rabia.

rabia.
@apoletsiiz
Kitaplar ikinci evimiz..
Özel Eğitim Öğretmenliği
Giresun
23 Mart
50 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2023 00:00
Uğultulu Tepeler, Emily Brontë'nin bundan yaklaşık 200 yıl kadar önce Ellis Bell takma adı ile yayınladığı Victoria Dönemi eseridir. Dönemin özelliklerine ve yazarın yaşamına göz atmadan eserin tam olarak anlaşılamayacağının kanatindeyim. Emily Brontë, yazarlık serüvenine Victoria Dönemi'nin o bunaltıcı havasında atılır. Dönemin ağır şartlarından dolayı bir kadının edebiyatla ilgilenmesi heleki bir eser yayınlaması olur şey değildir. Bu durum onu eserini bir takma isim ile yayınlamaya zorlamıştır. Victoria Çağı, İngiltere'de Sanayi İnkilabı'nın yükselişe geçtiği, 100 yıl kadar sürmüş en bilindik dönemlerinin başında gelir. Birçoklarınca kabarık etekli dönem elbiseleri ve dar korselerin dönemi olarak görülsede bu romantik imajına nazaran genel itibariyle kasvetli ve bir o kadar ürkütücü bir havaya sahip çeşitli sıkıntıların hakim olduğu bir çâğ. Kadının insan olarak pek fazla sosyal hakkının olmadığı, kadın haklarının fazlasıyla baskı altına alındığı bir dönem. Ayrıca dönemin kaynaklarında Victoria Dönemi'nde doğan her 10 çocukdan 5 inin dönemin sağlıksız şartlarından dolayı yaşamadığı, nehir ve dere yataklarının cesetlerle ve hayvan leşleri ile dolduğu, oldukça fazla verem, tifo gibi salgın hastalıkların yaygın olduğu belirtiliyor ki Emily Brontë'de oldukça genç bir yaşta (30) veremden hayatını kaybediyor. Kuşkusuz edebiyat tarihinin en sarsıcı romanlarından biri olan bu eser Victoria Çağı Edebiyatı ile taban tabana zıttır. Çağın izlerini ustalıkla yansıtır ama eser başlı başına dönemin İngiltere'sine bir başkaldırıdır. Sözünü ettiğim gibi romanın genel havası oldukça karamsar, ürkütücü ve umutsuzluk dolu.Özellikle kitabın tamamına hakim intikam havası çoğu zaman yüzümde hoşnutsuz bir ifadeyle kaşlarımı çatarak okuduğum bir türdendi. İki ev, iki nesil ve iki aileyi
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma
Reklam
9/10
·543 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2022 00:00
Kitabı okuyup bitirdiğinizde eserin adının neden Yorgun Savaşcı olduğunu çok daha iyi anlıyorsunuz. Çünkü Yorgun Savaşcı, tükenmiş bir milletin ete kemiğe büründürülmüş hali. Kitap Esir Şehir Üçlemesi'nde yan karakter olan İttihat ve terakki mensubu Yüzbaşı Topçu Cemil'in etrafında şekilleniyor. Cihan Harbi'nin kaybedilmesi ve İstanbul Hükümeti'nin amansız fetvaları yüzünden büsbütün yılgınlığa kapılan halkın, bir nevi Milli Mücadele'ye hazırlanış hikâyesi aslında. Vatanperver subayların Anadolu'da bu yılgın insalara karşı verdiği büyük çabayı çoğu zaman hayretle bazen de sinirlenerek okuyorsunuz. Halkın düzenlı bir ordu oluşumuna uzak durması, çetelerin zaten karışık olan durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmesi, insanların dini ve manevi değerlerinin adı hacı, hoca, şeyh olan ancak ilk fırsatta kaypaklık yapmaktan çekinmeyen bir takım şarlatanlar tarafından sömürülüp durması o çetrefilli günlerin zorluğunu gözler önüne seriyor. Adı ittihatçı gavuruna çıkan bir avuç subayın Anadolu'da bu şartlar altında verdiği mücadele okuyan herkesi derinden etkileyecek türden. Cumhuriyete giden sürecin en iyi romanlarından biri.
