Lope De Vega'ya, Shakespeare'e, Marlowe'a, Ibsen'e, Moliere'e saygım sonsuzdu; gel gelelim artık tiyatro çağı kapanmıştı. Hayatın kendisi öyle hileli bir hale gelmişti ki, tiyatroda ancak can çekişme sahnelenebilirdi.
Zaten yazdığı notlarda da anlaşıldığı kadarıyla, son günlerini paylaştığı gazeteci kızın ismini hiç anmamış, yani onu isimlendirmemiş, genel olarak kadınlığın, dişiliğin anonim bir sembolü olarak algılamıştır.
Ağır akan su kayayı oymuş, kardelen çiçeği donuk toprağı delip başını çıkarmış, zarafet kabalığı yenmiş, dişilik bir kez daha erkek üzerindeki yumuşak zaferini sessizce ilan etmişti.