hiva

Deliliğimde hem özgürlük hem güvenceyi buldum; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmama güvencesini, çünkü bizi anlayanlar içimizde bir parçayı köle ederler.
Reklam
Ruhunuz bir savaş alanıdır, aklınızın ve yargınızın tutku ve isteklerinize karşı savaştığı.
 "Dokumadığı giysiyi giyen, hasadını yapmadığı ekmeği yiyen, kendi cenderesinden geçirmediği üzümün şarabını içen millete acıyın."
Bizi duy ey özgürlük ve bize acı...
 "Metruk kulübelerde fakirliğin ve zulmün gölgesinde dikilerek göğüslerine vuruyorlar, senin merhametin için yalvarıyorlar; izle bizi ey Özgürlük ve bize acı. Yollarda ve evlerde zavallı genç seni çağırıyor; kiliselerde ve camilerde unutulan Kitap sana dönüyor; mahkemelerde ve saraylarda ihmal edilmiş olan Kanun sana başvuruyor. Bize acı ey Özgürlük ve bizi koru. Dar sokaklarımızda tüccar günlerini Batı’nın sömüren hırsızlarına hürmet etmek için satıyor ve hiçbiri öğüt vermiyor. Verimsiz tarlalarda fellah toprağı işliyor, kalbinin tohumlarını ekiyor, onları gözyaşlarıyla besliyor, ama dikenden başka bir şey yetiştirmiyor ve kimse ona doğru yolu göstermiyor. Kurak topraklarımızda Bedeviler yalınayak ve aç geziniyorlar ama kimse onlara acımıyor; konuş, ey Özgürlük ve bize öğret! Hasta koyunlarımız çimensiz ovalarda otluyorlar, buzağılarımız ağaçların köklerini çiğniyorlar, atlarımız kuru bitkilerle besleniyor. Gel, ey Özgürlük, bize yardım et. Başından beri karanlıkta yaşıyoruz ve mahkûmlar gibi bizi bir hapishaneden diğerine götürüyorlar, zaman zor durumumuzla alay ediyor. Şafak ne zaman gelecek? Ne zamana kadar asırların öfkesine dayanacağız? Birçok taşı sürüklüyoruz ve birçok boyunduruk takıldı boyunlarımıza. Ne zamana kadar bu insan öfkesine katlanacağız? Mısır köleliği, Babil sürgünü, Pers zorbalığı, Romalıların despotluğu ve Avrupa'nın açgözlülüğü. Nereye gidiyoruz ve bu zorlu yolların görkemli sonu ne zaman gelecek? Firavun’un pençesinden, Nabukadnezar’ın pençesine, İskender’in demir ellerine, Herodes'in kılıçlarına, Neron’un pençelerine, İblis’in keskin dişlerine... Kimin ellerine düşeceğiz biz ve Ölüm ne zaman gelip bizi alacak ki huzur içinde yatalım? "Kollarımızın gücüyle tapınağın sütunlarını kaldırdık ve harcı sırtımızda taşıdık, şan ve şeref uğruna zapt
Tanrı kalplerinize bilgi ve güzellikte parıldayan ve günlerin ve gecelerin gizlerini arayan bir meşale koydu; o meşaleyi söndürüp küle gömmek bir günahtır. Tanrı ruhlarınızı Sevginin ve Özgürlüğün geniş semasında uçmanız için kanatlarla yarattı; bu kanatları kendi ellerinizle kesmeniz yazıktır ve ruhlarınıza böcekler gibi toprakta sürünmenin acısını çektirmek yazıktır."