Hiç bir kitabı iki kez okumamışımdır ama Babalar ve Oğullar ı üçüncü kez okuyacağım galiba.Bazarov çok tuhaf biri onun düşündüğü gibi yani onun bakış açısı benim asla bakamadığım bir bakış açısı.Onu anlamak istiyorum galiba anlayana kadar okumaya devam edeceğim.Yıllar geçtikçe belki anlam kazanır.İşte bu anlam arayışım bile asla nihilist olamayacağımın kanıtı🤗
Ahlaksızlık
Valide pazardan tereyağı niyetine aldığı o paketin arkasındaki karınca duası gibi yazılmış %15 süt yağı ilaveli margarin ibaresini fark etmesem, evdekiler safi zehri şifa niyetine tüketeceklerdi; üstelik bu utanmazlar hileleri anlaşılmasın diye margarini neredeyse tereyağı fiyatına satacak kadar arlanmazlaşmışlar! İşimi gücümü asabiyetle bırakıp, o trafik ve park sorunuyla boğulan keşmekeş pazar yerine adeta bir adalet arayıcısı gibi daldım; sırf o üç kağıtçıdan hesap sormak, hakkı haykırmak için arabayı uzun uğraşlarla park edip vardığımda, annemin tezgah başında diğer müşteriler duymasın diye nahifçe ve sessizce derdini anlatmaya çalıştığını gördüm. Karşısındaki pişkin delikanlı ise yaptığı hırsızlığın ve arsızlığın farkında bile olmadan, elimde kalacak bir teres gibi üste çıkmaya çalışıyor, yüzü bile kızarmadan bunun tereyağı olduğunu iddia ediyordu. Çocuğun babası olan yaşlı esnaf ise kurnazca bir müşteriler gitsin, şurada sessizce konuşalım telaşıyla suçunu ikrar ederken, bir yandan validenin sessiz olalım ikazları, diğer yandan benim pazar yerinde zabıta arayışım tam bir trajediye dönüştü; hırsıza insanlık dersi vermeye çalışırken kendimi suçlu gibi savunmak zorunda kalmam ise bu asrın en büyük şahsiyet kırılmasıydı. Annemin de babamın da o masumane fıtratlarıyla şikayet etme, bırak telkinlerine karşı içimden Bu zalimlere merhamet, sizin gibi masumlara ihanettir diye haykırmak geldi; zira o arsız çocuk arkamızdan "Ben bunu başkasına tereyağı diye satacağım" diyecek kadar haramı gözüne koymuşken, benim suskunluğum bir başka mazlumun canını yakacaktı. En acısı da, park yerinden o çileyle çıkarken sıkışık trafiği açmaya çalışan memurun trafik polisi değil, demin pazar yerinde köşe bucak aradığım zabıtanın ta kendisi olduğunu görmek oldu; asıl vazifesini bırakıp
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Kendimi kendi dışımda arayışım çok uzun sürdü.”
Duygu ve Düşünce
“Kendimi kendi dışımda arayışım çok uzun sürdü.” C.G.Jung, Kırmızı kitap
144.
Kimesizlige mahkum oluşumun seneyi devriyesi bugün. Arayışım hala bitmedi. Hala ellerim kirli, hala bakışlarım anlamsız. Nefes alırken zorlanıyorum. Öyle sigaradan felan değil benimki. Havayı cigerlerime sığdıramıyorum. Damarlarım şisiyor kafamın içinde. Kafamin içinde çakıyor yıldırımlar. Gözlerimden süzülmesede. Dudaklarımdan dökülmesede. Kalbimi sıkıştırıyor duygular. Oturduğum tabureden sıçramak istiyorum. Uzanıp gökyüzünden bir yıldıza tutunmak. Parmaklarımla sımsıkı kavramak. Belki o zaman yüklerim kalır geride. Belki o zaman hafifler omuzlarım. Belki o zaman... Duygularım dökülür bir denize paçalarımdan. ...
Hayatımla ilgili hakikatleri bulamamak çok yordu. Bu dayanılmaz sürekli işkencenin ne zaman bitecegini ya da bitip bitmeyeceğini tüm varlığımla merak ediyorum. Bir insanın hayatının ilk evrelerini erken dönem deneyimlerini hatirlayamamasi kimi zaman en büyük dramı kimi zaman tanrının lütfu gibi geliyor. Her halükarda arayışım bitmedi bitmeyecek. Ne olduğum kim olduğum ve ne yaşadığımı bulamadan ölmek istemiyorum. Entelektüel olarak gelişip iyilesmek en büyük gayelerimden biri. Umarım her niyet ettiğime hayirlisiyla erişirim.