Bismillahirrahmanirrahim,
Kitabı beğendim, akıcıydı. Kısa kısa denemelerden oluşuyordu, okurken işte bu,
çok haklı dediğim ve gülümsediğim yerler çok oldu. Yazar sık sık farklı
yazarların düşüncelerinin ortak yerlerini bize sunmuş. Hiç aklıma gelmeyecek
yazarları bir arada vermiş ve farklı kitaplara çok gönderme yapmış (güzel
açıdan tabi) insana aralarında bilmediği kitaplar olunca, bu kitabı mutlaka
okumalıyım, bunuda okumalıyım dedirtiyor sürekli olarak. Beğendim, ortalama
güzel bir kitaptı.
“Apophenia”, adını rastlantısal bağlantılar kurma eğiliminden alan bir eserdir. Hayatın kaotik görünümüne düzen ve anlam arayan insan psikolojisine derin bir bakış atıyor. Kitap, soyut ve somut varlıklar arasında desenler ve eşleşmeler bulma çabasını, felsefi bir perspektiften ele alıyor ve okuyucuyu kendi iç dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor.
Yazar; eserinde, varoluşsal sorularla dolu bir dünyada, insanın kendini ve çevresini anlama çabasını, zengin bir dil ve etkileyici alıntılarla işliyor. “Apophenia”, sadece bir düşünce egzersizi değil, aynı zamanda okuyucunun kendi hayatındaki desenleri keşfetmesine yardımcı olan bir rehber niteliğinde.
Kitabın her bir denemesi, okuyucuyu farklı bir felsefi tartışmanın içine çekiyor ve onları, kendi varoluşlarını yeniden değerlendirmeye teşvik ediyor. Sarısakal’ın titiz notları ve gözlemleri, okuyucuya, günlük hayatın monotonluğundan sıyrılıp, daha derin ve anlamlı bir zihinsel mekâna adım atma fırsatı sunuyor.
Sonuç olarak, “Apophenia”, sıradanlığın ötesine geçmeyi arzulayan ve düşünce dünyasının derinliklerine dalma cesaretini gösteren her okur için zengin ve ödüllendirici bir deneyim vaat ediyor. Ramazan Sarısakal’ın bu eseri, düşünmeyi seven ve hayatın gizemlerini çözmeye hevesli herkes için ideal bir başucu kitabı olabilir.
Apophenia - Ramazan Sarısakal
İyi okumalar dilerim!
Düşmeler öğretir insana yürümeyi. Yara izleri rütbeleri gibidir iyi bir yolcunun.
*
Beklemenin de bir sonu vardır ancak beklemiş olmanın bir sonu yoktur.
*
Bazı yolculuklara çıkmak için bavulları boşaltmak gerekir. Elinizdekiler değil, elinizdir lazım olan, aklınızdakiler değil aklınız, yüreğinizdekiler değil yüreğiniz.
*
Baktıklarımız artarken gördüklerimizin azalması, duyduklarımız artarken dinlediklerimizin azalması, dokunduklarımız artarken hissettiklerimizin azalması… Bize gelmekte olanı haber veriyor aslında.
*
Eksileni dışarıda aramamak gerek… Evet, bir gerçeğimiz var ve bu gerçek içimizde bir yerde eksile eksile oluyor… Biz ise arta arta yok oluyoruz…
*
Dışarıdan bakıldığında imkânsız gibi görülen iki şey arasında bağı ya deliler kurar ya dehalar.
*
Tüketimin üzerine en çok yatırım yaptığı iki nokta: Beden ve ev.
*
Kusurun da bir güzelliği vardır. Bize eksik yanımızı hatırlatır.
*
Var olmanın, bağlı olmanın, ayrı olmanın ve yitik olmanın dehşeti.
*
Özlem, boşta kalan bir el ya da elde kalan bir boşluk.
