Adı:
Devlet Kuşu
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
245
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897830
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Çok az yazar henüz hayattayken klasikler arasındaki yerini alır. Orhan Kemal de bu yazarlarımızdan biri ve aradan geçen bunca yıl da asla onun değerinden ve okuruyla kurduğu yakın ilişkiden bir şey eksiltmedi. Bugün yazılmış kadar taze metinleri ve yıllar öncesinden bugünü de çözümleyebilen derin gözlemciliğiyle Orhan Kemal, Devlet Kuşu adlı bu kitabında da pay alamadığı zenginlikten yer kapmaya çalışanların çelişkili hikâyelerini anlatıyor. Günümüzde de güncelliğini yitirmeyen bir sınıf atlamakla sınıfta kalmak mücadelesi...

Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal'in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
 
Kitap ve filmler hakkında magazinsel bilgiler bulunabilir.

Yine bol bol notlar aldığım bir Orhan Kemal romanının daha sonuna geldim. 1957'de yazılan roman 1964'te oyun formatında "İspinozlar" adıyla tekrar elden geçirilir Orhan Kemal tarafından. "İspinozlar" ve "Yalova Kaymakamı" olarak iki kez tiyatroda sahnelenir oyun. Hatta Yalova Kaymakamı'nda Bayram rolünü oynayacak oyuncu tiyatro salonuna gelemeyince bu rolü takma bıyıkla Orhan Kemal oynamış.Tiyatroda sahnelenir de sinema olmaz olur mu? Orhan Kemal'in "en sevdiğim romanlarımdan biri" olarak lanse ettiği Devlet Kuşu iki kez de sinemaya uyarlanır. 1961'de "Avare Mustafa", 1980'de de "Devlet Kuşu" olarak. İki filmin de yönetmen koltuğunda Memduh Ün bulunmaktadır. Mustafa'yı birinci film de Ayhan Işık, ikinci de Kemal Sunal oynar.
Neyse biz kitaba dönecek olursak. Orhan Kemal, Devlet Kuşu'nda yakın arkadaşı Muzaffer Buyrukçu'nun hikayesini anlatır bizlere. Mübadele ile İstanbul'a gelen yoksul mu yoksul bir göçmen ailesinin hikayesinde buluruz kendimizi. Evin en büyük çocuğudur Mustafa. Nam-ı diğer Avare Mustafa. Avareliği de Raj Kapoor'un Avare filminden gelir. Askerden yeni gelen Mustafa, babasının söylemi ile "ortadan terk, bir baltaya sap olamamış" bir kişidir. Kız kardeşleri Ayten ve Nurten çalışır, en küçük kardeşleri olan Erol bile ilkokula gitmesine rağmen defter, kitap ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamak için mahallede çalışırken bizim Mustafa her gün mahalleden çocukluk arkadaşları olan Çingene Murat ve Sülo ile Taşkasaplı'nın kahvehanesinde oyun oynar, açmayı planladıkları köfteci dükkanının hayallerini kurarlar. Mustafa'ya göre kendi işinin patronu olacaksın. Başkalarının yanında üç kuruşa çalışılıp hayat mı yaşanır! Gece olunca da Çingene Murat'ın dümenleriyle kafalar çekilir, sabaha karşı da mahalleye nara atarak gelir Mustafa. Avare'nin bir de sevdiceği komşu kızı Aynur vardır. Kızı sevmesine rağmen parasızlıktan Aynur'un mektuplarına bile cevap vermez. Gel zaman git zaman