Adı:
İkna
Baskı tarihi:
1 Ekim 2013
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050812756
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Anne Elliot’ın, Yüzbaşı Wenthworth’e olan aşkının hikâyesini anlatan İkna, dünya edebiyatının en çok okunan yazarlarından Jane Austen’ın ölmeden önce tamamladığı son romanıdır.

İngiliz orta sınıf yaşam kültürü, servet, evlilik, aile gibi konuları, kendine has mizahi üslubuyla hayat verdiği unutulmaz kadın karakterler üzerinden anlatır Jane Austen. Yazarın kendi yaşamından da derin izler taşıyan İkna, iki yüzyıldır okuna gelen vazgeçilmez bir edebiyat klasiği…
294 syf.
·8 günde·6/10 puan
Jane Austen'ın son romanı olan bu eser bir aşk hikayesi üzerine kurulu. Sevecen, güzel ve iyi yürekli Anne Elliot ile genç donanma yüzbaşısı Wentworth tanışmalarından kısa bir süre sonra nişanlanırlar. Yüzbaşının soylu aileden gelmemesi ve maddi durumunun iyi olmaması sebebiyle Anne'in ailesi bu nişandan hoşnut olmaz ve kızı ayrılması için ikna ederler. Yüzbaşı katıldığı savaşlardan dolayı servet sahibi olur ve yıllar sonra iki eski nişanlının yolları tekrar kesişir.

Eserde kişiler ve unvanlar o kadar iç içe geçmiş ki ilk 50-60 sayfada kim kimdir karışabiliyor. Olay örgüsü de karışık. Yer yer sıktı. Romanın sonlarına doğru netleşiyor her şey ve akıcı hale geliyor. Sonunda olaylar çok hızlı geliştiği için ben sonundan çok da tatmin olamadım. Bu roman 19. yüzyıl başı İngiltere'sine ve İngiliz orta sınıfının, aile, servet ve evlilik konularındaki görüşlerine de geniş bir pencere açıyor.
294 syf.
·9 günde·8/10 puan
Kitap konu itibarı ile klasik bir Jane Austen kitabi evet ama diğer kitaplarındaki ince mizah bu kitapta yoktu. Yazarın en sevdiğim yanı bu olduğu için hayal kırıklığına uğradım. Aradığımı bulamamak kitabi okumamı zorlaştırdı maalesef.

Sonunu yine kendine yakısan şekliyle yani mutlu son ile bağlamış yazarımız. En azindan sonundan keyif aldım diyebilirim. : )
368 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Jane Austen'ın ölümünden önce tamamladığı son romanıdır. Jane Austen yaşadığı toplumu ironik ve sert bir dille eleştirirken, 19. yüzyıl başı İngiltere'sine ve İngiliz orta sınıfının aile, evlilik, servet, mevki konularındaki görüşlerine de geniş bir pencere açıyor. Gençken aşık olup, çeşitli doğrucu davranma baskıları sonucu biraraya gelemeyip ayrılmış Anne Elliot ile Yüzbaşı Wentwort'ün yıllar sonra tekrar karşılaştıklarında yaşadıklarını anlatıyor.
294 syf.
·4 günde·8/10 puan
İngiltere'nin kırsal bölgelerinin birinde bir köy papazının yedi çocuğundan birisi olarak dünyaya gelmiştir Austen. Bu kardeşlerinden yalnızca birisi hariç diğer kardeşleri erkektir. Bu kız kardeşi de tıpkı onun gibi evlenmeyen Cassandra ve aynı zamana Austen'in en yakın arkadaşıdır. O dönem kızların okula gitmesi gibi bir şey söz konusu olmadığı için gelir durumu iyi olan aileler kızlarına bir öğretmen yardımıyla eğitim sunar. Ancak bu eğitim belli başlı şeylerin kabaca verilmesi ve dikiş nakış gibi dönem kadınlarının yaptığı işlerdir. Jane Austen’ın babası kızlarının eğitimi için çok özen gösteriyor. Onun bu tavrı elbette ki Austen’ın yetişmesinde ve hatta yazar oluşunda etkilidir. O dönem bir kadının okuması bile garip görülürken bir kadının kitap yazması ne kadar aşağılık görülen bir şey siz düşünün. Haliyle papazın kızı olan Austen da kitaplarını yaşamı boyunca adıyla basamadı bunun yerine “A Leydi” takma adıyla bastı.

