Çarpıtılmış bir masal
8/10
·256 syf.··
2026 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:22
Bir fablı çarpıtıp onu karanlık bir hikâyeye dönüştürdüğünüzde, ortaya aslında insanlığa dair bir hikâye çıkıyor. Benim Aptal Niyetlerim’i okumaya başladığım anda ister istemez gerildim. Ana karakterimiz ve aynı zamanda anlatıcımız olan Archie’nin aile yapısının anlatıldığı ilk bölüm, o evin karanlık ve sevgisiz atmosferini iliklerinize kadar hissettiriyor. Bunun üzerine Archie’nin ağaçtan düşerek sakat kalması ve yuvasında dışlanması da eklenince hikâye daha da sarsıcı bir hâl alıyor. Yine de kız kardeşiyle kurduğu ilişki (Ensest her ne kadar hayvan üzerinden anlatılsa da bu insani bir şekilde anlatıldığı için çok rahatsız edici.) ve annesi tarafından Solomon adlı tefeciye (tilki) satılması, kitabın en rahatsız edici ama aynı zamanda en güçlü yanlarından biri. Ne kadar hayvanlar üzerinden anlatılsa da, alt metinde çok insani bir hikâye olduğu için yaşananlar okuru doğrudan etkiliyor. İkinci bölümde Archie’nin Solomon’un yanında tefeciliği ve kötülüğü öğrenişini izliyoruz. Buradaki şiddet ve acımasızlık oldukça yoğun. Ancak karakter gelişimi açısından bakıldığında, kitabın en güçlü bölümü olduğunu düşünüyorum. Archie’nin dönüşümünü adım adım görmek etkileyici olduğu kadar rahatsız edici de. Üçüncü bölümde ise Solomon sonrasındaki hayatı anlatılıyor. Archie’nin hayvan olmakla insan gibi davranmak arasında gidip gelmesi, başarısızlıkları, kayıpları, Anya’ya duyduğu aşk, baba oluşu ve içgüdülerinin peşinden sürüklenişiyle kayıpları bu bölümün temelini oluşturuyor. Son bölümde karşımıza artık olgunlaşmış bir Archie çıkıyor. Neredeyse tamamen insani reflekslerle yaşayan bu karakterin ömrünün son dönemine tanıklık ediyor ve geçmişten gelen sürpriz bir karşılaşmayla hikâye tamamlanıyor. Kitabı sesli olarak dinledim. Nuri Karadeniz harika bir iş çıkarmış. Hande
Benim Aptal NiyetlerimBernardo Zannoni · Timaş Yayınları · 202577 okunma
9/10
·200 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 14:24
Aptalı Tanımak – Celal Şengör Aptalı Tanımak, ismi nedeniyle ilk başta mizahi bir kitap gibi görünse de aslında insanın düşünme biçimleri, bilgiyle kurduğu ilişki ve eleştirel düşüncenin önemi üzerine yazılmış bir eser. Kitabı okurken sık sık çevremdeki insanları değil, kendimi sorguladığımı fark ettim. Kitabın en dikkat çekici yanı, cehaleti yalnızca bilgisizlik olarak tanımlamaması. Celal Şengör’e göre asıl problem, insanın bilmediğini bilmemesi ve öğrenmeye kapalı olması. Bu bakış açısı kitabın temelini oluşturuyor. Çünkü herkes bazı konularda bilgisiz olabilir ama bunu kabul edip öğrenmeye çalışmakla, her şeyi bildiğini sanmak arasında büyük bir fark var. Kitap boyunca bilimsel düşüncenin önemi sık sık vurgulanıyor. Yazar yer yer sert bir dil kullansa da anlatmak istediği şey aslında oldukça açık: İnsanların duydukları her şeye inanmak yerine sorgulamaları, araştırmaları ve kanıta değer vermeleri gerekiyor. Bazı bölümlerde Celal Şengör’ün üslubu bana fazla keskin geldi. Özellikle fikirlerini aktarırken oldukça net ve tavizsiz bir yaklaşımı var. Bu durum kimi okurların hoşuna gidebilirken kimilerini rahatsız edebilir. Benim için kitabın en tartışmalı tarafı da buydu. Buna rağmen kitap, insanın düşünme alışkanlıklarını gözden geçirmesi açısından oldukça ilgi çekici. Okurken sadece “aptal” olarak tanımlanan insanları değil, hepimizin zaman zaman düştüğü düşünce hatalarını da görüyorsunuz. Aptalı Tanımak, bana bilgi sahibi olmanın tek başına yeterli olmadığını, önemli olanın öğrenmeye açık kalmak ve kendi düşüncelerini de sorgulayabilmek olduğunu düşündürdü. Her görüşüne katılmasam da üzerine düşünmeye değer fikirler barındıran bir kitaptı. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey şu oldu: İnsanı gerçekten geliştiren şey, ne kadar bildiği değil; bilmediklerini fark
