Tufan Göbekçin

Tufan Göbekçin

Çevirmen
8.4/10
150 Kişi
·
284
Okunma
·
1
Beğeni
·
58
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
384 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
Kitap adından anlaşılacağı üzere; edebiyatın sözlü ve ilk örnekleri olan efsane, mit, destanlardan başlayan uzun yolculuğunu; kitapların ve yazarlarının kısa öykülerinden oluşan bir seçkiler dünyasını sunuyor. Ve şu soruyu soruyor(sorduruyor): “... sınırlı ömrümüzü hangi kitapları okuyarak değerlendirmemiz gerekir?” Bu doğrultuda okurken kendi adıma bir liste de yapabildim(umarım sadık kalırım). Ve son bölümde yazar kitabının amacını(hatta bence 1000kitap’ ın da oluşum amacını) şöyle anlatıyor:
“Bu kitap bir bütün olarak edebiyatın nasıl komünal bir şey olduğunu inceledi. Edebiyat kendi zihnimizden daha büyük zihinlerle kurulan bir diyalogdur, hayatlarımızı nasıl sürdürmemiz gerektiği hakkındaki renkli fikirlerdir, dünyamızın nereye gittiği ve nereye gitmesi gerektiği hakkında yürütülen bir tartışmadır. Edebiyat sayesinde zihinlerin buluşması, bugün varoluşumuzun merkezinde yer alır. Her şey yolunda giderse zihinlerin buluşması daha yoğun, daha yakın ve aktif hale gelecek. İnsan zihninin harikulade yaratıcı ürünü edebiyat, yeni şartlara uyum sağlayarak hangi formlara bürünürse bürünsün sonsuza dek hayatımızın bir parçası olacak ve hayatlarımızı zenginleştirecek.”
384 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
“Neden edebiyat okuruz?Çünkü başka hiçbir şeyin başaramayacağı şekillerde hayatı zenginleştirir.Bizi daha insan kılar.Edebiyat okumayı ne kadar iyi öğrenirsek,bunu o kadar daha iyi yapar.”
.
Edebiyatın kısa tarihi,kırk başlıktan oluşan kırk saatlik bir ders niteliğinde.Bu dersler kilit noktaları sunmakla birlikte perdelerin ardını da gösteriyor,sizi meraklandırıyor,notlar aldırıyor,edebiyatın nasıl da geniş olduğuna dair ön bilgiler veriyor.Mitlerden,ilk öykü çalışmalarına,büyülü gerçekçilikten günümüz e-kitaplarına uzanan bir yolculuk.Ama uzun yolda dinlemeyi tercih ettiğiniz şarkılar tadında.Hem yolu takip ediyorsunuz hem de notaların zihninize yeni kapılar açmasına izin veriyorsunuz.
.
John Sutherland edebiyat yetkinliğini hissettiriyor her alt başlıkta.Daha çok İngilizce üretilmiş eserlerden bahsedilmesi ise anlaşılabilecek bir durum.
.
Diğer bir ayrıntı: pek çok yazar ve eser,alıntı,tarihsel notlar ve spesifik bilgiler taşıyan bir kitabın çevirisinin ne denli çetrefilli olabileceğini tahmin edersiniz.Tufan Çöbekçin ise yaptığı çeviri ile okuma keyfimi daha da üst noktaya taşıdı.
.
Velhasıl ,döne döne bakacağım bir rehber kitap oldu kendileri.Sindirerek,keyfini çıkara çıkara okudum.Kimi yerlerde sinsi sinsi güldüm,yazarın geleceğe dair düşüncelerine hak verdim,anlatım tarzı ve seçtiği örnekler karşısında ise (kabul ediyorum bir miktar kıskançlık ile) hayran kaldım.
679 syf.
·10/10
Kitap genel anlamda Einstein'ın içinde bulunduğu koşulları ele alıp, hayatındaki olay zincirlerini incelemiş; çabalarını, düşünsel deneylerini, teorilerini işlemiştir.Fizik alanındaki çalışmalarının yanı sıra onun insani yönüne de değinilmiş, aşk ve aile hayatı tüm gerçeklikleriyle ortaya serilmiştir.Bu kitapta iki dünya savaşı görmüş bir adamın bilime,fiziğe nasıl sarıldığını görecek, çalışmaları gereken değeri görmemiş olsa bile inançlarından vazgeçmeyen ve çalışmaya devam eden ,özgürlüğüne düşkün bir adamın hayat hikâyesiyle karşılaşacaksınız.

