Bütün varlıklar hakkında insanlığın bilgisinin sonucu olan çağdaş bilimlerin, deneyime dayanan felsefenin doğurduğu Schopenhauer düşünce ve inançları ile ilgili öğretisi, madde ve doğayı enine boyuna inceleyerek, ümitsiz prensipler ortaya koyan fenlerin ele geçirdiği zihinlerde yaşamaya neden olan bütün yüce emelleri ve insani tesellileri yok ve tahrip ettiğine, fikirleri harabelerdeki baykuşlar gibi üzgün çığlıklara adadığı ve bu manevi üzüntünün genç fikirleri ve vücutları zehirlediğine karar vererek bu türlü zihni afetlerden kurtulmuş işçinin, bir anlık olsun, mutluluğuna katılmak için daha yanına varmadan: “Buraya bak! Nereye gidiyorsun?” diye bağırdı.
Ağlayamadığımız zamanlar, biz de o gücün mahvolduğu vakitlerdir ki onun yerine var olan bu etkili sessizlik, en şiddetli acıların sebep olduğu gözyaşlarından bile daha yakıcıdır.