Aptalı TanımakCelâl Şengör · Ka Kitap · 20152,206 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
SPOİLER VARR
Puan vermedi
eveet,bu kitabi mitolojik icerik var diye aldim oyle de vardi zaten,hiyeroglifler falan cizilmis kitaba ve bunu cok sevdim,punto gayet iyi,bolumler yeterli uzunlukta falan falan,asil konuya gelelim ana kadin karakter Inez ailesinin Mısır'da oldugunu duyunca apar topar toplanip Mısır'a gidiyor(dayisi da arkeolog)onu dayisi yerine dayisinin hizmetinde calisan ana erkek karakter (ismi onemli degil) onla karsilasiyor o da Inez'e diyor ki 'dayin beni gorevlendirdi,buradan simdi gideceksin' geldigi gibi gitmis oluyor kisaca ama Inez bana misin diyerek bavullarini falan umursamadan gidiyor,o sirada babasinin ona hediye ettigi yuzugu bir adam 'bu Kleopatra'nin yuzugu' diyerek Inez'den yuzugu caliyor neyse sonra dayisiyla konusuyor dayisi diyor buna 'yarin gidecen' Inez diyor 'tmm' sonraki gun dayisinin gemisine atlayip gizleniyor,kimligini ne zaman gosterecegini bilmiyor ama denizde geminin sallanmasi sonucunda bir anda suya dusuyor,ana erkek karakter onu zorbalarken bir anda 'yuzme bilmiyorum' diyor ve sonra ne oluyor? Ana erkek karakter denize atlayip Inez'i daha da dibe cekip suni tenefus yapiyor(akil alir degil) neyse bunlar kurtuluyorlar,kazi alanina geliyorlar Inez'in yetenegi var resimde dayisi diyor ki 'resim ciz bakim' o da 'tmm' diyor ciziyor iste,boyle arada sirada Kleopatra'nin anilarini goruyor(o kisimlari cok guzeldi)sonra bir gece bir bakiyor annesi karsisinda amantanrimm,annesi diyor ki 'dayin kacakcilik yapiyor sen pek degeri olmayan esyalari al getir' diyor Inez'de 'tmm' diyor yine,yardim ediyor kii bir bakmis annesi bir yabanciyla gemide,esyalari alip Inez'i almadan gidiyorlar (kahpe) bu sirada ana erkek karakterle ilk kez opustukten sonra erkek karakter 'benim nisanlim var' dedi PAUABDHIAWBDBIAHSBDH kitabin sonlarina dogru bu ikisi kaciriliyor ve maalesef
Nehrin BildikleriIsabel Ibañez · Artemis Yayınları · 2025154 okunma
iyi bir plot twisti
9/10
·344 syf.··
2022 12. kitabı
buyuk bır heyecan ve merakla okudum. crımınal olsun ve kendımı son sayfaya kadar katılı buldum sanıp akıllı hıssedeyım ama son sayfada aptal oldugumu oğrenmek ıstıyorum dıyorsanız mutlaka okuyun. dizisi de cıktı sonrada ona bakın
Ne Yaptığını BiliyorumAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20226,9bin okunma
3/10
·470 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
iyi bir tema ama tema dışında kalan her şey berrrrrbat. kitabı alırken beni kandırmışlar resmen, yok murakami stili yok rüya atmosferi yok onun kalemi bambaşkadır falan. eksik ve amatörce yazıyı size bir özgünlük olarak yutturmaya çalışıyorlar. iki karakterin gözünden okuyorsunuz, tengo ve aomame birbirini tamamlayan ama çokça da farklı karakterler. tengo herhangi bir karakter gibi sunulurken aomame ve kitaptaki diğer kadın karakterler inanılmaz seksist ve objeleştirilerek yazılmış. uazar bir kadın karakteri tanımlarken göğüslerinin şekli duruşu boyutu ve bir sürü aptal saptal şekilde tanımlamayı uygun görüyorken erkek karakter için herhangi bi adam gibi tanıtıyor. sürekli anlamsız cinsellik sahneleri beni bıktırdı. iki karakter adamakıllı konuşurken birdenbire ya memelere odak kayıyor ya da seksten bahsetmeye başlıyorlar. ucuz bir porno okuyormuşum hissiyatını silen hiçbir sahne olmadı. karakterler derin değil, tutarlı da değil. kitabın yarısına kadar hikaye açılmıyor, gizemi çözmek için ortaya atılan olgular daha da çorbaya çeviriyor. sürekli bir ara metin geçiyor ve kitabın bitmesine son kırk sayfa kala bile sana random bi bilgi atıyo yazar. konuşmalar da akıcı olmadığı gibi karakterleri yansıtmıyor, yazar karakterlerin ağzını açıp kendi istediklerini onlara söyletiyor gibi hissetmekten kendimi alamadım. gerçek dünyada ya da gerçek dünyayı taklit eden bir dünyada olmayacak sohbet konuşmaları geçiyor, örneğin iki kız dışarı yemeğe çıkıyorlar ve birbirlerini tanımaya çalışıyorlar kızlardan biri çocukluğunda erkekler sana kötü şeyler yaptı mı diye bi soru ortaya atıyor, yeni tanıştığın kimseye böyle sormazsın ya da konuşmazsın ki... bilgi aktarımı yapay: karakter bir silahın modeli hakkında endişeye düşüyor ve yatmak için yaklaştığı adama sohbet esnasında modeli
1Q84 - 1. KitapHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20243,529 okunma
Budala - İyiliğin Sınırı Üzerine Bir Roman
8/10
·779 syf.··
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:12
Dostoyevski'nin Budala'sı ilk bakışta saf ve iyi bir adamın hikâyesi gibi görünür. Ancak kitap ilerledikçe anlarız ki mesele bir budalanın hikâyesi değil, iyiliğin bu dünyada ne kadar yaşayabileceğinin sorgulanmasıdır. Prens Mışkin çevresindeki insanların sandığı gibi aptal değildir. Aksine, insanların iç dünyalarını en iyi gören karakterlerden biridir. Kimin yalan söylediğini, kimin acı çektiğini, kimin tutkularının esiri olduğunu çoğu zaman herkesten önce fark eder. Fakat gördüğü gerçekleri kendi çıkarı için kullanmaz. Onun trajedisi de burada başlar. Roman boyunca Rogojin saplantının, Nastasya Filippovna ise yaralarının esiri olmuş bir ruhun temsilcisi gibidir. İkisi de farklı sebeplerle kendi uçurumlarına yürür. Nastasya'nın önünde defalarca yeni bir hayat kurma fırsatı olmasına rağmen geçmişinin gölgesinden kurtulamaması, karakterin en acı tarafıdır. İnsan ona üzülür; fakat aynı zamanda çevresindeki insanları da kendi felaketine sürüklediğini görür. Rogojin ise aşkın değil, saplantının temsilcisidir. Sevdiğini düşündüğü kadını anlamaya çalışmak yerine ona sahip olmaya çalışır. Bu yüzden sonu şaşırtıcı değil, kaçınılmazdır. Ancak kitabın en trajik karakteri bana göre yine de Mışkin'dir. Çünkü o insanların karanlığını göremediği için değil, gördüğü hâlde onları kurtarmaya çalıştığı için kaybeder. Her şeyi anlayabilmek, her şeyi değiştirebilmek anlamına gelmez. Dostoyevski'nin en sert gerçeği belki de budur. Mışkin insanları anlar, onlara acır, onları affeder; fakat bazı yaralar sahibinin isteği olmadan iyileştirilemez. Kitap bittiğinde geriye bir zafer hissi kalmaz. Kimse kazanmaz. Kimse kurtulmaz. Okuyucu son sayfayı kapattığında bir süre sessiz kalır ve kendi kendine şu soruyu sorar: "İyilik gerçekten yeterli midir?" Budala'nın bende bıraktığı en güçlü düşünce,
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma