Arâf'ta Bir Çocuk
Puan vermedi·136 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:15
Zülfü Livaneli'nin Arafat’ta Bir Çocuk kitabını yeni bitirdim. Kitapta toplam 8 tane hikâye var. Hikâyeler toplumsal travmaların, çıkışsızlığın ve aidiyet sancılarının edebi bir sığınağı bence. Kitabın sonundaki "Zülfü Livaneli'ye Arafat'ta Bir Çocuk İçin Sorular" kısmında, neden "öykü" yerine "hikâye"kelimesini tercih ettiğini şu samimi açıklamalarla ifade ediyor: Ben aslında "öykü" yerine "hikâye" demeyi yeğliyorum. Çünkü öykü, "öykünmek" kokuyor, yeteri kadar sıcak ve yerli değil. Hikâye ise "Dinle neyden kim hikâyet etmede" dizesinde görüldüğü gibi şiirsel ve köklü, bize ait. Bu yüzden izninizle "hikâye" diyeceğim. Bu tercihiyle Livaneli, biz okurları daha en baştan kendi kültürel ve tarihsel hafızasına davet ediyor. Kitabın ismiyle ilgili de ilginç bir detay var. Bizim Arafat’ta Bir Çocuk diye okuduğumuz ismin asıl mimarı Yaşar Kemal Livaneli "Arâf olması gerekmiyor mu? diye sorduğunda Yaşar Kemal o meşhur samimiyetiyle şöyle demiş. "Halk 'Kaldım arafatta' der. Yalnış bile olsa güzeli budur." demiş :) Hikâyeler, ağırlıklı olarak 1971 darbesi sonrası dönemi anlatıyor.Hikâyelerdeki karakterler, iki dünya arasında, bir çıkışsızlık döngüsünde sıkışıp kalmışlardır. Gurbet, mültecilik, hayal kırıklığı ve derin bir yalnızlık... Livaneli'nin dili o kadar akıcı ki bir çırpıda bitiriyorsunuz hikâyeleri. 1978 yılında yayımlanan bu eser, aslında sadece bizim coğrafyamızın değil, dünyanın da ortak acılarını dile getirmiş. Zaten Almanca ve Farsça gibi birçok dile çevrilmesi de bunun bir kanıtı. Zülfü Livaneli'nin o halkın içinden gelen samimiyetini, sanatçı duyarlılığını seviyorum ben. Eğer biraz hüzünlü ama bir o kadar da sahici bir şeyler okumak isterseniz, tavsiye ederim. #İyiGeceler #1000Kitap
Arafat’ta Bir ÇocukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202110,1bin okunma
ARAFTAKİLER
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:56
Kitapta müthiş bir duygu yoğunluğu var. Duygular ve hisler doğrudan yapışıyor insana. Bir yandan karakterleri okurken, bir yandan da insan kendi içindeki sıkışmışlığı, arada kalmışlıkları sorgulamaya başlıyor. Bu açıdan benim için çok değerliydi. Özellikle giriş bölümü müthiş akıcıydı. Hikâye beni çok hızlı içine çekti. Finalde ise sağlam bir Osmanlı tokadı vardı Ama tabii yazarın da kitapta belirttiği gibi: “ Ama sadece anlamayı bilenler, derinleşebilenler için.” (s. 7) Alper Turgay hocam, yıllardır incelemelerini okuyor, ardından o kitapları okuyorduk. Bu sefer senin kitabını okumak ise bambaşka bir duyguydu. Kalemin keskin olsun hocam. Sen yazmaya, bizler okumaya devam edelim.
