Mayıs Okuduklarım & Haziran TBR (Yappingte Şampiyonlar Ligi)
Mayıs ayı, yine-yeni-yeniden çok dengesizdi. Ben bile bu kadar dengesiz değilim/j Kimi zaman, YKS25 sınavındaki sanat eserini çöp sanıp çöpe atan hizmetçi kadar süzme; kimi zaman Kintsugi sanatı gibi kendini kusurlarıyla dahi kabul eden hatta o kusurları daha da ön plana çıkaran o sanat türü gibi kendiyle barışık & mutlu hissettim. Ortasıysa hiçbir zaman kapımı çalmadı. Yaşadığım sıkıntı büyük ölçüde hobilerime yansıdı tabii. Özellikle kitap cephesi bundan fazlasıyla nasibini aldı: Kitap okumak, benim için aylar önce korktuğum şekilde yük haline geldi. Kitapları özümseyerek okumadım aksine vicdanımı rahatlatmak için bir araç niyetine kullandım. Sonucu ağır oldu gerçiçdğwdğwdwpğ. Vicdanım sadece kısa süreli rahatladı. Günün sonunda eylemleri yüzünden kitap okumaktan iyice soğumuş kendimle kaldım. Ama dengesiz demiştim ya ay hakkında, atlatmanın yolunu da buldum fazla gecikmeden. Yanlış anlaşılmasın, çok sıkıntı çektim süreç içinde. Sabotajcı iç sesim otoriter oldu, keyif aldığım şeylerin bana yine zevk vermemesinden korkup kaçtım. Ancak, tüm hayatıma entegre ettiğim bir sözü, düşünceler susana dek telkin ederek çıktım bataklığımdan: Yarına sağ çıkıp çıkmayacağım bile belli değilken ben ne diye saçmalıklara harcıyorum zamanımı? Ben, her zaman hayata en ufak rüzgarda uçup giden bir yaprak olmadığımı, iz bırakmak için geldiğimi düşündüm. İz bırakmak istiyorsam, sevdiğim şeyleri dibine kadar tatmak istiyorsam bir kelebeğin ömrü misali zamanı değerlendirmem gerekmez mi? Gerekir. Ben de kazandığım bu farkındalıkla yeni bir pencere açtım hayatıma. Ancak o pencere, direndiğim o rüzgarı beraberinde getirdi. Hâliyle yanlışım sandım. Sonra anladım, panzehirim rüzgarmış. Yıkılmakmış. Kitaplardan, çok sevdiğim şeylerden kendimi soğutmam yüzeysel bir olay değilmiş. Kendimi
1000Kitap
“Dışarısı çok sıcak ve aptal insanlardan nefret ediyorum."
Reklam
Anlat Dediler, Anlattım
Oturdum bir taşın başına, neler geldi başıma. Anlat, dediler, anlattım, Kimi güldü, kimi ağladı, Dağlar anam, dağladı, Yüreğimin içi çığladı, Anlat, dediler, anlattım. Bir mekâna oturdum, aklımda deli götürdüm. Bu mezara kimi götürdüm, Anlat, dediler, anlattım. Hey gardiyan, aç kapıyı, Ya cennet ya cehennem olsun. Bu dünyada şeytan dolu, Melekler, huriler bizi bulsun. Gözümde yaş kalmadı, mazlumları vurdu kurşun. Bana deyip durdular, anlat, dediler, anlattım.
Şiir
elde çiçek seni soran aptal bi romantik var
Müzik
Aptal seninle ne planlarım vardı benim aptal!!!
Weltschmerz
Nedir bu Weltschmerz Son zamanlarda 1000 kitapta sıklıkla kullanılan bu kavram aslında Johann Paul Friedrich Richter kısaca Jean Paul olarak bilinen Alman edebiyatçısına aittir Weltschmerz (dünya ağrısı /dünya bıkkınlığı) kavramını kazandıran ilk kişidir ve İlk kez Vorschule der Ästhetik adlı eserinde kullanmış Herr Jean Paul için Weltschmerz dış dünyanın yani (gerçekliği) sıradanlığı ve acımasızlığı arasındaki uçurumu o derin varoluşsal hüzünü açıklamak için kullanmış Bu acı sizin 1000kitapta belirttiğiniz kişisel bir dertt değil 😄 dünyanın varoluş biçimine duyulan bir kırgınlıktır. Uzatmayalım sonra bu kavramı Alman romantik tayfası kullanmaya başladı Heine Hölderlin Hermann Hesse Thomas Mann daha başka Weimar Klasisizmi yani Goethe ve Schiller ve Fransız Romantik tayfası Rus tayfası ozellikle Aleksandr Puşkin (Yevgeni Onegin filimi çok güzel ) gibi yani bütün dünya edebiyatını şekillendirdi Unutmadan Bizim Arthur Schopenhauer bu kavramı kullanmış ama onun felsefesinin kötümserliği/pesimizm yani yaşamın temelde bir acı çekme süreci olduğu fikriyle karıştırmayın o bu acılara Dünyayı kör bir İradenin yönettiğini bu yüzden acının kaçınılmaz olduğunu söyler Schopenhauer rahat bırakın onun acısı başka😂 Yani anlaşılacağı gibi Weltschmerz estetik bir duygu durumu anladınız mı sizin o aptal nesneleşmiş aşk acınız değil Aşkı kavramını öğrenin Alman romantikler mi size öğretsin aşkı 😄 Aşık olmak söylediğim gibi Bir nesneye (kadın/erkek) bağımlılık değil varoluşsal biçimdir
Reklam
Reklam