Austen’ın evlenmediğine bakarak onun sosyal hayattan uzak bir kadın olduğunu düşünmeyin birçok farklı ortama girmiş ve birçok dostu olmuştur. Hatta kısa süren bir nişanlılık dönemi de yaşamıştır. Bunu da kitaplarında görüyoruz zaten. Kitaplarında dikkat edeceğimiz bir şey daha var ki o da Austen’ın kitaplarında mutlaka bir papaza yer vermesi. Her kitabında mutlaka bir papaz vardır. Bunun da babasının papaz olmasına ve babasından kaynaklı bu çevrelerde bulunmasına bağlayabiliriz.

Günümüz koşullarındaki gibi o dönem de her genç kız da Jane ve kardeşi Cassandra da zengin ailelerin oğullarıyla evlenmeleri için baskıya uğramıştır. Hala bunların yaşandığını biliyoruz.

Austen dönem koşullarını, sosyal statüleri, aile içi ilişkileri, dostluk ilişkilerini çok iyi yansıtan bir yazar. Eğer o dönem İngiltere’sini okumak istiyorsanız elinize bir Austen kitabı alınız:)

Şimdiiii ben yazarın hayatını niye anlattımmm… Ben kitap okumaya depresyona girdiğim zor bir dönemdeyken başladım. Onun öncesinde okuyordum ancak arada birdi. Okumaya başladığım ilk kitaplardan biri de Austen’ın Gurur ve Önyargı’sıydı. O zaman benim kalbimi pır pır ettiren bir kitaptı. Kitapta yaşanan aşk taze ve masumdu. O döneme göre belki de doğru dürüst muhabbet bile etmeden, bakışlarla anlaşan iki aşığın romanıydı. O zamanlar daha aşk nedir bilmezken üstelik bir de depresyonla boğuşan bir kız için gayet iyi gelecek bir kitaptı. (Tabii kitaba farklı bakış açısıyla bakıp: benim niye sevgilim yoook, ben niye evlenemiyooom diye ağlarsanız o başka. Ben daha güzel baktım:) Diyeceğim şu ki Gurur ve Önyargı kitabına yapılan yorumlardan şöyle şeyler görmüştüm.
“Sadece evlenme meraklısı kadınlardan bahsediyor.”
“Evliliklerden başka bir şeyi anlatmıyor.”
“Ergen genç kız kitabı.”
vs vs vs…
Austen’ın hayatına bakacak olursak yaşadığı gördüğü tecrübe ettiği şeyleri yazan bir kadın olduğunu görebiliriz. O dönem genç kızlarının neler yaptıklarını,gençlerin aşk ilişkilerinde nasıl flört ettiklerini, konuşma tarzları vs. Yapılan bu yorumları dikkatli okuyucular olmamalarına veriyorum insanları. O dönem bir kadının bir şeyler yazmaya cesaret edip yazması bile büyük bir olay. Ki yazarın neden hala dönem romanlarında en çok okunan yazar olduğunu açıklıyor bence bu. Küçümsediğimiz Gurur ve Önyargı kitabı tam altı kez diziye uyarlanmış birçok kez de filmi yapılmış bir romandır. Amacım Jane Austen savunuculuğunu yapmak değil bu kadar gerçekliği yansıtan bir romancının küçük görülmesine karşı çıkmak ve onun eserlerine saygı duyulması gerektiğini belirtmek. Austen o dönem şartlarında yazmaya başlaması aslında bir başkaldırıdır. Hiçbir şey hevesini söndürmemiş ve yazma tutkusu hep sürmüştür. Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda kitabında dediği şu cümle çok hoşuma gitmişti: “Austen’ın belki kendine ait bir odası yoktu ama çalışacak bir masası olmasaydı, bu imkanlara sahip olmasaydı yazamaz ve kendinden sonra gelecek olan kadınlara da yazmaları için cesaret veremezdi.” Sanıyorum bunun gibi bir cümleydi. O yüzden yiğidi öldürmeyelim hakkını da yemeyelim :)