Psikoloji
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202625 okunma
Reklam
9/10
·264 syf.··
2026 63. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 08:42
“Kader • Aile • Yarım Kalmışlık” Firuzan. Çok derinden. Çok hüzünlü ve acıyı hissedebildiğiniz satırlarda hem talihinizi düşünüp hem de seçimlerinizi sorguladığınız harika yapıt. Yazarın yüreği kadar kalemi de öyle keyifli ki kitabı bırakmak istemedim. Acılarla yoğrulmuş birbirini etkileyen üç neslin dramında toplumu, kadınların toplum üzerindeki rolünü, kader döngüsünü ve annelik duygusu gibi konuların ele alınışını basit ama derin bir dille okuyoruz. Yazarımızın yüreğine ve kalemine sağlık. Bazen yaşadığımız acıların, korkuların ve tekrar eden kaderlerin kökeni bize değil, bizden öncekilere ait olabiliyor; Gerçekten kendi hayatımızı mı yaşıyoruz, yoksa atalarımızın yaralarını mı taşıyoruz? Fal, gelecek öngörüleri ve kader döngüsü de hikâyenin önemli damarlarından biri. Ancak yazar bunları sadece mistik unsurlar olarak değil, insanın bilinmezlik karşısındaki çaresizliği üzerinden ele alıyor. İnsan bazen geleceği öğrenmek ister; ama gerçekten hazır mıdır? Karakterler ise olağanüstü detaylı işlenmiş. Fakat dürüst olmak gerekirse, bu kadar çok karakter ve geçmiş hikâyesi zaman zaman kafa karışıklığı da yaratabiliyor. Özellikle bazı bölümlerin bir tık uzun tutulduğunu düşündüm. Tamam kabul, buna benim eksik b12’imin de çok etkisi oldu. Kitabın beni hem çok etkileyen hem de güldüren bölümü ise “Araf”. İnsan neden Araf’ta kalır? Yarım kalan bir sevgi yüzünden mi? Affedemediği biri yüzünden mi? Yoksa kendini affedemediği için mi? Roman, ölümden çok geride bıraktıklarımızın ağırlığını sorgulatıyor. Bu ağırlığın altında boğuşurken de sürpriz diyaloglarla kendinizi bir anda kahkaha atarken buluyorsunuz ve dengede kalmak kolaylaşıyor. Bıraktığı duygunun ağırlığı ve düşündürdükleri uzun süre benimle kalacak bir roman.
Duygu ve Düşünce
FiruzanFatih Gezer · Everest Yayınları · 2025462 okunma
ARAF’ta kalmak da bir seçimdir..
9/10
·212 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 23:22
Alper Turgay Cehiz Araf adlı romanı, adından başlayarak okuru bir eşikte karşılıyor. Ne tam bir başlangıç ne de kesin bir son; daha çok sıkışıp kalınmış bir ruh hâli. Kitabın en güçlü taraflarından biri de bu duyguyu ana karakter üzerinden başarıyla aktarabilmesi. Karakterin yaşamla arzuları, gerçekle hayalleri, seçtikleriyle seçemedikleri arasında kalmışlığı okura geçiyor. Roman boyunca hissedilen temel duygu, tam da adının vaat ettiği gibi: Araf’ta kalmak. Ancak bu sıkışmışlık, karaktere duyulan empatiyi artırsa da bazı gerçekleri değiştirmiyor. Romanı okurken sık sık şu düşünce aklıma geldi: İnsan bazen hayatın ona yaptıklarının değil, yapmaya cesaret edemediklerinin sonucunu yaşar. Ana karakterin yaşadığı çıkmazlar, iç çatışmaları ve kararsızlıkları anlaşılır olsa da, bunların önemli bir kısmının temelinde cesaretsizlik yatıyor. Bu noktada roman, istemeden de olsa modern erkeğin duygusal korkaklığına dair güçlü bir portre çiziyor. Araf, bir anlamda şu cümlenin romanı gibi: “Yanındakiyle yaşarsın, aklındakiyle ölürsün.” Karakter hayatına devam ediyor, seçimler yapıyor, ilişkiler kuruyor; fakat zihninde ve kalbinde taşıdığı başka ihtimallerden hiçbir zaman tam olarak kurtulamıyor. Bu yüzden romanın asıl trajedisi yaşananlar değil, yaşanamayanlar. Söylenmeyen sözler, alınmayan riskler ve cesaret edilemeyen yüzleşmeler kitabın satır aralarında sürekli dolaşıyor. Eserin dilinde ve atmosferinde yer yer Hakan Günday etkisini hissetmek de mümkün. Özellikle karakterlerin iç dünyalarını aktarırken kullanılan karanlık tonlar, insanın kendi zaaflarıyla yüzleşmesine odaklanan yaklaşım ve zaman zaman rahatsız etmeyi göze alan samimi anlatım bu etkiyi hatırlatıyor. Ancak Araf, bunu bir taklit olarak değil, kendi hikâyesini anlatırken beslendiği bir damarın yansıması olarak
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202625 okunma
UĞURUM....