*
Sonbahar kışın habercisi değildir… Zannedildiği gibi gelmekte olan soğukluğu haber vermez sonbahar; giden sıcağı, ateşi, yangını haber verir… Yanmışlığı sararmışlığıyla anlatır… Tıpkı zamanın yakıcılığını anlatan sararıp solmuş bir fotoğraf ya da bir mektup gibi…
*
Teşhir etmenin altında yatan mantık, saklayacak bir şeyim yoktan ziyade, gösterecek başka bir şeyim yoktur.
Tam olarak oturup tek nefeste okumak istediğiniz ancak her okuduğunuz kelime, cümle sizi düşündürdüğü için bir cümle okuyup boş boş duvara bakıp "işte bu be" diyerek aslında etrafınızda içinizde olan olaylara hallere kitabın hem cevap olup hem düşündürmesi. Muazzam.
Enfes..Dâkik ,derun hafif rüzgarlı havadaki hoş seda 'gibi'..
Nasıl anlatabilirim bilemiyorum..Anlatılacak o kadar şey var ki..
Yazılanların hepsi yudum yudum mâna barındırıyor..
(Okudukca bitmesin istediğim kitaplarım arasında..)
Bir inceleme yerine bir not olarak kalsın istiyorum..Zira incelemenin kendisi bu kitap..
İnce'lemeyi sizlere, zevkini de şimdilik kendime bırakıyorum..
Bitirmiş olmanın bir bit'mişliği var üzerimde..Kimine göre yeşeren bir bit'iş..Kimine ise b'itiş...
Velhasıl rastlantıların ötesinde..
"Apophenia, yazarın felsefî denemelerinin yer aldığı bir birikim. Felsefe, Psikoloji ve Edebiyat'ın birbirlerine geçişimli olduğu bölgelerdeki sınır çizgisinden okurun düşünsel kırkambarına yeni tohumlar taşıyarak notlar-fragmanlar biçiminde şekilleniyor."
İçinde felsefe, psikoloji ve Edebiyat olunca tabi ki tadından yenmeyen bir eser oluyor kitap. Düşünmeyi öğreten kitapları severim.
Düşünerek yazılan kitapları da.
Bu kitap ikisini de içinde barındırıyor.
En hoş özelliklerinden biri de değindiği konuların sayfa aralığı en fazla bir veya bir buçuk sayfa olması. Bu kadar az sayfada o konu hakkında düşündürüyor olması muhteşem.
Düşünmek için okuyun. Düşünüyorsanız okuyun. Düşünmeyi seviyorsanız, okuyun.
İyi ki yazılmış dediğim kitaplardan oldu.
İçinden bir kaç yazı paylaşayım.
-Ya mutluysak ve bundan haberimiz yoksa?
-Söze sahip olmayanların söz sahibi olma hırsı mı değersizleştirdi kelimeleri? Ne olmuştu da açılmıştı kelime ile anlamın arası?
-Peki, size benzer bir ilaç sunulsa... Kendinizden dahi gizlediğiniz korkularınızla yüzleşmeyi ister miydiniz? Gerçekte sizi neyin korkuttuğunu yaşayarak öğrenmek ister miydiniz?
-
Bir insanı tanımak istiyorsanız ona sorular sormayın, ondan sorular sormasını isteyin. İnsanlar cevapların arkasına saklanabilir ama meraklarının, sorularının, sorgulamalarının arkasına saklanamazlar.
-Sahip olamadığınız 'büyük şeylere' üzülmeyin. Sahip olduğunuz 'küçük şeyler' hayatın anlamını size verecektir.
-Üşümekten değil üşüdüğünün görünmesinden, çaresizlikten değil çaresizliğimin ortaya çıkmasından korkmak..
-"Taşa şekil vermiyorum." demiş bir sanatçı ve eklemiş "Fazlalıklarını attığımda bu sanat çıkıyor ortaya." Kimbilir hangi fazlalıklar taşlaştırdı ki bizleri kanatları ağırlaştı içimizdeki 'kuşun'.
-Unutmamalı ki "hiçbir yara izi çirkin