Gıçı gırık bi örtmenim, öğretemeyen. Yaşamda yenik, yenilmiş ve becerememişliğine rağmen, umudu olan ve besleyen… estetiği kollayan, derdinde olan, adaleti isteyen peşinde olan, empatinin anlamını kovalayan, cesurluğa imrenen
… bütün bayraklar, en soylu ve en saf olanları bile kan ve bok boka bulanmıştır. müzelerde,kiliselerde sergilenen, önünde idealler, hayaller adına saygıyla eğilen şanlı bayraklara baktığında kendini kandırma: o kahverengisi lekeler pas lekesi değil, kaybedenlerin boku, kazananların boku, kötülerin boku, kahramanların boku, kan ve boktan oluşan insanların bokudur…
… diktatörler asla tesadüfen ya da şımarıklık sonucu ortaya çıkmaz. Diktatörlük, kendisinden önce gelen rejimin, körlüğününün, beceriksizliğini, sorumsuzluklarının, yalanlarının, iki yüzlülüğünün meyvesidir…
… onlar da seni diyordu ve bir arayıştaydılar başka bir şeyin arayışındaydılar işte. Belki kendilerinin, ezilen kişiliklerinin arayışıydı bu. Kitlenin dışında durmak istiyorlardı. İnsan-kitle ilişkisinin dışında…
Bugün sormamız gereken iki soru var. Doğrudan ya da dolaylı bir yolla öldürülmeyi ya da şiddet nesnesi haline gelmeyi kabul eder miydiniz, etmez miydiniz? Peki, birine şiddet uygulayabileceğinizi ya da birini öldürebileceğinize inanıyor musunuz? Her iki soruya da evet yanıtını verenler, otomatik olarak bundan doğan bir dizi sonuçla karşılaşacak ve bunun sonucunda da yeni bir savaş problemi ile karşılaşacak. Ya da: insan tarihe tamamen teslim olduğunda, ancak tarihin izin verdiği ölçüde kendi gerçekliğine geri dönebilir, ya da bağlı kalabilir. Böylece sürekli korku içinde yaşanır. Bu korku evresinden çıkabilmek için düşünmeliyiz ve düşüncelerimiz doğrultusunda harekete geçmeliyiz