Gökyüzü yıldızlarla öylesine kaplı, öylesine parlaktı ki insan kendine, bu gökyüzünün altında nasıl olup da öfkeli ve kaprisli insanların yaşayabildiğini sormadan edemiyordu.
Kahramanımız, korkudan soğuk terler dökmüş ve buz kesmiş bir halde uyandı ve korkudan soğuk terler dökmüş ve buz kesmiş bir halde gerçek hayatın da bu düşten pek farklı olmadığını hissetti... gerçek hayat da zorlu, ıstıraplıydı... biri göğsünden kalbini söküyormuşçasına acı çekiyordu...