Daha başında Arben’in dünyasına adım attığınızda, kendinizi hızla akan, sert ama bir o kadar da merak uyandıran bir hikâyenin içinde buluyorsunuz.
On altı yaşındaki Arben’in bir hırsız olarak başlayan yolculuğu, yanlış bir anda yapılan bir hamleyle bambaşka bir noktaya savruluyor. Reformatoryum’un soğuk ve baskıcı atmosferi, kaçış planları ve sorgulanan sadakatler… Hikâye ilerledikçe Arben’in sadece bulunduğu yerden değil, kaderinden de kaçmaya çalıştığını hissediyorsunuz. Büyük bir şirketin hiperkulesinde çalışmayı kabul etmek zorunda kalması ise gerilimi daha da artırıyor. Çünkü bu teklif, göründüğü kadar basit değil.
Kitap boyunca sürekli tetikte kalıyorsunuz; kim dost, kim düşman, hangi karar doğru… Arben’in yaşadığı ikilemler, okurda da aynı huzursuz merakı uyandırıyor. Kaçışın sadece fiziksel olmadığını, bazen seçimlerden ve sonuçlardan da kaçmak zorunda kalındığını düşündürüyor.
Deniz Erbulak’ın kalemi son derece akıcı ve sahici. Olayları süslemeye gerek duymadan, temposunu hiç düşürmeden anlatıyor. Karakterlerin duyguları net, atmosfer güçlü ve anlatım güven verici. Bu da kitabı elinizden bırakmadan okumanıza neden oluyor.
Hiperkuleden Kaçış, macera ve gerilim seven okurlar için sürükleyici bir başlangıç sunarken, aynı zamanda Arben’in dünyasına sağlam bir giriş yapmanızı sağlıyor. Daha ilk kitapta, bu yolculuğun kolay kolay bitmeyeceğini hissettiriyor.
#arbenhiperkuledenkaçış #booksbooksbooks #kitapönerisi #aesthetic #fyp