9/10
·429 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
"Yaralar iyileşir Damla ama içinde hep izi kalır . Hayat ne olursa olsun gerçekten yaşamaya değer. " Herkese Merhaba Kalemini çok sevdiğim yazarın 3 kitaptan oluşan "Şans Serisi' ikinci kitabıyla sizlerleyim. Kitabın ana teması aşk mı vefa mı daha önemli sorularına cevap arıyor . Karakterlerin yaşadıklarını, değişimlerini okurken bir nevi kişisel gelişim tadını alıyorsunuz . Betimlemeler öyle yerindeki ilk sayfadan son sayfaya kadar onlarla aynı duyguları hissettim. Damla ve Sait lisedeyken birbirine aşık olurlar. Damla'nın babası baskıcı yapısından dolayı arkadaşlıklarına izin vermez. Gizli saklı aşklarını yaşarlar. Sait, Damla'dan uzak kalmamak için üniversite tercihini bile aynı şehire yapar . Üniversitenin ikinci sınıfa geldiklerinde Damla'nın babası amcaoğlu ile evlendirmek isteyince kaçmaya karar verirler. Damla ve Sait geçen zamanda okullarını bitirir, çalışmaya başlarlar . Mutlu giden evlilikleri vardır . Herşey güzel giderken Sait , Damla'yı sözleri ve davranışları ile incitmeye başlar . Damla sabreder , herşeyin eskisi gibi olacağını düşünür ama Sait onu evden kovar. Damla ailesinin evine döner ve Sait'in pişman olacağını düşünürken boşanma kağıdı gelir. Damla, boşanma sonrası acısıyla savaşırken ailesi kızlarını anlamaya çalışmak yerine görücü usulü evlendirmeye çalışırlar . Nihayetinde doktor damat bulmuşlar kaçırırlar mı? Damla , Baran'la önce evlenmek istemez ama duyduğu bir söz sonrası evliliği kabul eder. Damla ve Baran ikisi de aşktan yaralıdır , tek istedikleri saygının olduğu huzurlu bir aile hayatıdır. Baran'ın sabrı, kayınvalidesinin desteği ile birbirine zamanla alışırlar. Herşey yoluna girecek derken 3 yıl sonra gelen bir telefon tüm dengeleri sarsar. Damla şimdi arafta , aşk acısını dindirmek için sevgiye tutunması lazım ve bunun için
AraftayımMüjde Aklanoğlu · Anayurt Yayınları · 201899 okunma
Zihnimizde ki gölge....
9/10
·212 syf.·
2026 2. kitabı
"Bu hikâye, gerçek olamayacak kadar gerçek bir hikâye."(syf 204) "Çünkü bazı insanlar hayatın anlamını bulamaz, sadece onu aramakla ömür tüketirlerdi."(syf 204) Diyor yazarımız... Bende bir okur olarak diyorum ki; Bu hikâye benim hiķâyem,bu hikâye senin hikayen, bu hikâye bizim hikâyemiz aslında... Ve bu hikâye gerçek ! Bu hikaye benim hikâyem çünkü, çünkü ben dokuzum... Derin sezgilerimle, güçlü şefkat duygumla ve yüksek empati yeteneğimle hayatında var olduğum insanlara adeta "şifacı" ve "bilge" ruhumla yaklaşıyorum ve bunun ne anlama geldiğini biliyorum. Hayatımı şekillendirmek için verdiğim bu savaşta,kaldığım her "Araf"da dünya da olan savaşımı kazanmak için mücadele ediyorum... "Dünyada aynı kitabı okumuş iki insan yoktur" der Edmund Wilson Haklı da... Ama bu kitap için; Bu kitabı benimle aynı duygularla okumuş ya da aynı duyguları hissedecek, aynı hissiyatı taşıyacak bir insan daha bu dünyada asla olmayacak.Bel ki yazarın kendisi bile bunu anlamayacak.... Kitabı okurken içindeki herhangi bir ayrıntıyı kaçırmamak adına verdiğim savaşta dışındaki ayrıntıları fark edemediğimi kitap bitiminde anladım.(bakalım siz fark edecek misiniz?) Ercan en başta hayatı hızlı ama, çok hızlı yaşarken ve ben onun peşine yetişmeye çalışırken bir çok detayı kaçırdığımı kitabın tamamını okuduğumda anladım. Ercan kitap boyunca bir yerlere ait olmaya çalışırken, onunla birlikte ben de hiçbir yere ait olamadım, hiçbir karaktere...Bu benim, beni anlatıyor diyemedim.Çünkü okuduğum her karakterde, okuduğum her sayfada kendi iç dünyama dönmek zorunda kaldım.Kendi iç savaşımla, kitabı okurken bir çok var olan detay gözümden kaçıverdi. "En mutlu zamanların,anların geçer gider, anılarla kalırsın, baş başa."(syf 36) Kitabı elime alır almaz 2 Mayıs 2024'e gittim ben de önce...Kimse bilmez
1000Kitap
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202632 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir nevi Araf’tayım!