Gelelim İkna’ya…

İkna, Austen’ın son romanı. Gurur ve Önyargı’ya göre ağır ilerleyen bir roman olduğunu söylemeliyim. Daha çok dönem aile ve aile dostluklarını konu edinen ağırlıklı olarak sosyal statülerin farklılığından ve bunun ne kadar önemsendiğini de görüyorsunuz. Kitabın konusundan bahsetmek istemiyorum ancak dönemi diğer kitaplarına nazaran daha iyi yansıttığını biliyorum, dönem hakkında bir fikir edinmek isteyenlere tavsiyemdir. Toplumu ve sert statü farklılıklarını eleştiren bunları çok basit cümlelerle alttan alta yapan bir yazarın iğneleyici tarzını görüyorsunuz okurken. Gençken birbirini seven iki gencin yollarının ayrıldığını ve sonra farklı şekillerde tekrar bir araya gelmelerini konu alıyor. Aslında diğer tüm romanlarında olduğu gibi aile çevrelerinde evlenen gençleri, süsü püsü ve yanında gezdireceği zengin bir kocayı hayat amacı edinmiş genç kızları, ve zengin aile kızlarıyla evlenmek için çırpınan genç erkekleri görüyoruz.

Şunu görüyorum ki her romanında bir kadın karakteri kendiyle özdeşleştirip öyle yazıyor romanlarını Austen. Bu her zaman baş karakter oluyor. Bu karakter genellikle ağır başlı, kitap okumaya çok düşkün, ailesindeki diğer kızlara göre en sessiz olanı oluyor ve ailenin(evet tüm ailenin) en zeki kişisi. Tavsiye ederim farklı bir tecrübe olacaktır sizin için.

Daha da fazla bir şey söylemeyeyim artık baya uzun oldu zaten :)
Herkese sağlıklı huzur dolu vakitler dilerim.
Sevgiyle, kitapla kalın..

Ve müzikle…

https://youtu.be/wEhg7LwaPUU
328 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10 puan
Herkese merhaba
Her ay bir Jane Austen kitabı okuma kararı almıştım bu ay da çok merak ettiğim kitap olan İkna'yı okudum.
Jane Austen güçlü kadın karakterlerini çok seviyorum. Nahif olmalarına rağmen her daim güçlü ve kararlı kadınlar oluyor karakterleri. En azından okuduğum iki kitapta da öyleydi. Bundan sonra da öyle olacağını düşünüyorum.

İkna; adı üstünde ikna üzerine hayatı değişen Anne'i anlatıyordu. Anne Frederick, Wentworth ile birbirlerine aşık olur ve nişanlanırlar. Bu nişanı ne ailesi ne de annesi gibi saydığı Leydi Russel, Wentworth 'un konumu, ailesi ve parası olmadığından kabullenmez ve Anne' i bir şekilde ayrılmaya ikna eder ve ayrılırlar. Aradan 8 sene geçtikten sonra Anne ve ailesinin maddi durumu çöküşe geçer evlerine Wentword'un abisine kiraya verirler ve 8 sene sonunda bir şekilde karşılaşırlar.
Bu sefer de olaylar tam tersine döner. Denizci olan Wentword yoksulluktan kurtulmuş bir şekilde geri döner.
Anne ve Wentworth bir araya gelir mi dersiniz?
.
Kitabın anlatımı yalın fakat bazı cümleler 1800 lu yılların etkisi ile bazen iki kere okuduğum oldu olmadı değil. Üstüne bir de oruç derken x2 defa daha okusam. Şaka şaka ama bazı cümlelerde takıldığım oldu. Yine de severek okudum. Çok daha kısa sürede bitecek bir kitapken benim süre biraz uzadı. Jane Austen sevenlere duyurulur okuyun efenim.
Ve değinmeden geçemeyeceğim bu nasıl güzel bir kapak tasarımıdır yahu bayılarak aldım çok beğendim

Önümüzde ki ay da Northanger Manastirini okumak çok istiyorum. Okumayı düşünen varsa birlikte okuyalım
Sevgiler
#ozgeninkitapligii
365 syf.
Jane Austen, içinizde zat-ı alilerini bilmeyen yoktur sanırım. 1775 yılında İngiltere'de doğmuş (yay burcu), 1817 yılında da göğüs kanseri nedeniyle henüz 42 yaşındayken aramızdan ayrılmış bir edebiyat titanı. Ama bu kısa ömre cidden sağlam kitaplar sığdırmış, yazdıklarının hemen hepsi de başucu kitapları.

