Bu yazı, eser hakkında spoiler içeriyor olabilir
Eser, milattan önce 7 ya da 8. yüzyıllarda yazıldığı tahmin edilen, günümüz romanlarının atası bir destan olarak nitelendirilebilir. Okumaya başlamadan önce destan olarak nitelendirilmesi ya da adından dolayı bir çekince yaratsa da çoğu romandan daha akıcı bir biçimde okunabilmektedir. Ayrıca savaş esnasında gerçekleşen çarpışma, ölüm ve gerçekçi detaylar, okuyanı adeta o atmosfere götürüp olayları birinci göz olarak izletmektedir.
Hikaye, akhalılar ve truvalılar arasında geçen, filmlere konu olmuş savaşı epik bir biçimde konu edinmektedir. Savaş, Truvalı Aleksandros’un, Menelaos'un karısı Helen'i kaçırması sonucunda Akaların Anadolu'daki Truva kentine saldırması ile başlamaktadır. Savaş, her ne kadar Akalar ve Truvalılar arasında geçiyor gibi gözükse de Tanrılar, savaşa en az insanlar kadar etki etmektedir. Özellikle Zeus ve Here, satranç tahtasındaki piyonlarla hamle yaparmışcasına savaşın kaderine çokça kez müdahale etmektedir. Savaşın seyri bu şekilde ilerlerken, Aleksandros’un kardeşi Hektor’un ölümü ve cenaze töreni ile birlikte kitap sona erer.
Kitabın anlatımında, belki de sözlü anlatımdan yazılı anlatıma geçiş döneminin başlangıcı olması sebebiyle, okuyucunun dikkatini olaydan saptıran detaylar yer almaktadır. Özellikle bir çatışma ya da dövüşün son anlarında sadece birkaç satırlık olay örgüsünde kendinden bahsedilen bir karakterin dahi, hayatı ve soyu hakkında derinlemesine bilgi verilmektedir. Kitap, 9 yıllık savaşın sadece 51 günlük sürecini anlatması nedeniyle, Homeros, bu detaylardan olayların öncesi veya sonrası açısından, savaşın tüm neden ve sonuçlarının anlaşılması bağlamında bahsetmiş olabilir. Bunun yanı sıra, eserin milattan önceki yıllarda yazılmış olması ve günümüz modern romanlarının atası ve