Osmancık, Osman Beğ ve son olarak ta Osman Han olan Osman Gazimizin güzel ruhunu ve onu besleyen Şeyh Ede Bali öğretileri ile süslenmiş nefis bir tarihi roman. Dili çok farklı ve keyifli. Kitap tarihi bir vesika değil. Çoğu diyalog Tarık Buğra'ya ait. Tarık Buğra Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Gazi Osman Hanın felsefesini edebi bir dille bizlere aktarmış. Gençlerin, siyasete merak salanların okuması gereken tarihi bir roman. Hatta mümkünse meraklılarının Osman Gazi ile ilgili daha fazla okuma yapması da gerekir.
Neden mi?
Osman Gazi henüz Osmancık iken Şeyh Ede Bali, fırtınalı ruhunu dindirmesi için ona kelam eder; "Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür oğul, hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimizdir. Önce bunların yüzünden küçülüyor sonrada dünyayı büyük görüyoruz. Bak, gökyüzüne bak. Çok büyük gördüğün dünya, şu gördüklerinin en küçüğünün yanında tırnak ucu kadar bile kalmazmış. Doğru dünya çok büyüktür. Fakat bir ömür için, bir tek insan içindir bu büyüklük. Bir soy için değil, bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç bir inanç bir ülkü için değil! " Ede Bali'nin mezarı Bilecik'te Orhan Gazi caminin yanındadır. Karaman'da ilk eğitimini almıştır.
Osman gazinin ilk kadısı, bacanağı yani Şeyh Ede Bali'nin damadı Dursun Fakıh, 1299 yılında Karacahisar kalesinin fethini takiben Osmanlı Devletinin ilk hutbesini Osman Han adına okur. Hutbede; "adalete uymayan, zulm eden Han dine afettir, onun mal hırsına düşmesi felakettir, ehil olmayan ve sorumluluklarını kavrayamayan bir Han kıyamet belirtisidir. Peygamberimiz buyurmuştur ki, Allah'ı kullarına zulüm ve cevr ile musallat olan han, kıyamet günü en şiddetli azaba uğrayacaktır". Dursun Fakıh, Emir'in adaletten koptuğu zaman şeytanın emrine girmiş sayılacağını bildiriyor. Osman Gazi