Altyapı ve lojistik kalitesi, bir ülkenin sanayide ve teknolojide "üst lige" çıkıp çıkamayacağını belirleyen en temel filtredir. Siz yolu, elektriği, kuralları yamalı bohçaya çevirdiğinizde, ülkeye gelecek yatırımcının da niteliği ve karakteri doğrudan buna göre şekillenir. Hayal edilen "gerçek" yatırımcı kapıdan bile içeri girmez.
Eğer bir ülkede lojistik ağlar kopuk, yollar delik deşik, enerji altyapısı istikrarsızsa oraya sadece "fırsatçı/spekülatif" sermaye gelir. Bu yatırımcı fabrika kurmaz, istihdam yaratmaz, üretim bandı çalıştırmaz.
Gelir, yüksek faizden veya borsa spekülasyonundan kârını vurur; ya da kupon arazileri, konutları kapatıp gayrimenkul rantına ortak olur. Ülkenin sokaklarının köstebek yuvası olması onun umurunda değildir, çünkü onun parası dijitaldir ve kriz anında tek bir tıkla, 10 saniyede ülkeyi terk edebilir. Fabrika kuracak, makine getirecek, küresel tedarik zincirine entegre olacak Doğrandan Yabancı Yatırımcı (FDI) ise bir ülkeye girmeden önce "Lojistik Performans Endeksi"ne (LPI) bakar. Bu yatırımcı için her bir dakikalık rötar, her bir yedek parça hasarı doğrudan net zarar demektir.
Gerçek Yatırımcının Baktığı Kriter:
1. Tam zamanında üretim (Just-in-Time)
2. Amortisman ve bakım maliyeti
3. Çalışan verimliliği ve konforu
Türkiye'deki Karşılığı:
1. Öngörülemeyen şehir içi trafik, bağlantısız raylı sistemler
2. Yamalı otoyollar, çukurlu sokaklar, altyapısız sanayi bölgeleri
3. İki aracın zor geçtiği yollar, otopark çilesi, rant odaklı kopuk metrolar
Operasyonel Sonucu:
1. Fabrika bandının hammade beklerken durması, küresel pazarda gecikme cezaları
2. Lojistik filolarındaki tırların, kamyonların alt takımlarının sürekli hasar görmesi, bakım maliyetlerinin fırlaması
3. Fabrikada veya AR-GE merkezinde üretecek nitelikli iş gücünün işe gelene