Çevirmen:
Mustafa Topal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·256 syf.··
2020 9. kitabı
Dava...Kafka'cığımın en bi sevdiğim en sarsıcı kitabı alın aldırın kütüphanenizde mutlaka olsun geçen kitapları karıştırırken geldi elime ayırdım bir köşeye yine okuyacağım. Altını çizmemişim çizip alıntılar yapacağım takipte kalın.
DavaFranz Kafka · Parodi Yayınları · 201864bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2019 29. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2019 00:14
..İçeriği hakkında bilgi sahibi olduğum ama okumayı ertelediğim bir kitap olmustu. Okumaya başlamadan önce incelemelere uzun uzun göz attım. Acaba ben hangi tarafta olacaktım. Kafka/Dava’yi sevenler, kitabın sayfalarında derinliklere inenler mi yoksa boguldum zor bitirdim kitabi diyenler mi. İlk başlarda bir heyecanla baslasam da kitaba bir süre ara verince tekrar elime almak istemedim. Anladım ki ben yukarıda bahsettiğim ikinci tarafta yer alıyorum. Maalesef ki sadece bitirmek için bitirdim kitabı. Kitapta öykülenen bir vakıa doğal akıştaki mekanda değil de hiç alakası olmayan bir yerde geçebiliyor. Kafka’nın bu önemli eserini belki de ben ara ara okuduğum icin sevemedim demek isterdim; ancak oturup tek günde de okusam ayni keyifsiz tadı alacağım. O sebeple ki merak ettiğim Dönüşüm adlı kitabını okumayı dahi düşünmüyorum. Bu kitabı okuyup benim anlayamadığım derinliği keşfedenleri takdir ediyorum. Keyifli okumalar...
Edebiyat
DavaFranz Kafka · Parodi Yayınları · 201864bin okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2020 5. kitabı
Dava, sabaha kadar kabus gördüğüm gece gibiydi. Uyanmaya çalıştıkça çetrefilli olayların içine düşüp, yere çakılarak uyanabildiğim, gözümü açtığımda dünyaya döndüğüm için oh dediğim cinsten. Olayların saçmalıklar silsilesinden oluşması kitaba soyut bir taraf kazandırmış. Sanki paranoyak bir adamın iç sesini dinlermiş hissiyle hukuk sisteminin gerçeklikten kopukluğu, kanun adamlarının burjuva gururları, yozlaşmaları, ellerine bir şekilde düşmüş insanların sorgulamaktan, onurlarından sıyrılmaları alaylı ve aşağılanarak anlatılmış. Dava'nın şu yaşıyoruz dediğimiz, yaşadığımıza inandığımız hayata kahkaha niteliği taşıdığı kesin. Tüm anlamsızlıkların arasında debelenip kendimizce anlamlı kılmaya çalıştığımız hayatla, varoluşsal sancılarımızla alay eden Kafka'yı kitabı yazarken düşünmekten kendimi alamadım. Kabus görmek isteyene kolay gelsin.
DavaFranz Kafka · Parodi Yayınları · 201864bin okunma
4/10
·256 syf.·
2020 4. kitabı
Sürükleyici değil, akıcı değil. Belki karakter ve hukuk sistemi eleştirisi, okuması yine de oldukça güç. Yani Kafka’nın karamsar olmayan hali buysa...Metafor kullanmanın da bir adabı var arkadaş.
1000Kitap
DavaFranz Kafka · Parodi Yayınları · 201864bin okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2020 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 22:35
Kitabı okurken K. nın durumu canınızı sıkıyor. Ne olduğu belli olmayan bir dava ve beraat edip özgürlüğüne kavuşmak için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyor ama her çaba bir çıkmazla sonucsuzlukla kalıyor. Yargı, adalet sistemindeki carpikliklari ortaya koyan distopik bir kitap..
DavaFranz Kafka · Parodi Yayınları · 201864bin okunma
Önerilir
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2022 00:00
Kafamın çok dolu olduğu bir dönemde okudum ama eminim ki daha kısa sürede okunurdu. Franz Kafka kalemi ile beğendiğim bir yazar özellikle hayatı ve hissettiklerinden dolayı yazdıklarının altında birden fazla mâna arıyorum
DavaFranz Kafka · Parodi Yayınları · 201864bin okunma
7/10
·256 syf.··
2025 6. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2025 17:30
Diyalogların uzunluğu biraz olsun yavaş akmasına sebep oldu. Aslında sindire sindire okunması gereken bir kitap. Düşüncelerimin bu yönde olmasında bölümler arasındaki kopukluk etkiledi mutlaka. Ancak okurken vermek istediği mesajı çok derinden hissettim.
DavaFranz Kafka · Parodi Yayınları · 201864bin okunma
"Ah Franz kafka! Benim hüzünlü kekim.."