Mustafa'ların evinin karşılarına kaymakam emeklisi Zülfikar Bey apartman inşaatına başlarken, babası Memet ve akrabaları Bayram'da inşaatın bekçisi olarak işe başlarlar. Bizim Avare'nin çıkmazı da bundan sonra başlar. Zülfikar Bey'in romanların, filmlerin dünyasında yaşayan, sürekli Zola romanlarından pasajlar okuyan bir kızı vardır. Adı Hülya. Yazarın tabiri ile "canlı cenaze", "kuru bamya", "kemik çuvalı" "çirkin mi çirkin" bu kızcağız, tıpkı Metin Erksan'ın Sevmek Zamanı filmindeki gibi Mustafa'yı duvardaki fotoğrafından görür görmez aşık olur. Kız çirkin, aile durumun farkında ama kimin umurunda çirkinlik? Böyle bir yağlı kapıyı, başlarına konan devlet kuşunu bir daha nerede bulacaklar? Aile bu çileli hayattan kurtuluş olarak Hülya ile evlenmesini isterler Mustafa'dan. Yalnız ailesi mi? Arkadaşları Çingene ve Sülo'da evlenmesi için baskı yaparlar. Onların umudu da köfteci dükkanının açılması. Umut dünyası, ne gelir elden? (Umut Dünyası adlı Tarık Akan filmi vardı, neyse o filmi de başka bir kitaba indirgerim) Biz Avare'ye dönelim. Bir tarafta ailenin durumu, öteki tarafta sevdiği kız Aynur, bir diğer tarafta umutlar.. Düşünür, taşınır, evlenmeye karar verir Avare. Mustafa evlenir, kayınbabasının evinde yaşamaya, onun işinde çalışmaya başlar. Ailesi de apartmanın katına taşınır. Başkalarının hayatını yaşamak ne kadar sürer Avare? Sonuna kadar mı? Yoksa bir süre sonra gemi su alır mı? İsyan bayrağını çekecek mi Avare? Yoksa kaderine razı yaşamaya devam mı edecek? Onu da kitabı okuyacaklara bırakalım artık.
Siz de benim gibi Orhan Kemal okurken, kahramanlarla, olaylarla iç içe oluyor musunuz? Tiplemeler, konular, mahalle, dil o kadar canlı ki. Sanki Taşkasaplı'nın kahvehanesinde Çingene ve Sülo ile ben tavla oynuyorum. Ya da Sabuş Ağabey'in mahalle takımında sağ içte ben varım, kanatlardan bindirme yapıp forvetleri orta açarak ben besliyor gibi hissediyorum. Orhan Kemal'in kalemine hayran kalmamak elde değil.
199.sayfada Avare'nin dilinden "Neye Yarardı?" adlı bir pasaj var ki, Zeki Demirkubuz'un Masumiyet filmindeki Bekir'in tiradını hatırlattı bana. Onunla yarışır güzellikte bir pasaj. Hangisi baskın karar veremedim. Orhan Kemal bu romanda, "neşeli İstavro", "bilgin Mihail", "ağırbaşlı Kodin" ile de Panait Istrati'ye selam göndermiş.
Son olarak başlarda iki kez filme uyarlandığını söylemiştim Memduh Ün tarafından. Her iki film de kitabın yerini tutmasa da Ayhan Işık (Mustafa), Fatma Girik (Aynur), Çolpan İlhan'ın (Hülya) başrolleri paylaştığı "Avare Mustafa" filmini ben daha çok sevdim. Hem romana daha yakın, dram ağırlıklı. Hem de Kral Ayhan Işık var. 2-3 dakika da olsa Vahi Öz'ü görmekte güzel. Devlet Kuşu filmin de ise Kemal Sunal (Mustafa), Serpil Çakmaklı (Aynur), Mehtap Ar (Hülya) başrollerde. Memduh Ün bu filmde komedi tarz da çekmiş. Trajikomik mi deseydim? Bilemedim.

