Ev sahibi de odanın birinde ikamet ediyor kiracıların temizlik işlerine yardımcı olarak genelde hizmetçiler bulunmakta. İşin ilginç olanı evlisi, bekara genci yaşlısı, okunuşu cahili aynı çatı altında yeri geldiğinde aynı sofra etrafında buluşuyor. Bana göre yazar cumhuriyetin ilk sancılı yıllarına toplumsal olarak nasıl etkilere sahip olduğuna göstermek için adeta küçük bir numunesini alıp onun üzerinde sentezler yapıyor gibi geldi. Yazardan ilk defa okuma yaptım sade ve anlaşılır bir dili var. Ayrıca karakterlerin fiziksel özelliklerini öyle tasvir ediyor ki sanki o karakter karşınızdaymış gibi hissediyorsunuz. Kitabın konusu bana toplumdaki yozlaşmanın, karakter aşınmasına günümüzde olduğu gibi her dönem tekrar hatırlattı. Bunun yanında kadın erkek cinsiyet rollerinin dönem tam da oturmadığına kadınların hem iş hayatına atılır hem de aile içinde rollerinin devam etmesi alışılmış kadın figürünün dışına çıkmanın sancılarını yaşayan kadınların tereddütlerini fark ettim. Kitap sıkıcı değildi ama çok da sürükleyici ve karakterlerle bir bağ kuramadığımı fark ettim. Yine de tarihin farklı dönem ait okumalar yapmayı seviyorum o dönemdeki insanların hayata bakış açılarını görmek için faydalı
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · İnkılap Kitabevi · 20249,4bin okunma
10/10
·176 syf.··
2026 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:35
​Şermin Yaşar’ın kalemi, Türk edebiyatında adeta "karşı komşunun açık kalmış kapısından içeri süzülen tanıdık bir çay kokusu" gibidir. Onun hikayelerinde büyük laflar, ağdalı cümleler ya da duyguları güzellemek için yapılmış edebi makyajlar bulamazsınız. O, hayatı ve insanı tam olarak olduğu gibi, en ham ve çıplak haliyle anlatır.​Onun kahramanları uzaklarda arayacağımız kurgusal tipler değildir; bakkaldır, apartman görevlisidir, içten içe kırgın bir teyze ya da çocukluğumuzun o tozlu sokaklarındaki mahallelidir. Bir olay karşısında karakterine tam olarak "Bu duruma anca böyle cevap verilir" dedirten o eşsiz doğallık refleksini yerleştirir. Ne bir kelime eksik, ne bir kelime fazla...​ Özetle; Şermin Yaşar yazmaz, adeta balkonda halı silgilerken ya da mutfakta ayaküstü konuşurken anlatır. Okuyucu ile yazar arasındaki mesafeyi tamamen sıfırlayan, insanı yormadan kalbinden yakalayan ve her kitabıyla bizi "evimize" geri döndüren muazzam bir mahalle sesidir. Tüm kitapları tavsiyedir...
Tarihi Hoşça Kal LokantasıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20248,1bin okunma