O odada, o gece yaşananlar bana kalsın; Doğrusu ben o gecenin bir saniyesini bile unutmadım, asla unutmakta istemem. Çünkü o gece bir insanın yaşamı için mücadele verdim, zira tekrarlıyorum: Bu mücadele, ölüm kalım mücadelesiydi
O eller çok nadir rastlanan güzellikteydi, inanılmaz uzun, inanılmaz ince, ama kasları sayesinde taş gibi gergin; bembeyaz, narin kavisli sedef rengi bombeli tırnakların uçları ise solgundu. Gece boyunca onlara baktım -evet o olağanüstü,o tek kelimeyle eşsiz ellere-, ama benim öncelikle korkuya kapılmama neden olan şey, onların hırsı, delicesine tutkulu ifadesi, kasılmış halde içiçe karşılıklı duruşlarıydı.
"İnsanların çoğu sınırlı bir hayal gücüne sahiptir. Duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez; ama aynı şey gözlerinin önünde, doğrudan duygularına dokunma mesafesinde gerçekleşirse, bu olay önemsiz bile olsa, hemen aşırı bir duyarlılık gösterirler”