“Sanat, insanın duygusal donanım alanına hitap eder, ağırlıklı olarak. Bu alanda insana bahşedilen büyük bir lütuf söz konusudur. Bu lütfa,hayal âlemi diyoruz. İnsan görülen dünyada, kendisine gelen duyumlar üzerinden yola çıkarak iç dünyasında bir hayal âlemi geliştirir. Böylelikle realitenin sert, soğuk, hatta zaman zaman kırıcı olan çerçevesini aşarak, madde planında rahatlamasa bile, manevi olarak huzur ve sükûna erebiliyor.”
“Toplumlar belli bir medeniyet tasavvuruna göre bir hayat tarzı kurgularlar ve hayatlarını bu kurguya göre düzenleyerek yaşarlar. Medeniyet tasavvuru; toplumun maddi hayatını biçimlendirdiği gibi, düşünsel ve duygusal hayatını da belli normlara ve formlara büründürür. Bir toplumun mensubu olan birey bu toplumda geçerli ve etkin olan medeniyet tasavvurunun çizdiği maddi manevi çerçeve içerisinde yaşamakta ve var olmaktadır.”