Puan vermedi·
Beğendi
Bu kitap bir hikâye anlatmıyor; bir hâlin içine bırakıyor insanı. Ölüm ile yaşam arasındaki o belirsiz eşikte, insanların aslında ölümü değil, gerçeği kabullenemediğini gösteriyor. Parçalı anlatımıyla zihni zorlayan ama duyguyu derinleştiren bir metin. Okurken anlamak değil, hissetmek gerekiyor. Çünkü bu kitap okunduktan sonra hatırlanan şey olaylar değil, içte kalan bir ağırlık. İnkarın kelimelerle somutlaşmış hali… •İnsanlar başkasının iyiliğini değil, kendi yalnızlıklarını düşünür. •Bazen insanlar seni sevdiği için değil, seni kaybetmek istemediği için yanında tutar. Bende kalan 2 derin anlam… Okuyun da diyemem okumayın da… Deneyimleyebilirsiniz belki… Bardo!!!
AraftaGeorge Saunders · DeliDolu Yayınları · 2017571 okunma
10/10
·429 syf.··
Beğendi
·
2026 80. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere Şans serisinin İkinci kitabı olan Araftayım ile geldim. Nasıl güzel bir kitaptı. Bir tokattan daha sessiz. Bir ölümden daha derin. " insan acısından kurtulmaz. Onunla yaşamayı öğrenir. Çünkü travma geçmez biçim değiştirir sessiz dönüşümde artık bir fark vardır. İnsan neden ben sorusunu bırakıp böyle oldum Peki şimdi ne yapabilirim sorusuna geçer." Sait ve Damla lise yıllarında başlayan aşklarını ilerleterek evlenmek isterler. Fakat aileleri karşı çıkar bu iki genç aşık bütün engelleri aşmak için ailelerini karşısına alarak kaçarak evlenirler. Her şey çok güzel ilerlerken büyülü aşkta büyü birden bozulur. Sait sevdiği kadına kötü davranmaya başlar boşanmak istediğini söyler ve Onu gönderir. Damla da gururlu bir kadın daha fazla bu ithamlara davranışlara dayanamaz ve babasının evine geri döner Damla'nın babası ne yazık ki çok katı kuralları olan bir adam annesi de babasına uymak zorunda olan bir kadın. Böyle bir eve geri dönmek... Bir gün annesinin de zoruyla Doktor birisiyle tanışmak için kafeye gider kafede onu bekleyen Baran. Baran'ı zaten serinin ilk kitabından tanıyoruz ikili orada konuşur ve ikisininde zoraki geldiğini anlayarak masadan kalkacakları sırada Damla'nın eski eşi Sait gelir. Ve hiç denilmeyecek kelimelere söyler en çok dokunan kelimesi de evlendiğine sevindim vicdanım rahatladı. İnsan sevdiği birisini Hem de delice sevdiği birisini bir başkasına emanet edebilir mi? Hem de bir erkeğe Bence edemez. Ama burada Sait sevdiği kadını bir başkasına emanet ediyor. Baran'la Damla anlaşarak anlaşmalı bir evlilikle evleniyorlar. Evlendikleri gün Sait sevdiği kadının kaşkoluyla onlara bakarken ne yazık ki can veriyor. Damla İstanbul'dan Siirt'e gelin gitmiş oluyor. Baran'ın bir de minik bir meleği var İsmi gibi tatlı bir kız. Baran ilk
1000Kitap
AraftayımMüjde Aklanoğlu · Anayurt Yayınları · 201899 okunma
10/10
·429 syf.··
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 22:49