Aralık 2000'de malum döviz krizinden sonra maddi anlamda dibe vurunca yaşadığım evi boşaltmış ve Nişantaşı'nda yaşayan bir hanım arkadaşıımın evine taşınmıştım. Kendileri Austen, Bronte, Sand gibi kadın yazarları seven bir hanımefendiydi. 90'ların sonu ve 2000'lerin başı kitap kurtluğum daha çok kitap tembel hayvanlığı gibiydi, çünkü iki ayda bir kitabı ancak okurdum. Ben sonradan açıldım, 2010'da Yıldız Teknik Üniversitesi serüveni başlayınca kitap kurdu demek bile az kalırdı, yazarları tek tek değil, tüm külliyatıyla okur duruma gelmiştim, neyse konumuza dönelim. Austen'ın "Gurur ve Önyargı" eseri arkadaşımın elindeydi, okurken benle bazı anektotlar paylaşıyordu, okuyayım diye çok heveslendirdi beni ama yemedi; Ursula K. Le Guin hariç hiçbir kadın yazarı 2010 yılı sonuna dek ömrüm boyunca okumadım. Sonra tabii kadın yazarların yazdığı kitaplardan en az bi yüz tanesini okumuşluğum var.

1983 doğumlu Emily Blunt'ı, hani şu İngiliz aktör hatunu çok severim. Şimdiye dek yaptığı işler içinde 27 filmini seyrettim. Hatta "Wild Mountain Thyme (2020 yapımı)" yani "Yabani Dağ Kekiği" filmine Türkçe ilk altyazıyı da ben çevirdim (Altyazı için ilişim: https://turkcealtyazi.org/...-mountain-thyme.html). Hatunu öyle severim yani, anlayın işte. Yanılmıyorsam Blunt'a ait seyrettiğim 20. filmdi, "The Jane Austen Book Club (2007 yapımı)" yani "Jane Austen Kitap Kulübü" filmi. Tahmin ettiğiniz gibi, bir gurup çıtır ve aşırı zeki evli-bekar-dul kadın bir kulüp kurarlar (bir tanecik de yakışıklı bilgisayar uzmanı eleman vardır kulüpte- kendileri Homeland dizisinin deli manyak CIA ajanı Claire Danes'in yavuklusu olur), adına da "Jane Austen Kitap Kulübü" derler, çünkü amaçları Austen'ın tüm kitaplarını okumak, ayda bir toplanmak ve kitapları tartışmaktır. Her biri bir Austen kitabı seçer ve üstüne araştırma yaparlar. Elbette -Fransızca öğretmeni olan- Blunt özellikle "İkna" kitabını seçmiştir; tuhaf olan da filmdeki özel hayatıyla kitabın arkaik içeriği inanılmaz örtüşmektedir. Unutmadan, filmi seyredin, muhteşem güzel bir film. Beni 2011-2013 arası müdavimi olduğum kitap okuma kulübü Ekin Yazın Dostları ile olan anılarıma götürdü, o külübün benim bağlı olduğum şubesinde de en fazla bir ya da üç erkek olurdu hep, gerisi bir sürü kadındı, cin gibilerdi hepsi de, kitap kurtları hep kadınlardan çıkar, kural değişmez. Neden mi bunlardan bahsettim? Austen'ın bu kitabını okumayı seçmemin esas nedeni bu filmdi de ondan.

