Deliliğe Övgü kitabı Thomas More’a ithafen yazılmış çok şaşırdım okuduğumda. Çeviriyi yapan Kıymet Erzincan Kına kitabın en arkasında çok güzel bilgiler paylaşmış o notları okurken dünya tarihinin ne kadar uzun bir zaman dilimine sahip olduğu ama kendimin bu tarihin sadece ucundan birazını bilebilcek kadar zamanımın olduğunu fark ettim.
Kıymet Erzincan Kına, Erasmus’un 1509’da dostu Thomas More’a adadığı Deliliğe Övgü adlı eserinde, More’un yunancası olan ve delilik anlamına gelen Morus kelimesini kullandığını ve bilgelikle deliliği iç içe geçirdiğini söylemiş. Thomas More’un ütopyasındaki deli ise Raphael Hytlodeus.
Kitabın kurgusu öyle güzel ki ilk başta gerçekten böyle bir yerin olduğunu düşündüm söylev şeklinde yazılmış kitap. Refah içinde yaşayan, sınıfsız, özel mülkiyetin olmadığı, hemen hemen her şeyin ortaklaşa yapıldığı bir ada.
Kitabı okurken çok fazla not aldım her bir paragrafı cümlesi ayrı ders verir nitelikteydi. 21. yüzyıldayken bile Thomas More’un dedikleri fazlasıyla geçerli, asırlar öncesinden bugünün tablosunu görmek gerçekten üzücü hep aynıymış, umarım bir gün bir şeyler değişir ve buna tanık oluruz.
Raphael alıntı yapıyor “Platon bilgelerin devlet yönetimine neden karışmamaları gerektiğinin doğru bir şey olduğunu çok güzel bir benzetmeyle şöyle açıklıyor. Bilge insanlar, diğer insanların akın akın dışarıya koşup sağanak yağmurun altında iliklerine kadar ıslandıklarını görseler bile, yağmurdan kaçmaları ve içeriye girmeleri için onları ikna etmeye kalkışmazlar. Bilirler ki dışarıya çıkıp onları uyaracak olsalar, onlarla birlikte ıslanmaktan öte bir şey yapamayacaklar. İşte bu yüzden ki, başkalarının budalalıklarına çare olmayacaklarına göre, en azından kendileri evde kalıp ıslanmadıklarına sevinirler.”