Kitap özellikle 4 ana bölüm üzerinde durmuştur ve aslında her birinde onun farklı bir tarafı bize gösterilmiştir.Birincisi fizik alanındaki çalışmaları ve geliştirdiği teorilerdir.İkincisi politik tavrıdır.İki dünya savaşı görmüş olması ve bir yahudi olarak halkına yapılanlara şahit olması onu savaş karşıtı bir tutum içine sürüklemiştir.Üçüncüsü aşk yaşamıdır.İki kadınla evlilik yapması ve flörtleri ile ilişkileri hayatında kaçınılmaz etkiler yaratmıştır.Dördüncüsü Einstein'ın kişisel yapısıdır.Kıvrak zekası, dağınıklığı, kıyafetlerinin tarzı ve saçları kendine özgü bir hava yaratmıştır.Bakış açısı ve merak duygusu onu zirveye taşıyan en önemli özelliklerindendir.

Atom bombasının oluşturulması hususundaki çalışmaları tam anlamıyla onu bu işin mucidi yapmasada; çalışmaları, gelişmelerin temel kaynağını oluşturmaktadır. Bu durum hayatının geri kalanında Einstein için vicdan azabı haline gelmiştir.
Ayrıca İsrail' in başkanlığı için kendisine teklif de yapılmıştır.Kitap içerisinde daha pek çok merak ve ilgi uyandırıcı bilgiler barındırmaktadır.Bu iki durum bende en çok ilgi uyandıranlardır.

Kitap Einstein'ın hayatını ve geliştirdiği teorileri sade bir biçimde ortaya koymuştur.Einstein'ın özel hayatı hakkında sunmuş olduğu bilgiler kitabı okurken sıkılmamanıza yardımcı olabilir.İşin magazinsel boyutu ve Einstein'ın kıvrak zekasından doğan etkileyici cümleler kitaba odaklanmanızı kolaylaştırabilir.Fizikle ilgilenen biri için ayrıca genel kültür anlamında da kaçınılmaz bir kitaptır.
148 syf.
·10/10
Okurken keşke Dünya'da böyle olsa dedirttiren kitap. Eser için ne kadar uğraşmış bilmiyorum ama yıllarını bir kitap yazmak için veren bazı yazarlardan çok daha iyi eser çıkarmış. Eğer eşitliği savunuyorsanız okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Savunmuyorsanız da okumalısınız belki savunmaya başlarsınız.
252 syf.
Kim bu ortadakiler? Herşeyin ortalamasının alındığı ve buna yine ortadakilerin karar verdiği bir gezegen. Bireysel yetenekler, mizaç, algı çeşitliliği gözardı edilmemeli, farklı olmaktan korkmamalı. Sosyal medya akımları dahil ince bir çizgi var ortalamaya girmekle kendin olmak arasında. Anlamak için okunmalı, bilim tabanlıdır. Sıkılmayın, bilim hakiki mürşit ya hani.
148 syf.
·4 günde·8/10
Öncelikle genelde distopya okuduğum için ütopyayı okurken kendimi hayal dünyasının içinde buldum. Tabi ne yazık ki distopyalar gerçekleşirken ütopyaların gerçekleşememesi üzücü. Bundan anlaşılan şu ki; kötüye iyilikten daha çabuk ulaşılıyor. Kitapta, kişisel mülk edinmenin kargaşa yaratacağı mülkün ortak kullanılması gerektiğine vurgulanmış ve hukuk, yasa, eğitim, din, savaş gibi konuların nasıl olması gerektiği anlatılmış. Çoğu konu zaten günümüzde uygulanmaya çalışılmakta. Dediğim gibi sadece çalışılmakta. İnsanların içindeki canavar evcilleştirilmediği sürece çabaları yok edenler elbet çıkacaktır. Ütopya halkının bilime ve düşünceye verdiği değer o ülkenin temelini kuruyor. Zaten düşüncenin değerli olmadığı bir yerde saygısızlık, hırs, egoizm ve kan seli vardır. Son olarak eğitimin, bilimin ve düşüncenin değeri olmadığı bir yerde ütopya hep ütopya olarak kalacaktır.
252 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İstatistiğin hayatımızı yönettiğine dair çarpıcı pek çok kitap okuyabiliriz ancak bunun etkileri üzerine bu kadar harika bir kitapla karşılaşmak çok memnuniyet verici. Ortalamanın sonu, Sanayi Inkılabından beri hayatımızı yöneten çoğulcu anlayışın etkilerine karşı esasında kimsenin normal ya da ortalama olmadığını, herkesin bireysel olduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca IQ gibi tek rakama indirgenmiş sonuçların imkansızlığını, zeka gibi bir değeri göstermek için bile çok farklı değerler olduğunu, hiçbir insan için hiçbir şeyin çok yüksek ya da düşük olmadığını gösteriyor. Benzer şekilde eğitim sisteminden modaya kadar her şeyde ortalama anlayışı hakimse de kitabın deyimiyle; "kimse ortalama değildir".
256 syf.
·7/10
Bildirge , bir kara distopya serisinin ilk kitabı.İlk sayfalarda Anna'nın günlük yazmasıyla kendimizi Büyük Depo denilen bir yerde buluyoruz ve macera başlıyor.2140 yılında çocuk yapmak yasak.Eğer çocuğunuz olursa onlara artık deniliyor ve toplumdan dışlanıyorlar.Köle olmak üzere eğitiliyorlar.Yurt gibi , dışarı izni olmayan bir yerde.Anna Büyük Depo'da saygın bir "Artık".Fakat yeni gelen Artık Peter pek de öyle olmadığını , onun dışarıya ait olduğunu savunuyor.Ve kaçış başlıyor.
Kitap fena değildi.Yazar o zamanı ve mekanı fazla anlatmıştı , bu yüzden hayal etmek sınırlıydı.
Karakterler sanırım on dört on beş yaşındaydılar ve bu rol için küçüktüler.Bazı davranışları fazla basitti.
Okunabilir bir kitap.
Beklentisiz okursanız seversiniz :)
148 syf.
·Beğendi·9/10
Çok sevdiğim, en az bir defa daha okuyacağıma emin olduğum şahane eser.
◇Thomas More tarafından 1516'da yazılmış, tüm insanlığa ve dillere "yok-ülke" kavramını armağan eden eser Ütopya; aslında var olmayan Ütopya Adası'nda geçer.
◇Kitabın anlatıcısı  Raphael Hythlodaeus, Portekizli bir denizcidir; kendisi Ütopya'da 5 yıl kadar kalmış ve bu var olmayan ülkeye hayran olmuştur.
◇Kitapta; koyu bir Katolik olmasına karşın mülkiyet hakkına kesin olarak karşı çıktığı ideal yönetim biçimini anlatan yazar,
yakın dostu Erasmus'a "Ütopya'yı yazarken yüreğinin kabardığından" bahseder.
◇Ütopya, birçok eleştirmene göre İngiliz sömürge edebiyatının başlangıç eserlerinden kabul edilir.
148 syf.
·Puan vermedi
Thomas More eserleri hiçbir zaman bilemezdim, oradaki yazılar, cümleler bizleri anlatıyor. More'nun cömertliği, sempatikliği her şeye bedel böyle bir üstat gelmez. Erasmus'un en yakın arkadaşı olan More övgüler yaratıyor, "neşesine, güler yüzüne ayrıca hayrandır, dünyanın en sevimli insanı olan More'un "dost olmak için dünyaya geldiğini, dost olmak için yaratıldığını" söyler. "More'un öylesine olağanüstü bir sevecenliğe ve öyle bir tatlı huyu vardır ki, en güç durumlarda bulunan kederli insanları bile avutabilir. Gerçek dosttur o... Güç durumda olanların başlıca koruyucusudur." Erasmus, 1509 yılında More'un evinde konuk kaldığı sırada, ciddi bir iş yapmak zorunda kalmadığı için More'un isteği üzerine, yedi günde yapıtlarının en ünlüsünü çağın tüm çılgınlarını taşlayan Delili Övgü'yü yazdı... Ve More'a ithafen ettim dedi.