Neyse, biraz kitaptan bahsedelim. 27 yaşında genç bir kızcağız, Anne Elliot, soylu bir aileden geliyor, üç kız kardeşin en küçüğü, annesi erken ölmüş, Sör Walter denen soyluluk budalası bir adam da pederleri (şam babası) oluyor. Kızımız henüz 19 yaşındayken bir deniz askeri olan Yüzbaşı Wentworth'le evlenmek istese de etraflarında fır dönen soy-soplu Leydi Russel denen bir kadının -aile dostları- adamı gözü tutmadığından bu evliliğe müsaade edilmez -bu cadalozun sözü Elliot ailesinde kanun kitabı gibidir- ve genç kızımız Anne evlenmemesine ikna edilir! Gel zaman git zaman bu asker gemi kaptanlığı işinden epey para kazanır ve şimdilerde 27 yaşında olan kızımızın etrafında birden peyda oluverir; türlü vesileler ve olaylar sonrası Anne'in ailesi malikanelerini -savurganlıkları yüzünden- terkedip başka bir semtte daha mütevazi bir eve geçerler ve şatomsu evi de bu Yüzbaşının akrabalarına kiralarlar. Bin türlü olay, entrika, bakışmalar, gülüşmeler, ağlaşmalar, duvarın üstünden düşmeler ve kafa yarmacalar, serzenişler, acaba ne dediler, ne demediler, önü ardı kesilmeyen romantik "muhabbetler" -aşk/sevgi değil, özellikle muhabbetler!- sınıf kavgaları, sen aşağı tabaka ben üst tabaka benzeri soylu saçmalıkları arasında bu iki biçare tekrar birbirlerine aşık mı olurlar, yoksa olmazlar mı, bilemiyorum. Temkinli ve duyarlı Anne Elliot her şeyin merkezinde ve aynı anda da her şeyin dışında, Yüzbaşı veya başka biri söylemese de o hemen her şeyi biliyor ve hissediyor, çünkü o bir bilici! Eğer siz de ikna edilmek istiyorsanız; kitabın neredeyse sonunda yer alan ve Yüzbaşı'nın Anne'e yazdığı o "mektubu" okumalısınız, sonra belki ikna olursunuz, kim bilir!

Romanın bir yerlerinde esas oğlan şu minvalde bir şeyler geveler, tek bir cümleyle: "Seni seviyorum, benim olacaksın, o kader!" Kızımız ise, yaklaşık on milyon sekiz yüz bin on dört cümle kurarak: "Seni sevmiştim, seviyorum, hep seveceğim..." Siz kadınların işi cidden çok zor! Ne çok şeyi aynı anda düşünüyorsunuz ve kafanız nasıl oluyor da patlamıyor! Şu meşhur Friends (Arkadaşlar) dizisinin sanırım ikinci sezonunda Rachel ve Ross nihayet öpüşürler (nihayetttttttttt!). Ross, kankaları Chandler ve Joe'nun yanına gelir, üçü pizza yerlerken ikisi Ross'a sorar: "Kızı öptün ha, nasıldı?" Ross: "Evet, iyiydi." Joe: "Dil kullandın mı?" Ross: "Evet." Tüm konuşma budur. Kızlar cephesinde Monica ve Fibi (okunuşu böyle, cozurdamayın) sorarlar Rachel'a: "Ross'u nihayet öptün ha, nasıldı, nasıl öptü, elini nereye koydu, yumuşak mıydı, saçını okşadı mı, belini kavradı mı, sağa sola yatırdı mı, üç vakte kadar düğün var mı?" vs. vs. vs. Özetle bu kitap da böyle, Anne'in tüm düşünseli yazıya dökülmüş adeta.

Sanırım Austen aslında Anne ve Anne de Austen. Bu kitabı ölmeden hemen önce bitirmiş ve başka bir kitaba henüz başlamışmış (ölümünden altı ay sonra basılabilmiş) ve rivayete göre bu kitapta geçen olaylar birebir Austen'ın hayatında da yaşanmış. Austen için üzgünüm, vazgeçtiği oğlan içinse hiç üzülmüyorum, itin önde gideniymiş, ben bu kızı alırdım, göğüs kanserini de önceden (el kontrolüyle) farkeder kızı ölümden kurtarıp kahraman olurdum ve atımı sonsuzluğa doğru gün batımında sürerdim...

Diğer çevirileri bilmem ama bu çeviri harikuladeydi. Geçmiş zamanın dokusuna uygun, ara sıra eskiden kullanılan sözcüklerin çeviride tercih edilmesi bence cuk oturmuş. Edisyon da fena değil, kapak tasarımı çok cici, kitabın kağıdı çok ince ama kaliteli, ipek gibi, Austen'ın ruhuna uygun düşmüş. Birkaç dizgi hatasını saymazsak İthaki'yi de çevirmeni de tebrik etmek gerekiyor.