Bazen sevmek, sadece yan yana olmak değilmiş; sevdiğin kırılmasın diye kendini feda etmek, gerekirse "kötü adam" olmayı göze almakmış. Müjde Aklanoğlu’nun bu kitabında Damla ve Sait’in lisede filizlenen, her zorluğa göğüs geren o devasa aşkının nasıl bir vazgeçişe dönüştüğünü okurken kalbim paramparça oldu. ​Damla, ailesini karşısına alıp Sait ile kaçtığında, bu aşkın sonsuza kadar süreceğine inanıyordu. Ama hayatın acı sürprizleri bazen en sağlam bağları bile koparabiliyor. Sait’in o naif adamdan bir anda hırçın, kaba ve uzak birine dönüşmesinin altındaki o kahreden sebebi öğrendiğimde kendimi kötü hissettim. Bir insan, sevdiği kadın kendisinden sonra ayakta kalabilsin diye onu başkasının kollarına emanet edecek kadar büyük bir acıyı nasıl sırtlanır? ​Sait’in kanser olduğunu gizleyip Damla’yı kendinden nefret ettirerek uzaklaştırması, hatta onun mutlu olacağı geleceğin temellerini gizlice atması nasıl bir fedakarlık.Kitabın en can yakıcı yeri ise Sait’in son nefesini verirken elinde Damla’nın atkısıyla, sevdiği kadının yeni hayatına attığı imzayı izleme çabasıydı. Bu ne büyük bir hasret, ne ağır bir imtihan! ​Ama hikaye burada bitmiyor. Damla’nın o derin sessizliğine, yanan yüreğine Baran şifa oluyor. İki yaralı ruhun birbirine yol, yoldaş ve ev oluşunu okumak bana şunu hissettirdi: Yaralar iyileşiyor ama izi hep kalıyor. Yine de hayat, ne olursa olsun yaşamaya değer. Güven önce kendinde filizlenirmiş, başkasına uzatmak için önce kendi ellerine inanmak gerekirmiş. ​Baran’la yeni bir hayat kurmuşken gelen o telefon,Sait’in aslında yıllar önce bu dünyadan göçüp gittiğini bir avukatın soğuk sesinden öğrendi.Ne zor şey değil mi, ölmediğini bilmek ama aylar önce ölmüş olduğunu o an öğrenmek? Sait, Damla’yı kendinden uzağa iterken aslında ona yaşanacak koca bir gelecek
AraftayımMüjde Aklanoğlu · Anayurt Yayınları · 201899 okunma
7/10
·326 syf.··
2026 36. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 18:31
Farklı bir okuma deneyimi oldu benim açımdan. İnsanlığın kural tanımazlıkları ve hoyratlıkları yüzünden kendilerine doğal afet belası geliyor ve ardına sonsuz yaşama imkanı bahşediliyor. Nüfus patlıyor dünyada yaşam alanı ve kaynak kalmıyor. Sonrasında devletler nüfuslarının yarı oranında öldürülmesine karar veriyorlar. Tabi bunun üst aklı ise Deccal. Bu hengamede Ali,Nil,Çiğdem ve Murat dörtgeninde geçen aşk-ihanet sarmalı yaşanıyor. Nil ve ailesi öldürülecekler listesinde yok iken Çiğdem' in nüfuzlu babası kendilerinin ölüm listesinden çıkarılarak Nil ve ailesinin listeye girmesini sağlıyor -tabii rüşvetle-. Ali askeri personel olduğundan öldürmelerden muaf ve Nil' e aşık olduğu için kaçmalarına yardım ediyor. Bu esnada gizemli olaylar başlıyor. Mehdi ve Mesih Nillere yardım ederek Kudüse birlikte Kudüse geçiyorlar. Sonrasında Deccal' in orduları ile Mehdi/Mesih orduları savaşıyor ve Deccal yok ediliyor. Finalde ise Kıyamet kopuyor. Kitap hakkında araftayım ne harikaydı, ne de berbat.
Kıyamet VaktiCan Güzel · Mola Kitap · 201248 okunma