Uzun sözün kısası, hocanın başlıca işi açıklamak, bilginin basit unsurlarını öne çıkarmak ve bu ilkece basitlik ile genç ve cahil dimağların temel özelliği olan edimsel basitliği birbirine uydurmaktı. Öğretmek demek, bilgileri aktarırken zihinleri şekillendirmek, o zihinleri planlı bir ilerleyişle basitten karmaşığa doğru götürmekti, biliyordu bunu.
Öğretmen gelişim aşamasındaki öğrencisini, heyecan vermekle yetinip birikimli bir etki bırakmayan ve bu yüzden abartılı hislere ve duygulanımlara alıştıran yahut usandırıp ilgisizliğe iten koşullardan korumakla mükelleftir. Onu eğitirken her türi dogmatizmden sakınmalıdır çünkü böyle bir yola tenezzül ederse, öğrencisinde, önemli görünen tüm soruların zaten yanıt bulduğu ve keşfedilecek hiçbir şeyin kalmadığı izlenimini uyandırabilir
Bazıları günübirlik işlerle o kadar meşgul olur ki yeni olgulara ve sorunlara vakit ayıramaz. Bazılarıysa meslek yaşamında kişisel çıkarına hizmet ettiği ölçüde merak duygusunu korur. Çoğu insan içinse merak, mahalle dedikodularını dinleme ve komşularının hayatlarında olan biteni öğrenme isteğiyle sınırlıdır. Hatta bu durum o kadar kanıksanmıştır ki merak sözcüğünün ilk çağrıştırdığı şey genellikle başkalarının işine burnunu sokma davranışı olmaktadır.