8/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:50
“Aptal olmamak, bilgeliğin başlangıcıdır.“ Horatius Eserin yazarı Christoph Martin Wieland (1733-1813), Alman mütercim, şair ve de yazar. Mütercim olarak Shakespeare'in 22 tane oyununu Almancaya ilk defa çevirip yayımlamıştır. Kendisinin en mühim eseri ise okumuş olduğum Abderalılar romanıdır. Abderalılar, ilk defa 1774 senesinde tefrika edilmeye başlanıyor ve kitap olarak da ilk baskısı 1781 senesinde yapılıyor. Abderalılar için felsefi unsurlar da içeren bir tarihî roman diyebiliriz. Zâten Wieland'ın kendisi de bu eseri için "Dahi İle Dar Kafalılar Üzerine Bir Felsefe Romanı" ifadesini kullanıyor Abdera, malûm olduğu üzere bir Yunan antik şehridir. Milattan Önce 7. asırdan itibaren tarihî kayıtlarda yerini alıyor. Abdera halkının karakteri tarif edilirken öne çıkan özellikleri için şunlar söylenir: Çabuk parlayıp çabuk sönen, dar kafalı, dar görüşlü, çoğunluğun güldüğüne ağlayan ve çoğunluğun ağladığına gülen, tuhaf takıntıları olan, kendilerini akıllı zanneden, bilge biriyle karşılaştıklarında onu yermeye çalışan değişik bir millet. Meselâ Abderalı bir düşünür olan Demokritos'un bunlardan çekmediği kalmıyor. Eserde de geçtiği üzere Demokritos, bu dar kafalara laf anlatamadığı için şehrin ücra bir yerine gidip orada yaşamaya çalışıyor ama Abderalılar kendisini orada da rahat bırakmayıp sık sık ziyaretine gelip tuhaf sorularla rahatsız etmeye devam ediyorlar. Hatta bu da yetmiyor ve devrin meşhur hekimi Hippokrates'i davet edip ondan Demokritos'u deli ilân etmesini bile istiyorlar. İşte Wieland, bu eserinde, Abderalıları mizahi bir üslup ile hicvederek anlatıyor. Yazarın bu dar kafalı insanları psikolojik olarak tahlil edip, tasvir etmesi oldukça başarılı. Zâten metni okuduktan sonra da anlıyoruz ki aslında Abderalılar hâlâ yaşıyorlar ve onların neslinden
AbderalılarChristoph Martin Wieland · Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları · 1992146 okunma
Yine sabahlayrak kitap bitirdiğimiz birgün 2:50
10/10
·336 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 02:23
Hepinize selamm! Hizmetçinin ikinci kitabının incelemesiyle karşınızdayım. Hem spoilerli hem de spoilersiz olacak. Ona göre uyarı koyacağım. Öncelikle başlarında sıkıntıdan baygınlık geçirdim. Hizmetçi de başından itibaren olayların içine giriyorduk ve her bölüm sonu heyecanlı bitiyordu. Sürekli sayfaları çevirmek istiyordum. Ama bu kitapda böyle olmadı maalesef. Ne olduysa son 100 sayfada oldu. Ama o 100 sayfayı da soluksuz okuduğumu söyleyebilirim. Sonuyla Hizmetçi yi açık arayla geçti. Bakalım diğer kitapta ne olacak? SPOİLERLİ KISIM Şimdi... Okurken şöyle dedim Wendy şeytana pabucunu ters giydirir. Ama sonra fikrimi değiştirip Millie'nin daha tehlikeli olduğuna karar verdim. Kız iki dakikada iki insanın da sonunu getirdi. Ayrıca olayları bu kadar iyi planlayıp buna bir intihar süsü vermesi de zekiceydi. Öte yandan Wendy... Herşeyi güzel planlamıştı fakat belli ki sonunu hesaba katmamış. Hele o adam yok mu? Russell. Adamın ne ... olduğu belli değil. Karısını aldatacak kadar aciz, ama adam öldüremeyecek kadar iyi kalpli. Başta aldatıyor karısını sonra da "ben söylerim boşanırız, sonra da senle evleniriz" yok ya. Ee madem başta karına söyleseydin ben senden boşanacağım diye. Wendy'de keşke sevse adamı. Adamı sevdiği için yapmıyor ki. Wendy kendine koca aramıyordu, kocasını öldürmesine yardım edecek bir aptal arıyordu ve buldu. Tabi o adam bir "melek" çıkınca işi kendisi yapması gerekti, adam görevini yerine getirmemiş oldu ve o da bunu açıkça belirtmek için şu cümleleri kurdu: "Russel gülümsediyse de yüzünde bir gerginlik vardı. Douglas'ı öldürmek istemediğini saklamamıştı. Kendisi mutfakta saklanırken pis işi bana yaptırmasına hâlâ inanamıyordum. Eh, mutlu değilse şirret karısına geri dönebilirdi, ben kendime milyon dolarımın tadını birlikte çıkaracak yeni
