Thomas More eserleri hiçbir zaman bilemezdim, oradaki yazılar, cümleler bizleri anlatıyor. More'nun cömertliği, sempatikliği her şeye bedel böyle bir üstat gelmez. Erasmus'un en yakın arkadaşı olan More övgüler yaratıyor, "neşesine, güler yüzüne ayrıca hayrandır, dünyanın en sevimli insanı olan More'un "dost olmak için dünyaya geldiğini, dost olmak için yaratıldığını" söyler. "More'un öylesine olağanüstü bir sevecenliğe ve öyle bir tatlı huyu vardır ki, en güç durumlarda bulunan kederli insanları bile avutabilir. Gerçek dosttur o... Güç durumda olanların başlıca koruyucusudur." Erasmus, 1509 yılında More'un evinde konuk kaldığı sırada, ciddi bir iş yapmak zorunda kalmadığı için More'un isteği üzerine, yedi günde yapıtlarının en ünlüsünü çağın tüm çılgınlarını taşlayan Delili Övgü'yü yazdı... Ve More'a ithafen ettim dedi.
6 Temmuz sabahı, öleceği kendisine bildirince, More her zamanki güler yüzle haliyle şöyle demiş: "Bu güzel haberinize candan teşekkür ederim. Benden görevleri ve onurları esirgemeyen Kral'a gönlüm her zaman borçlu kaldı. Ama Tanrım üzerine yemin ederim ki, beni buraya kapattığı ve ölümü düşüneyim diye hem yer, hem de bol bol vakit bağışladığı, hele bu berbat dünyanın acılarından beni böylesine çabuk kurtarmak yüceliğine gösterdiği için ona gönül borcum daha da çok arttı. İşte bu yüzden, bu dünyada da, öteki dünyada da candan dua edeceğim Kral'ın sağlığına." Erasmus'un acısı ayrıca derindi. Mektuplarından birinde, "More'un ölümüyle ben de ölmüş gibiyim, onun ruhuyla benimki gerçekte bir tek ruhtu," der. Eğer Thomas More Utopia'yı yazmasaydı, çoktan unutulup giderdi. Günümüzde onu ansa ansa, dinsel inaçları uğruna can veren erdemli bir devlet adamı olarak, çağın tarihçileri anardı ancak. Oysa More ömrü boyunca yazıp çizdi; hatta çağın çoğu okumuş