Güçlü olanlar bencilce davranarak, her şeyin en güzelini, en yararlısını kendilerine ayırmaya başlamışlar. Buna karşı çıkanları öldürmüş, köle yapmış, zindanlarda Çürümeye terk etmişler. Böylece mavi dünya mızın bereketli toprakları kardeş kanının ak tığını görmüş. Dökülen kan insanları doğru yola getirmiş mi dersin? Ne gezer, atalarımız, 'Kurt kan kokusunu duyunca azar,' demişler ya, insanlar da tıpkı kurtlar gibi olmuş. Bir zamanlar uçsuz bucaksız doğanın görkemli gücü karşısında bacakları titreyen insanın burnu bir anda Kafdağı'na ulaşmış. Kendi kardeşle rini öldürdüğü yetmezmiş gibi, doğadaki öte ki canlıları da yok etmeye başlamış: Toprağı kısırlaştırmış, suları kirletmiş, ormanları çöle çevirmiş. İnsanın bu yıkıcılığına yine insanlar karşı çıkmışlar. Böyle olmaması gerekir,' demişler. 'Biz insanız, vahşetin yasalarına göre yaşamamalıyız. Geçmişte olduğu gibi hepimizin birlikte mutlu olacağı bir toplum kuralım." Gelgelelim, tiranların hükmettiği bir dünyada bunu başarmak, çakıl taşlarıyla kale kurmaktan çok daha zormuş. Ama güzel günler düşle yen insanlar yılmamışlar; gün olmuş ellerinde kılıçlarla köleliğin zincirlerini parçalamışlar, gün olmuş uzayın derinliklerinde yeni dünyaların keşfine çıkmışlar, gün olmuş insanları güzelliğe çağıran resimler, oyunlar, şiirler, romanlar yaratmışlar. Her yol ayrımında, her dagın eteğinde yeni bir güçlük bekliyormuş onları. Bazen biraz yavaşlamışlar. Hatta durdukları bile olmuş. Bazen de yanlış yola sapıp yıllarca sahte bir ışığın peşinde dolaşmışlar ama her defasında yola yeniden koyulmuşlar. Yürüyüş hep sürmüş.
Lakin bilmek öyle kolay değildir kızanım bilmek için bıkıp usanmadan calısmak susuz kalmış bir çiçek suyu nasıl emerse öyle iştahla öğrenmek gerekir. Diyelim ki öğrendin, yine yetmez. Niye bildiğini, niçin öğrendiğini de unutmaman gerekir. Bilgi, Hakk'ın bize sunduğu bu dünyayı, canlıları korumak içindir. Eğer bunların tersine iş görürse yıkıcı olur. Insan bilginin efendisidir, bilgi insanın değil. Öğrenmenin zararı olmaz derler ama dikkat etmek lazım, amaçsız bilgi maymuna çevirir insanı. Bir de bakmışsın, farkına varmadan bilgiçlik taslamaya, sağa sola tafra yapmaya başlamışsın. Oysa tafra atmak cahillerin harcıdır. Önce bilgi yükünü taşımayı öğrenmeli insan. Kolay iş sanma. Çünkü taştan daha ağırdır bilgi. Bu yükü taşımak sabır ister, metanet ister. Taşımayı bilmeyenler daha ilk engebeden kaldırır atarlar sırtlardaki yükü taşımayı bilenler ise en dik yokuşlara bile tırmanırlar Çünkü onlar taşıdıkları yükün bu dünyada insanlara ahirette Allah'a lazım olduğunu bilirler zirveye ulaştıklarında ise teki kazançları Kamil insan olmaktır
Hayat, yüzyıllardan beri devam ettiği gibi, katı topraktan bir lokma birşey sökmek için sessiz bir dövüş halinde ilerlemeye basladı.
Dostluklar, hovardalıklar, kabadayılıklar, yalnız ekmek düşünenlerde yavaş yavaş yok olmaya başlayan bu hisler ve hareketler, bir hatıra bile olamayacak kadar kafalarda sislendi.