Çok gevezelik ettim farkındayım. Herkese iyi okumalar, iyi seyirler, iyi akşamlar..
Orhan Kemalin olayı tam olarak yansıtabilen ve okuru tam anlamıyla hikayede yaşatabilen bir dili var. Devlet Kuşunda da bu açıkça görülüyor. Ayrıca çok da renkli. Betimlemeler gereksiz ayrıntılardan uzak. Karakterlerle karakterlerin hareketleri konuşmaları birbiriyle çok uyuşuyor. Bu yönden de sevilen bir yazar Orhan Kemal. Acaba bir sonraki sayfada neler yaşayacak kahraman? Bu soruyu insana sordurtan Orhan Kemal gerçekten de insanı bu şekilde kendi evrenine hapsetmeyi, burada kendine bağımlı hale getirmeyi iyi biliyor. "Yazar daha neler anlatabilir? Kesildi işte. Burada çıkmaz sokağa giriyor." Diyorsun ama öyle bir noktadan vuruyor ki sanki en başa dönmüşsün gibi hissediyorsun. İşler yeniden başlıyor. Ama Orhan Kemalin anlatacakları bitmedi henüz. Gerçekten çok az yazar okuru kitaba böylesine zincirle bağlar ve sadece Orhan Kemalin kitaplarında yazar bu zincirlerden asla kopmak istemez.
Avare Mustafanın aşkı Aynurun Çingenenin Sülonun ailesinin ve kitaba hergün dışarıda görebilmemiz mümkün olan Zülfikar Beyin çevresinde gelişiyor. Konuyu anlatmaya gerek yok. Ancak okuyucuyu sıkan boğan bir kitap değil Devlet Kuşu.
Bir Avare nasıl olur? Bu konuda çok geniş bir perspektiften inceleme fırsatını bize altın tepside sunan Orhan Kemali Rahmetle Anıyorum.
Klasikleşmiş ve asla silinmeyecek bir yazar benim gözümde. Bir haftasonunu bile doldurmayacak ama anlamlı sözleri sizde yer edecek. Devlet Kuşunu tereddüt etmeden okuyun. Pişman Olmayacaksınız. :)
Orhan Kemal'in romanlarında yada benim okuduğum romanlarında kullandığı dil hoşuma gdiyor. Orta ve alt sınıfın oluşturduğu mahalleleri, o mahallerdeki cemiyet hayatını, insanların kullandığı dili, inançlarını ya da inançsızlıklarını öyle br işliyorki, hikaye, kurgu, anlatım neresinden bakarsanız bakın beğenmesiniz bile, o dilin verdiği sıcaklıkla, sanki o ortama sizi alıp götürüyor. Karaktere göre dil kullanması ve bunda çokta başarılı olması ustaca. Karakter arnavutsa dil arnavutların diline, çingeneyse çingenelerin diline dönüveriyor, böylece sizde sanki karakterle yan yana yürüyen, oturan, yatıp kalkan birisi oluveriyorsunuz. Devlet Kuşu romanı da bu tür hisler uyandırdı bende. Romandaki karakterlerin benzerlerini çocukluğumda mahallemde görmem belkide beni etkilemiştir. Kolay para peşinde koşmak, ahlaksızlık, inanç zayıflığı, fakirlik, zenginlik, kalabalık ailelerden oluşan eski evler ve sokaklar vs... Bir yerlerde basitlik hissetmedim dersem yalan olur, lakin pozif yönden bakıldığında sizi bir yerlere götürecek ve düşündürecektir... Bu da okumak için kafidir herhalde.
Eser İstanbul'da yaşayan bir arnavut ailesinin hikâyesini anlatıyor. Oldukça başarılı bir üslupla okuyucu hemen kendine çekiyor. Özellikle yerel halkın dili ve betimlemeler sanki oradaymışcasına okutturuyor ya da yaşatıyor desek daha doğru olur. Kitap sınıfsal mücadelelerden, geçim sıkıntısından ve 'para için neleri fena edersin' gibi çok zor konularla bizi karşı karşıya bırakıyor. Özellikle ana karakter 'avare'nin deli dumrul hâlinin değişimi de oldukça ilginç bir manzarayı ortaya koyuyor. Kitabın finaliyse şahsen beni daha çok sevindirdi, olması gerektirdiği gibiydi. Ondan sonra olacaklarsa artık okuyuca bırakılmış -ki en güzeli de öyle olmuş. En azından kendi hayal dünyamda mutlu bir yol çiziyorum.
Varoşların romancısı Orhan Kemal''den yine kendi tarzına uygun bir roman daha idi... İstanbul'da geçen hikayede fakir ama yakışıklı bir genç olan Mustafa'nın, sırf ailesi ve arkadaşları rahat edebilsin diye kötü/zengin Zülfikar Beyin çirkin ve hasta kızı Hülya ile evlenmesi ama mahalleden aşkı Aynur''u da bir türlü unutamaması hikaye edilmiş. Farkındayım, sanki bir Yeşilçam senaryosu gibi ama gerçekten de tipik bir Yeşilçam senaryosu aslında... Replikleriyle, tiplemeleriyle, kostümleriyle... Okunmasa birşey kaybettirmeyecek olan ortalama bir romandı.
"Olmuyordu. Uyuyabilmesi için mutlaka bir şeyler okuması lazımdı. Kendini okumaya öylesine alıştırmıştı ki, okumadan belki de günlerce uyku girmeyecekti gözüne."
Orhan Kemal
Sayfa 83 - Everest Yayınları 10.Baskı 2014
"Ne o gene vicdan mı? Boş ver. Vicdan bizim Kasımpaşa'da otururdu, geçen hafta Sarıyer'e gelin gitti."
Orhan Kemal
Sayfa 52 - Everest Yayınları 10.Baskı 2014
"Bu zamanda mangır kimde asalet onda oğlum. Mangırın yok mu, at kendini Sarayburnu'ndan!"
Orhan Kemal
Sayfa 136 - Everest Yayınları 10.Baskı 2014
"Mal, mülk, para, emlak... İstikbalimizin garantisi değil yavrum! Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, milyonerlerin bile geleceği garanti altında değil."
Orhan Kemal
Sayfa 167 - Everest Yayınları 10.Baskı 2014
"İstanbul'u saran baharın pırıl pırıl aydınlığına karşılık, kapkara kararan içiyle tam bir hapishane hayatı yaşıyordu."
Orhan Kemal
Sayfa 206 - Everest Yayınları 10.Baskı 2014
"Elleri arkasında, Taşkasaplı'nın kahvesine gidiyordu. Birden durdu. Az ilerisinden ok gibi fırlayan bir tarlakuşunun hafif mavi sisin içinde erircesine kayboluşunu seyretti, sonra yoluna koyuldu. Böyle çevik, böyle şipşirin bir tarlakuşu olmayı ne kadar isterdi! Yokluk içinde sıkıntıyla yaşamaktansa, karnını doyurabileceği üç-beş arpa, birkaç solucan ümidiyle toprağı, at pisliklerini eşelemek çok daha keyifli değil miydi?"
Orhan Kemal
Sayfa 32 - Everest Yayınları 10.Baskı 2014