Hizmetçinin SırrıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20237,3bin okunma
Reklam
Çarpıtılmış bir masal
8/10
·256 syf.··
2026 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:22
Bir fablı çarpıtıp onu karanlık bir hikâyeye dönüştürdüğünüzde, ortaya aslında insanlığa dair bir hikâye çıkıyor. Benim Aptal Niyetlerim’i okumaya başladığım anda ister istemez gerildim. Ana karakterimiz ve aynı zamanda anlatıcımız olan Archie’nin aile yapısının anlatıldığı ilk bölüm, o evin karanlık ve sevgisiz atmosferini iliklerinize kadar hissettiriyor. Bunun üzerine Archie’nin ağaçtan düşerek sakat kalması ve yuvasında dışlanması da eklenince hikâye daha da sarsıcı bir hâl alıyor. Yine de kız kardeşiyle kurduğu ilişki (Ensest her ne kadar hayvan üzerinden anlatılsa da bu insani bir şekilde anlatıldığı için çok rahatsız edici.) ve annesi tarafından Solomon adlı tefeciye (tilki) satılması, kitabın en rahatsız edici ama aynı zamanda en güçlü yanlarından biri. Ne kadar hayvanlar üzerinden anlatılsa da, alt metinde çok insani bir hikâye olduğu için yaşananlar okuru doğrudan etkiliyor. İkinci bölümde Archie’nin Solomon’un yanında tefeciliği ve kötülüğü öğrenişini izliyoruz. Buradaki şiddet ve acımasızlık oldukça yoğun. Ancak karakter gelişimi açısından bakıldığında, kitabın en güçlü bölümü olduğunu düşünüyorum. Archie’nin dönüşümünü adım adım görmek etkileyici olduğu kadar rahatsız edici de. Üçüncü bölümde ise Solomon sonrasındaki hayatı anlatılıyor. Archie’nin hayvan olmakla insan gibi davranmak arasında gidip gelmesi, başarısızlıkları, kayıpları, Anya’ya duyduğu aşk, baba oluşu ve içgüdülerinin peşinden sürüklenişiyle kayıpları bu bölümün temelini oluşturuyor. Son bölümde karşımıza artık olgunlaşmış bir Archie çıkıyor. Neredeyse tamamen insani reflekslerle yaşayan bu karakterin ömrünün son dönemine tanıklık ediyor ve geçmişten gelen sürpriz bir karşılaşmayla hikâye tamamlanıyor. Kitabı sesli olarak dinledim. Nuri Karadeniz harika bir iş çıkarmış. Hande
Benim Aptal NiyetlerimBernardo Zannoni · Timaş Yayınları · 202578 okunma
9/10
·200 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 14:24
Aptalı Tanımak – Celal Şengör Aptalı Tanımak, ismi nedeniyle ilk başta mizahi bir kitap gibi görünse de aslında insanın düşünme biçimleri, bilgiyle kurduğu ilişki ve eleştirel düşüncenin önemi üzerine yazılmış bir eser. Kitabı okurken sık sık çevremdeki insanları değil, kendimi sorguladığımı fark ettim. Kitabın en dikkat çekici yanı, cehaleti yalnızca bilgisizlik olarak tanımlamaması. Celal Şengör’e göre asıl problem, insanın bilmediğini bilmemesi ve öğrenmeye kapalı olması. Bu bakış açısı kitabın temelini oluşturuyor. Çünkü herkes bazı konularda bilgisiz olabilir ama bunu kabul edip öğrenmeye çalışmakla, her şeyi bildiğini sanmak arasında büyük bir fark var. Kitap boyunca bilimsel düşüncenin önemi sık sık vurgulanıyor. Yazar yer yer sert bir dil kullansa da