Alex ve arkadaşlarının yaptıklarından hoşlanan varsa eğer acilen tedavi olsunlar. Okuduğum ilk yeraltı edebiyatı kitabı olabilir bunu biraz kitabın farklı bir tarzda olduğunu fark ettiğimde araştırarak bilincinde oldum. Çok bana hitap eden bir tür değil ama Otomatik portakal daha sonradan verdiği mesajlar ile okunmaya kesinlikle değecek bir kitap. Karakterlerin yaptıklarını kesinlikle tasdik etmiyorum ama insanların içinde olan bu şeytani dürtünün bu kadar ileri gittikten sonra içinden ‘ben durmalıyım ya’ diyeceğini sanmıyorum. O yüzden üçüncü birinin ya da birilerinin bu olaya müdahale ederek belki de zorla bu durumu düzeltmesi mümkündür, Alex karakterinde bunu görebiliyoruz zaten. Belki arkadaşlarından daha acı bir şekilde o ‘şeytani’ dürtülerini bastırdı ama yine de daha bu bilince geldi. Hem toplumsal hem de bireysel mesajların olduğu kaliteli ve ders niteliği taşıyan bir kitap.
Çocuk yaşta Peyami Safa’nın bu acıyı çekmesi bir taraftan hem üzücü hem de onu yaşına rağmen olgunlaştırması bir bakıma iyi bence. Kitabı okurken betimlemeleri o kadar beğendim ki daha önce hiçbir kitabın cümleleri bu kadar hoşuma gitmemişti. Karakterin hem o depresifliği ama bir yandan da içinde taşıdığı umudu, bu iki tezatı yaşaması hatta bunu yaşaması… Her bakımdan çok beğendiğim, okurken kendimi kaptırdığım hem biyografik hem de psikolojik bir kitap.