*spoiler*
*spoier*
Bitirir bitirmez göz yaşlarımı bile silmeye kıyamadığım bir kitaptı. Önce Mücella'nın gözünden baktım paşazade yalısına, Kindinar yokuşunu soğukta çıktım. Sonra Mücella'nın hayatından geçtim. Ama ne geçiş... Yusuf Ziya'nın başında bekledim, yazdığı mektuba ışık oldum. Rengin oldum yaz vakti dadanan hırsızı gözledim. Bordo halı ile mavi halıyı Mücella ile itekledim. Pervin'in safir yüzüğüne baktım Mücella'nın gözünden... Güzide'yi bulan balıkçı oldum.
Mücella'nın hayatı ve hayatından geçen isimler beni böyle etkiledi. Anadolu'da kim bilir kaç kadın böyle sessiz sakin etliye sütlüye dokunmadan geldi geçti. Ya da Mücella'nın hayatına girenler gibi coştu geçti. Hikayesi anlatılması gerekenler vardı ya da yoktu ama Mücella'nın hikayesi beni en derinden yakaladı. Şimdi ne zaman iki katlı bahçeli bir ev görsem aklıma karayemiş ağacıyla Mücella'nın evi gelecek... Mücella ne o eve ait olabildi ne de ev ona ama Mücella hep o evde kaldı. Nazlı'nın son sayfaya yazdığı gibi;
" Bir şelalenin suyuna kapılmış gül yaprağı gibi Mücella, al baştan kendini aynı yerde yakaladı." Vesselam.