“O kadın ancak lanet bir kurt kadar iyi kalpli olabilirdi. Sinemalarda böyle sahtekarca zımbırtılara deli gibi gözyaşı dökenlerin yüzde doksanı aslında kötü kalpli,aşağılık insanlar. Şaka demiyorum.”
“Kızların gülünç yanı buydu işte. Ne zaman kesinlikle rezil bir heriften - çok ters,çok kendini beğenmiş bir heriften filan - söz etseniz,size o herifte aşağılık duygusu olduğunu söyler. Herif belki öyledir,ama bence,bu durum o herifi namussuzun teki olmaktan alıkoymaz. Kızlar. Ne düşündüklerini hiç anlayamazsınız.”
Güldüm. Ben bazen böyle sesli sesli,salak gibi gülerim işte. Yani,ben sinemada kendimin arkasında otursaydım,bir zahmet patırtıyı kesmemi söylerdim herhalde kendime.
Çocuk müthişti. “yakalarsa biri birini, çavdarlar arasında,”şarkısını söylüyordu. Öyle hoşuma gitti ki. Artık pek fazla moral bozukluğu hissetmiyordum.
“Bir yandan kahve içiyor, bir yandan siyah ciltli küçük bir kitabı okuyordu. İncil türünden bir şeydi. İkisinin önünde kahvaltı diye,kızarmış ekmek ve kahve vardı yalnızca. Moralim bozuldu buna. Ben kalkmış jambonlu yumurta yerken,birilerinin yalınızca kahve içip,kızarmış ekmek yemesinden nefret ediyorum.”