Deliliğimde hem özgürlük hem güvenceyi buldum;
yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmama güvencesini, çünkü
bizi anlayanlar içimizde bir parçayı köle ederler.
"Metruk kulübelerde fakirliğin ve zulmün gölgesinde
dikilerek göğüslerine vuruyorlar, senin merhametin için
yalvarıyorlar; izle bizi ey Özgürlük ve bize acı. Yollarda ve
evlerde zavallı genç seni çağırıyor; kiliselerde ve camilerde
unutulan Kitap sana dönüyor; mahkemelerde ve saraylarda
ihmal edilmiş olan Kanun sana başvuruyor. Bize acı ey
Özgürlük ve bizi koru. Dar sokaklarımızda tüccar günlerini
Batı’nın sömüren hırsızlarına hürmet etmek için satıyor ve
hiçbiri öğüt vermiyor. Verimsiz tarlalarda fellah toprağı işliyor, kalbinin tohumlarını ekiyor, onları gözyaşlarıyla
besliyor, ama dikenden başka bir şey yetiştirmiyor ve kimse
ona doğru yolu göstermiyor. Kurak topraklarımızda Bedeviler
yalınayak ve aç geziniyorlar ama kimse onlara acımıyor;
konuş, ey Özgürlük ve bize öğret! Hasta koyunlarımız
çimensiz ovalarda otluyorlar, buzağılarımız ağaçların
köklerini çiğniyorlar, atlarımız kuru bitkilerle besleniyor. Gel,
ey Özgürlük, bize yardım et. Başından beri karanlıkta
yaşıyoruz ve mahkûmlar gibi bizi bir hapishaneden diğerine
götürüyorlar, zaman zor durumumuzla alay ediyor. Şafak ne
zaman gelecek? Ne zamana kadar asırların öfkesine
dayanacağız? Birçok taşı sürüklüyoruz ve birçok boyunduruk
takıldı boyunlarımıza. Ne zamana kadar bu insan öfkesine
katlanacağız? Mısır köleliği, Babil sürgünü, Pers zorbalığı,
Romalıların despotluğu ve Avrupa'nın açgözlülüğü. Nereye
gidiyoruz ve bu zorlu yolların görkemli sonu ne zaman
gelecek? Firavun’un pençesinden, Nabukadnezar’ın
pençesine, İskender’in demir ellerine, Herodes'in kılıçlarına,
Neron’un pençelerine, İblis’in keskin dişlerine... Kimin
ellerine düşeceğiz biz ve Ölüm ne zaman gelip bizi alacak ki
huzur içinde yatalım?
"Kollarımızın gücüyle tapınağın sütunlarını kaldırdık ve harcı
sırtımızda taşıdık, şan ve şeref uğruna zapt
Tanrı kalplerinize bilgi ve güzellikte
parıldayan ve günlerin ve gecelerin gizlerini arayan bir
meşale koydu; o meşaleyi söndürüp küle gömmek bir
günahtır. Tanrı ruhlarınızı Sevginin ve Özgürlüğün geniş
semasında uçmanız için kanatlarla yarattı; bu kanatları kendi
ellerinizle kesmeniz yazıktır ve ruhlarınıza böcekler gibi
toprakta sürünmenin acısını çektirmek yazıktır."