6 Temmuz sabahı, öleceği kendisine bildirince, More her zamanki güler yüzle haliyle şöyle demiş: "Bu güzel haberinize candan teşekkür ederim. Benden görevleri ve onurları esirgemeyen Kral'a gönlüm her zaman borçlu kaldı. Ama Tanrım üzerine yemin ederim ki, beni buraya kapattığı ve ölümü düşüneyim diye hem yer, hem de bol bol vakit bağışladığı, hele bu berbat dünyanın acılarından beni böylesine çabuk kurtarmak yüceliğine gösterdiği için ona gönül borcum daha da çok arttı. İşte bu yüzden, bu dünyada da, öteki dünyada da candan dua edeceğim Kral'ın sağlığına." Erasmus'un acısı ayrıca derindi. Mektuplarından birinde, "More'un ölümüyle ben de ölmüş gibiyim, onun ruhuyla benimki gerçekte bir tek ruhtu," der. Eğer Thomas More Utopia'yı yazmasaydı, çoktan unutulup giderdi. Günümüzde onu ansa ansa, dinsel inaçları uğruna can veren erdemli bir devlet adamı olarak, çağın tarihçileri anardı ancak. Oysa More ömrü boyunca yazıp çizdi; hatta çağın çoğu okumuş adamları gibi, şiirler bile yayımladı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tufan Göbekçin

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 284 okur okudu.
  • 30 okur okuyor.
  • 486 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.