Bir gün Hazret-i Mevlâna medreseye giderken, bir kuyumcu dükkânının önünden geçiyormuş. Bir kuyumcunun çırağı çekiç ile bir şey döğüyormuş. Mevlâna bu dükkânın içinden gelen "tik, tak!” sesinden bir vecd duymuş. Derhal kollarını havaya kaldırarak sokakta dönmeye başlamış. Kuyumcu, Hazret-i Mevlâna'nın sokakta durmadan döndüğünü görünce:
"Salâ ey ahali, mallarımı yağma ediniz!" demiş ve ahali de kuyumcu dükkânını yağma etmiş. [Kendisi] Mevlâna'nın arkasına takılarak ona derviş olmuştur. Bu zâtın adı Şeyh Salâhaddin-i Zerkûb'dur. Artık Salâhaddin-i Zerkûb, Mevlâna'nın yanından ayrılmamış, ona âşık olmuştur.
İşte semâya bu suretle başladılar. Müteaddit Mevlevîler arasında bu rivayet dolaşmaktadır. Bundan sonra semâhanede semâ başlamıştır. Mevlâna'nın sandukaları da semâhaneden görünerek, onlara ayrı bir huşu vermektedir.