Edebiyat
Yorgun SavaşçıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20224,307 okunma
8/10
·277 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2022 15:21
Popüler kültürün ve tüketim çağının hakim olduğu bu zamanlarda belkide adını çok sık duymadığımız bir yazar Cengiz Dağcı. Kendisi Türk dünyasının en güçlü kalemlerinden biri. Özellikle yaşadığı toplumu ve zamanı çok iyi bir şekilde anlatması insanın eserlerine büyük bir hayranlık duymasını sağlıyor. Tüm eserlerini Türkçe yazmısı da bizler için oldukça kıymetli. Kitap Halûk adında küçük bir çocuğun ağzından kaleme alınmış otobiyografik bir eser. Dağcı bu eseri ile çocuk zihninin ne kadar güçlü bir unsur olduğunu okurlarına kanıtlamak istemiş sanki. Aslında Badem Dalına Asılı Bebekler yazarın çocukluğunun hikâyesidir. Sovyet rejiminin baskılarını, yeşil üniformalı kara postallı sovyet askerlerini; çocuk aklıyla Halûk'un gözünden yansıtmıştır Dağcı. Kitabı okurken yazarın yapmış olduğu betimlemeler ve güçlü mekân tasvirleri sizi kitabın içindeymiş gibi hissetirir çoğu zaman. Olaylar bir bahar mevsiminde başlar ve yine bir bahar mevsiminde sona erer. Küçük bir çocuğun zihninde meydana gelen olayların nasıl şekillendiğini, zihnine ne şekilde yerleştirdiğini okuruz tüm kitap boyunca.Ölüm kavramı bir yetişkin için çoğu zaman sadece bir sonu ifade ederken bir çocuğun zihninde ölüm daha farklı şekillendirilir. Mezarlık, kasvetli ve korkunç bir yer olmaktan çıkarılır. Halûk'un kitapta ölenleri zihninde koyduğu yer ve vaktinin büyük bir çoğunluğunu mezarlık duvarı dibinde geçirmesi bundandır. Aynı zamanda çocuğun olaylara henüz kirlenmemiş bir zihinle bakması kitaba acımasız bir kesinlik verir ve eserdeki toplumsal iki yüzlülüğe dikkat çeker. Kuşkusuz kitapta buna en iyi örnek; karakterlerden birinin içki içerken ölmesi nedeniyle diğerleriyle aynı mezarlığa gömülmesinin doğru bulunmamasıdır. Bir Kırım Türk'ü için toprağa değinmeden geçmek düşünülemez sanırım. En azından Dağcı
1000Kitap
Badem Dalına Asılı BebeklerCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 2015512 okunma
Amacından Sapmış Bir Kurgu
5/10
·418 syf.··
2022 1. kitabı
Yıllar sonra yeniden polisiye bir roman okumaya kütüphane rafları arasında gezinirken Ahmet Ümit'in bu kitabının göze çarpan kapağı sayesinde karar verdim ama iyi mi ettim emin değilim. Hikâyemiz 2013 yılının son gününde yılbaşı gecesi Tarlabaşı'nda bir erkek cesedinin bulunması ile başlıyor. Devamında ise Başkomiserimiz Nevzat ve ekibinin cinayeti çözmek için yürüttüğü soruşturmayı ve gelişen olayları okuyoruz. Kitap genel olarak okuyucuyu yormayacak sade bir dille yazılmış, kurgu biraz klasik olsada akıcı denebilecek bir anlatıma sahip. Ancak bununla beraber betimlemelerde ve anlatımda o tatmin edici derinlik ne yazık ki yakalanılamamış. Yazar İstanbul'un bu hiç tekin olmayan arka sokaklarında birçok konuya dikkat çekmek istemiş. Bunların en belirgin olanı kadınların zorlu hayat mücadeleleri ki yazar bunu tek bir cümleyle özetlemiş aslında: "Bu memlektte kadınların eti de canı da sudan ucuzdur." (Sayfa 270) Bunun yanı sıra suçun binbir çeşi bu tarihi semtin sokaklarına tamamen sinmiş. Yolsuzluklar, aptal mafya raconları, rant kavgaları ve tabiki dini imanı para olanlar ve uğruna mahvettikleri hayatlar... Ancak rahatsız edici kısım ise türü polisiye olan bir kitapta okurun gözüne sokulmaya çalışılan siyası olaylar. Evet 6-7 Eylül ve Gezi Parkı Olayları'ndan bahsediyorum. Kitabın Gezi Parkı Olaylarından hemen sonra yazılmış olması mı buna bir etken bilmiyorum ancak okuduğum şeyin bir cinayetin etrafında gelişen olaylar olması gerekirken siyasi diyaloglar içermesi hoş değildi. Elbette yazarın bu konular hakkında bir görüşü olabilir. Buna kimsenin bir itirazı olmaz ancak bunun yerinin burası olması gerektiğini sanmıyorum. Kitabın bir polisiye olduğunu düşünürsek siyası olayların kurgunun önüne geçilerek dallandırılıp budaklandırılması kurgunun zayıf kalmasına neden
1000Kitap
Beyoğlu'nun En Güzel AbisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,5bin okunma