İyi ki yorumlara ve puanlamalara bakıp da kitabı okumamazlık etmemişim.
Belki de yatılı okuduğum için o empatiyi kurabildim, bilmiyorum. Sanki kitapta 15–20 yıl önceki kendimi buldum. O iç muhasebeler, hayata karşı düşünce tarzı o kadar samimiydi ki… Bu kitabı ileride tekrar okumak isteyeceğime eminim.
"Hayır dedim, ben üniversiteye gittikten sonra filan gidilecek pek çok şahane yerler olmayacak. Kulağını aç da, dinle. O zaman aşağıya elimizde bavullarla filan, asansörle ineceğiz.
Herkese telefon edip hoşça kalın diyeceğiz ve otellerden kart filan atacağız. Ben bir büroda çalışacağım, bir sürü para kazana-cağım, işe taksilerle veya Madison Caddesi otobüsleri ile gidececeğim, gazete okuyacağım, durmadan briç oynayacağım, sinemalara gidip bir sürü kısa film ve haber şeridi seyredeceğim. O haber şeritleri, of Tanrım! Hep de salak bir at yarışı olur, ya da kadının teki geminin bordasında şişe kırar, ya da pantolonlu bir şempanze lanet bir bisiklete biner. O zaman geldiğinde, hiçbir şey aynı kalmayacak. Ne demek istediğimi hiç anlamıyorsun."