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:11
Bu kitabın çıkacağı haberini aldığım ilk andan itibaren içimde tarif edemediğim bir heyecan oluştu. Henüz sayfalarını açmadan onun bana bir uğur getireceğine inandım ve “Belki de bu kitap beni kendi arafımdan çıkaracak.” diyerek okumaya başladım. Ben kitapları yalnızca okumayı değil, yaşamayı seven bir okuyucuyum. Karakterlerin yerine kendimi koyar, onların acılarını, sevinçlerini, çaresizliklerini ve seçimlerini kendi iç dünyamda hissederim. Bu romanda da tam olarak bunu yaşadım. Zaman zaman duyguların ağırlığıyla gözlerim doldu, bazen durup uzun uzun düşündüm. Çünkü kitap, beni sadece karakterlerin dünyasına değil, kendi iç dünyamın derinliklerine de götürdü. Yazarın kalemi son derece sade, anlaşılır ve akıcıydı. Güçlü betimlemeleri, olaylar arasındaki bağlantıları ve insan ruhunu çözümleyen anlatımı sayesinde kendimi hikâyenin içinde buldum. Bir insanın bedeninin bir yere ait olup ruhunun bambaşka bir yerde yaşaması ne kadar büyük bir yalnızlık ve çaresizliktir… Bu duygu, kitabın sayfaları boyunca beni derinden etkiledi. Roman boyunca şu sorular zihnimde yankılandı: İnsan kaderini yaşadığı coğrafya mı belirler, büyüdüğü aile mi, yoksa karşılaştığı hayat şartları mı? Bir babanın sevgisini ifade edememesi, bir evladın bu eksiklikle büyümesi, insanın kendi benliğini bulmaya çalışırken bir cenderenin içinde kalması çok etkileyici bir şekilde işlenmişti. Aşkın sadece sözlerle değil, bazen bir şarkının satırlarında anlatılması ise bana doksanlı yılların o derin duygusunu hatırlattı. Sevmek mi daha değerliydi, sevilmek mi? Bir kalbe iki sevda sığabilir miydi? Hangisi gerçek sevgi, hangisi tutkuydu? Kitap, bu soruların kesin cevaplarını vermek yerine insanı düşünmeye davet ediyordu. Ve benim için kitabın en unutulmaz noktası Hakan Günday alıntıları olan “Az”
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202625 okunma
Ölüm gerçekten bir son mudur diyor yazar
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Candan özer araf dünyasını metafiziği ve metafiziki varlıkları inançların hiçbirini kırmadan incitmeden anlatmış ve sabanın acıklı hikayesine örtük bir ileti olarak eklemiş oğlunu daha beş yaşında hastalıktan kaybeden bir yıl sonrada peşpeşe uğruna mazoşisti olduğu kocası ve ailesini kaybeden sabanın duvar olmasını içeren süreç ve engin adlı asker erinin onu mezarlıkta görmesiyle kabuğundan çıkması ve yeniden aşka yürümesi ve tabii ince insanların sonu olan ölüm…
ArafCandan Özer · Panama Yayınları · 2014437 okunma
Reklam
Reklam