Bir şey yap güzel olsun.Huzura vesile olsun, rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate işaret etsin.
Bir şey yap doğru olsun. İnsanları yalanın ve yanlışın bataklığını düşmekten korusun. Rüzgara ve akıntıya kapılmasın; kırılsın lakin eğilip bükülmesin.
Bir şey yap iyi olsun. Hizmetten, hürmetten, merhametten müteşekkil olsun. Kalpleri yumuşatsın; garibin, yolcunun, zayıfın derdine derman olsun.
Sözüm sanadır, gidenler zaten gitmiş. Sen kanaati gözet, mütevazı ol.
Bir şey yap adil olsun, haktan hukuktan ayrılmasın. Zalime haddini bildirsin, mazlumun payını versin.
Hak yerini bulur ve elbette hak gelince batıl, zayi olur.
Çabuk parlayan çabuk söner, sabr ile elbet olur koruk helva.
Bir şey yap barış olsun. İnsanlar kin ve nefretten uzaklaşsın. Bombalar patlamasın, çocuklar ölmesin.
"Öldü" demeye dil değil, gönül el vermiyor. Bir gün olup çıkageleceği düşüncesi, umudu, sönmeye yüz tutan bir kıvılcım olsa da kalbimizin derinliğinde saklı.
Masalları boş verdiğimiz günlerden bu yana rüya göremez olduk. İp koptu, zaman uçtu, hayat köşe-bucak bir yerlere saklandı. Uykularımız kabuslarla donatıldı. Aydınlık bir yüz gördüğümüzde ilk aklımıza gelen cümle "sırıtma lan" oluyor.
Eski dünya dediğimiz şey bir çam kozalağıdır, yeni sağılmış süt kokusudur, çimen yeşili ve yün kuşağıdır. Bu nedir? Bu hayattır. Masal ile rüya ile dua ile irtibatı olan şeydir.