9/10
·224 syf.··
2021 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2021 01:17
1883 senesi yazında, sıcağın kasıp kavurduğu bir yaz gününde buz gibi biri olarak doğuyorsunuz. Prag'da Almanca konuşan bir Yahudi ailenin, 6 çocuğundan en büyüğüsünüz. İki küçük kardeşiniz bebeklik döneminde ölüyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan birkaç yıl önce hayatınızı kaybediyorsunuz. Ardından üç küçük kız kardeşi toplama kamplarında ölüyor. Sürekli hikayeye ilgi duyuyorsunuz ve en sevdiğiniz yazar Fransız romancı Gustave Flaubert. Tıpkı Tolstoy ve Dostoyevski'de olduğu gibi, tip itibariyle çelimsiz ve çirkin birisiniz, bir Maksim Gorki değilsiniz mesela. Babanızla ilişkiniz oldukça karışık. Mutsuz ev yaşantısına rağmen 31 yaşına kadar ebeveynlerinizle yaşamaya devam ediyorsunuz. 36 yaşınızdayken ilişkinize ilişkin duygularınızı açıklığa kavuşturmaya ve kişiliğinizi ileri sürmeye çalışan babanıza 100'den fazla sayfalık uzun bir mektup yazıyorsunuz. Romantik hayatınız ünlü olmasına rağmen, güvensizlikleriniz, nevrozlarınız, ve samimiyet korkunuz insanlarla ilişkilerinizi üstlenmesini zorlaştırıyor. Hiç evlenmediniz fakat hayatınızda üç farklı kadın (Felice, Dora, Milena) oldu. Hatta birisiyle (Felice) 2 kez nişanlandınız ama olmadı. Ardından evli bir kadına aşık oldunuz. (Milena) İki yıl mektuplaştınız ardınan Polonyalı birisiyle nişanlandınız.(Dora) Onunla ciddisiniz. Hatta Filistin'de bir restoran açıp oranın başgarsonu olmayı, nişanlınızın da aşçı olmasını planlıyorsunuz lakin hastalığınız buna izin vermiyor. Yaşadığınız dönemde araf'ta kalmış birisiniz. Almanca konuştuğunuz için Çekler; Yahudi olduğunuz için Almanlar sizden pek haz etmiyor. Haliyle yaşadığınız dönemde yalnızlığa mahkum olmanızın temelinde bu da etkili oluyor. Tüberküloza yakalanıp ölümünüzün yaklaştığı sırada arkadaşınızı (Max Brod) yayınlanmamış tüm edebi eserlerini yakmaya çağırıyorsunuz: "Sevgili
1000Kitap
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202164bin okunma
9/10
·304 syf.·
2025 21. kitabı
Okurken içimin karardığı, boğazımın sıkıldığı, karanlıkta nereye gittiğini bilmediğin bir hissiyatın üzerime çöktüğü bir eserdi. Sıkılıyorsun ama okumak ve olayları öğrenmek de istiyorsun. Aslında neden bu kadar etkileyici olduğunun cevabını içinde yaşadığımız ortamda buldum. Malesef kitaptaki hikaye ama biz gerçeğini yaşıyoruz... :(
DavaFranz Kafka · İndigo Yayınları · 201764bin okunma
FRANZ KAFKA-DAVA
Puan vermedi·224 syf.··
2021 34. kitabı
Distopik bir eser olan Dava, Kafka'nın ölümünden sonra 1925 yılında yakın arkadaşı tarafından yayımlanmıştır. Kitap genel bir olay çerçevesinde dönmemiş, fazla sürükleyici de değil; okurken sıkılanların da olacağını düşünüyorum. Zaten dava, ortada hiç bir olayın olmaması diyebiliriz. Ana karakterimiz Josef K, bir sabah uyandığında tutuklandığını ama normal yaşamına devam edebileceğini öğrenir. Hatırlarsanız Dönüşümde de Gregor Samsa uykusundan böcek olarak uyanmıştı ve hayatına normal bir şekilde devam edememişti. Josef K'da doğal olarak suçsuz bir şekilde tutuklanmasının üzerine gitmiş ve daha çok hukuk sisteminin çıkmazına sürüklenmiştir. Yargılanmayan, üst mahkemeyle ve yargıçla tanışamayan kimsenin bir şey bilmediği, kimsenin kimseyi tanımadığı ve davasının nasıl ilerlediğini hukukla ilişkisi olmayan insanlardan öğrendiği absürt bir sistemi ele almıştır Kafka. Kitabın büyüsü ne diye sorarsanız, herkesin farklı anlam çıkarabileceği bir eser. Kimileri burdaki mahkemeyi totatileter rejimlere atfederken, dinsel otoriteye benzetenler de olmuştur. Kitap şu soruyu da gündeme taşıyıp, tartışmaya açmaktadır: Ne kadar özgürüz? Distopya dediğime bakmayın; anlatılan günümüz dünyasına çok uzak değildir. Güçlü olanın yargılanmaktan muaf olduğu, zayıf olanın ise elinden bir şey alınmak istenildiği vakit(canı dahil) çok ucuz bahaneler üretilebilen bir dünyada yaşıyoruz. Kitapta da hukuk yoluyla erişimin mümkün olmadığı mahkemeye; ilişkiler kurarak, rüşvet vererek davanız hakkında bir şeyler elde edebiliyorsunuz. Şu alıntıyla inceleme yazımı sonlandırmak istiyorum: Bütün hayvanlar eşittir; ama bazıları diğerlerinden daha eşittir.(Hayvan Çiftliği, George Orwell) Daha adil bir dünyanın olması dileğiyle...
Edebiyat
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202164bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.