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Devlet Kuşu
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
245
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897830
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Çok az yazar henüz hayattayken klasikler arasındaki yerini alır. Orhan Kemal de bu yazarlarımızdan biri ve aradan geçen bunca yıl da asla onun değerinden ve okuruyla kurduğu yakın ilişkiden bir şey eksiltmedi. Bugün yazılmış kadar taze metinleri ve yıllar öncesinden bugünü de çözümleyebilen derin gözlemciliğiyle Orhan Kemal, Devlet Kuşu adlı bu kitabında da pay alamadığı zenginlikten yer kapmaya çalışanların çelişkili hikâyelerini anlatıyor. Günümüzde de güncelliğini yitirmeyen bir sınıf atlamakla sınıfta kalmak mücadelesi...

Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal'in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
 

Kitabı okuyanlar 98 okur

  • Jimciğim
  • Batuhan Oktay
  • Celal Löğmen
  • Fırat Koç
  • Nuray Ünal
  • Mahmut F. Çingay
  • Gulen
  • Melek Çırak
  • Renkli
  • Bayındır Han

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%20.4
25-34 Yaş
%22.2
35-44 Yaş
%27.8
45-54 Yaş
%18.5
55-64 Yaş
%3.7
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%40
Erkek
%60

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (4)
9
%21.9 (7)
8
%25 (8)
7
%18.8 (6)
6
%15.6 (5)
5
%3.1 (1)
4
%3.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0