Her ne kadar bu eser Austen'ın son kitabıysa da bence Austen okumalarına bu kitapla başlayıp diğerlerini sıraya koymalısınız. Sözüm kadınlara: "Austen tam size göre hanımlar, detaylarına ve betimlemelerine bayılacaksınız..."

Süha Demirel, 20 Mayıs 2020, İstanbul.

***

Kitabın Künyesi:

Jane Austen, İkna
İTHAKİ YAYINLARI
Çevirmen: Başak Bekişli
Baskı Tarihi: 2. Baskı, Ekim 2020
ISBN: 9786053759089
Dil: TÜRKÇE
Sayfa Sayısı: 365
Kitap Edebiyat Roman (çeviri)
294 syf.
·6 günde·9/10 puan
Jane Austen in ,Aşk ve gurur’ unu geçen yıl okumuştum ve halâ etkisi bendeyken şimdi de “ikna” .. bir yıl da bu kitap dolaşsın kafamda :) çok çok beğendim, etkileyici bir aşk hikayesi olmakla beraber, o zamanın İngiltere’sinin mevki, Servet,sınıf ayrılıklarına verilen önemine de yer verilmiş.kitapta eleştirebileceğim tek yön, yine aşk ve gurur da ki gibi çok fazla isim var. Okurken isimler geçince çok zaman durup düşündüm bu kimdi, bu hangisiydi diye :) .. okumayı düşünenlere tavsiyemdir.
301 syf.
Jane Austen'ın okuduğum ikinci ve yazarın son yazdığı kitap olan İkna adından anlaşabileceği üzere 'ikna' temasını ele alıyor.
Kellynch Malikanesinde ablası ve babası ile yaşayan annesi vefat eden Anne Elliot ve yüzbaşı Frederick Wentworth'ün aşkı etrafında gelişen olaylar anlatılıyor. Elliot ailesinin maddi durumlarının kötüleşmesi sebebiyle evlerini yüzbaşı Frederick Wentworht'ün evli olan ablasına kiralayıp kendilerine daha uygun bir yere gitmeye karar verir Elliot ailesi. Bu süre zarfında Anne ve Frederick arasında kısa süreli bir yakınlaşma olur. Gerek konum olarak gerek maddi durum olarak kendilerinden daha düşük gördükleri Frederick ile yakınlaşmaması konusunda annesi gibi gördüğü Lady Russell tarafından ikna edilen Anne, 8 buçuk yıl boyunca bu adamı unutamaz. 8 buçuk yıl sonra tekrar karşılaşırlar fakat genç adam gururuna yenik düşecek midir, Anne'e olan öfkesini unutabilecek midir? Öte yandan Anne için geri çevirilemez nitelikte kuzen Bay Elliot ortaya çıkar, Anne, 'Bayan Elliot' olabilme hayaliyle bu adamın etkisinde kalacak mıdır?