anlatmak istediği şey aslında oldukça açık: İnsanların duydukları her şeye inanmak yerine sorgulamaları, araştırmaları ve kanıta değer vermeleri gerekiyor. Bazı bölümlerde Celal Şengör’ün üslubu bana fazla keskin geldi. Özellikle fikirlerini aktarırken oldukça net ve tavizsiz bir yaklaşımı var. Bu durum kimi okurların hoşuna gidebilirken kimilerini rahatsız edebilir. Benim için kitabın en tartışmalı tarafı da buydu. Buna rağmen kitap, insanın düşünme alışkanlıklarını gözden geçirmesi açısından oldukça ilgi çekici. Okurken sadece “aptal” olarak tanımlanan insanları değil, hepimizin zaman zaman düştüğü düşünce hatalarını da görüyorsunuz. Aptalı Tanımak, bana bilgi sahibi olmanın tek başına yeterli olmadığını, önemli olanın öğrenmeye açık kalmak ve kendi düşüncelerini de sorgulayabilmek olduğunu düşündürdü. Her görüşüne katılmasam da üzerine düşünmeye değer fikirler barındıran bir kitaptı. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey şu oldu: İnsanı gerçekten geliştiren şey, ne kadar bildiği değil; bilmediklerini fark
Aptalı TanımakCelâl Şengör · Ka Kitap · 20152,206 okunma
SPOİLER VARR
Puan vermedi
eveet,bu kitabi mitolojik icerik var diye aldim oyle de vardi zaten,hiyeroglifler falan cizilmis kitaba ve bunu cok sevdim,punto gayet iyi,bolumler yeterli uzunlukta falan falan,asil konuya gelelim ana kadin karakter Inez ailesinin Mısır'da oldugunu duyunca apar topar toplanip Mısır'a gidiyor(dayisi da arkeolog)onu dayisi yerine dayisinin hizmetinde calisan ana erkek karakter (ismi onemli degil) onla karsilasiyor o da Inez'e diyor ki 'dayin beni gorevlendirdi,buradan simdi gideceksin' geldigi gibi gitmis oluyor kisaca ama Inez bana misin diyerek bavullarini falan umursamadan gidiyor,o sirada babasinin ona hediye ettigi yuzugu bir adam 'bu Kleopatra'nin yuzugu' diyerek Inez'den yuzugu caliyor neyse sonra dayisiyla konusuyor dayisi diyor buna 'yarin gidecen' Inez diyor 'tmm' sonraki gun dayisinin gemisine atlayip gizleniyor,kimligini ne zaman gosterecegini bilmiyor ama denizde geminin sallanmasi sonucunda bir anda suya dusuyor,ana erkek karakter onu zorbalarken bir anda 'yuzme bilmiyorum' diyor ve sonra ne oluyor? Ana erkek karakter denize atlayip Inez'i daha da dibe cekip suni tenefus yapiyor(akil alir degil) neyse bunlar kurtuluyorlar,kazi alanina geliyorlar Inez'in yetenegi var resimde dayisi diyor ki 'resim ciz bakim' o da 'tmm' diyor ciziyor iste,boyle arada sirada Kleopatra'nin anilarini goruyor(o kisimlari cok guzeldi)sonra bir gece bir bakiyor annesi karsisinda amantanrimm,annesi diyor ki 'dayin kacakcilik yapiyor sen pek degeri olmayan esyalari al getir' diyor Inez'de 'tmm' diyor yine,yardim ediyor kii bir bakmis annesi bir yabanciyla gemide,esyalari alip Inez'i almadan gidiyorlar (kahpe) bu sirada ana erkek karakterle ilk kez opustukten sonra erkek karakter 'benim nisanlim var' dedi PAUABDHIAWBDBIAHSBDH kitabin sonlarina dogru bu ikisi kaciriliyor ve maalesef
Nehrin BildikleriIsabel Ibañez · Artemis Yayınları · 2025154 okunma
iyi bir plot twisti
9/10
·344 syf.··
2022 12. kitabı
buyuk bır heyecan ve merakla okudum. crımınal olsun ve kendımı son sayfaya kadar katılı buldum sanıp akıllı hıssedeyım ama son sayfada aptal oldugumu oğrenmek ıstıyorum dıyorsanız mutlaka okuyun. dizisi de cıktı sonrada ona bakın
Ne Yaptığını BiliyorumAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20226,9bin okunma
Reklam
Reklam