Jane Austen'ın karakter analizlerine bayıldığımı söyleyebilirim. Bazı karakterlerden nefret ettirirken bazılarına bağlanmamı, o karakterler gibi düşünmemi sağlıyor. Kitap tüm akıcılığı ile ilerken keyif alarak okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar. :)
240 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Jane Austen un Kadın karakterlerinden Anne ile beraberiz.Dönemin kadın sıkıntılarına yönelen Jane burada daha naif biri çiziyor bize.Henüz çok gençken çevresinin etkisi ile daha alt statüde olan sevdiceğinden ayrılan Anne yıllar geçmesine rağmen hiç kimse ile evlenmiyor.Yani Sezen Aksu’nun da dediği gibi “Ama gezdirmem de gönlümü ,gider acımı çekerim”diyor.Bu arada yaklaşık sekiz buçuk yıl sonra eski sevdiği Wentworth tekrar çıkıp geliyor ama bu kez oldukça saygın,elit ve zengin.Ama Anne bunlardan etkilenen biri değil.Bu arada başka bir talibi de var ama Anne in amacı gerçek aşk .Tabi Wentworth ün kırık kalbi düzelirse.Kulağa kadın romanı gibi gelebilir ama erkeklerin de okuyup kadın ruhunu anlaması için okuması gerekli bir kitap! Bu kitap sayesinde Jane ile oturup konuşmuş gibiyim .Onunla olmak güzel!
304 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Bir Jane Austen klasiği... Ingilizlerin orta sınıf insanlarının, jane austen'in kendine has bir dil kullanarak anlatıldığı şahane romanı. Aşk, romantizim, sınıf farklılıkları vs.
Konusu ise şöyle; Anne ve Frederick' in aşklarının zaman, toplumsal ırade ve kurallar, Ingilizlerin bilinen unvan ve asillik takintilari vs. sebeplerle sınanması. Ana tema bu. Diğerleri benim için sadece detay. Jane Austen okuyanlar zaten karakter seçimlerini bilir. Jane Austen... ne harika bir kadın. Hayran olmamak elde değil. Müthiş bir sağduyu, ahlak ve zeka örneği Jane Austen.
.
Son olarak buraya sadece Yüzbaşı Frederick Wentworth'un Anne'e yazdığı mektuptan bir parça bırakıyorum.
.
"Ruhumu delik deşik ediyorsunuz. Bir yarım ıstırap, diğer yarım umut içinde. Lütfen çok geç kaldığımı, o eşsiz duyguların artık sonsuza kadar kaybolduğunu söylemeyin. Şimdi sekiz buçuk yıl önce kırdığınızdan bile daha fazla sizin olan kalbimle önünüzdeyim. Erkeğin kadından daha çabuk unuttuğunu, aşkının daha erken solduğunu söylemeye bile kalkmayın. Ben sizden başka kimseyi sevmedim."
294 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Jane Austen'dan okuduğum ilk kitap oldu. Çok derinliği olmayan, karakterlere yeterince özenilmemiş bir kitaptı ama konusu çok hoştu bence.
* * *
Yüzbaşı favori karakterim oldu. Anne'i de kitabın genelindeki karakterlere göre sevdim ama güçlü bir karakter değildi bana göre. Lady Russell en sevmediğimdi. Anne'in hayatına bu kadar karışması çok rahatsız etti.
* * *
Kitabın başında yaşanan olaylar o kadar hızlı ve yüzeysel geçildi ki, güzelim konu harcanmış gibi geldi.
* * *
Kitapta birkaç yerde kadın-erkek eşitsizliği rahatsız edici şekilde geçti ama ben dönem şartlarına göre normal karşıladım, sadece keşke kadın bir yazar yazmasaymış diye düşündüm.
Hiçbir gecikme, hiçbir zaman kaybı yoktu. Böyle bir bedbahtlığın saadetine ya da böyle bir saadetin bedbahtlığına anında dalıp gitmişti.
Jane Austen
Sayfa 292 - Yabancı Yayınevi
Çektiğimiz acıların çoğu zaman, yaptıklarımızın da her zaman en kötü tarafı ilk kez bizim başımıza geliyor olmalarıdır.
"Kendi hemcinslerimin sahip olduğunu iddia ettiğim tüm ayrıcalık, sevilen kişinin varlığı sona erdiğinde ya da umut yok olduğunda en uzun süre sevmektir."
Jane Austen
Sayfa 300
Kimisi bilmem der, bilir; kimisi bilir bilmezlenir. Kimisi bilmediğini bilmez, bilirim der; kimisi bildiğini bilmiyor zanneder.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İkna
Baskı tarihi:
1 Ekim 2013
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050812756
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Anne Elliot’ın, Yüzbaşı Wenthworth’e olan aşkının hikâyesini anlatan İkna, dünya edebiyatının en çok okunan yazarlarından Jane Austen’ın ölmeden önce tamamladığı son romanıdır.

İngiliz orta sınıf yaşam kültürü, servet, evlilik, aile gibi konuları, kendine has mizahi üslubuyla hayat verdiği unutulmaz kadın karakterler üzerinden anlatır Jane Austen. Yazarın kendi yaşamından da derin izler taşıyan İkna, iki yüzyıldır okuna gelen vazgeçilmez bir edebiyat klasiği…

Kitabı okuyanlar 1.323 okur

  • Ayşegül Sarı
  • Eda
  • Hilal Dülger
  • Pluviofil
  • beyza
  • ASLIHAN KARAKAŞ
  • Turuncu
  • Janset
  • Blue
  • Esma Hatun

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.9 (8)
9
%1.9 (8)
8
%3.5 (15)
7
%1.9 (8)
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0.2 (1)
2
%0
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları