Orhan Akyol

Orhan Akyol
@ariforhan
Mühendis, Tonmaister, Çiftçi, Toplum Gönüllüsü ♡Evli♡
Doğa Okur
Çanakkale
2130 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin’in 1983’te yayımlanan ilk romanıdır ve Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Büyülü gerçekçilik akımının Türkiye’deki en yetkin örneklerinden biri olan kitap, köyden kente göç eden bir ailenin (Aktaş ailesi) hikâyesini, özellikle en küçük kızları Dirmit’in gözünden anlatır. Roman, Kayseri’nin Alacüvek köyünde başlar. Huvat Aktaş, köyün “farklı” ve nüfuzlu bir karakteridir; sık sık şehre gider, icatlar, aletler getirir. Köylüler bunları hem merakla karşılar hem de uğursuzluk kaynağı olarak görür. Aile, ekonomik nedenlerle İstanbul’a (kenar mahalleye) göç eder. Kitap, bu göç sürecini, yoksulluğu, kentte tutunma çabasını, aile içi dinamikleri, geleneksel inanışları ve modernleşme sancılarını ele alır. Dirmit, romanın merkezindeki direngen, asi ve yaratıcı kadın figürüdür. Ailenin diğer üyeleri (anne Aba, baba Huvat, kardeşler) de güçlü portrelerdir. Hikâye kronolojik ilerlerken, masallar, rüyalar, cin-peri inanışları, konuşan nesneler ve halk kültürü unsurlarıyla iç içe geçer. Edebi Özellikler ve Üslup Büyülü Gerçekçilik: Latife Tekin, Anadolu halk kültürünü (masallar, türküler, hurafeler, ölümle iç içe yaşam) modern romana ustalıkla uyarlar. Cinler, periler, Azrail, rüyalarda konuşan ölüler, büyülü nesneler gerçek hayatın ayrılmaz parçasıdır. Bu unsurlar fantastik olmaktan ziyade, karakterlerin dünyasını ve cehalet-yoksulluk döngüsünü doğal bir şekilde yansıtır. Dil ve Anlatım: Kısa cümlelerden oluşan uzun paragraflar, şiirsel, akıcı ve halk ağzına yakın bir üslup hâkimdir. Hem komik hem dokunaklıdır; “güler misin ağlar mısın” dedirten bir tondadır. Abartısız, samimi ve güçlü bir gözlem gücü vardır. Yapı: Tek bir kahramana odaklanmaz ama Dirmit öne çıkar. Bildungsroman (olgunlaşma romanı) özellikleri
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2022 126. kitabı
Zeytindağı, Falih Rıfkı Atay’ın 1932’de yayımlanan önemli anı kitabıdır. Yazarın I. Dünya Savaşı sırasında yedek subay olarak Cemal Paşa’nın karargâhında (Kudüs yakınlarındaki Zeytindağı’nda) yaşadıklarını, gözlemlerini ve izlenimlerini aktardığı bir eserdir. Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemini (özellikle Suriye-Filistin-Hicaz cephesini) ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına geçişi kapsar. Falih Rıfkı Atay, savaşın patlak vermesiyle orduya alınır ve Cemal Paşa’nın yanına tayin edilir. Eser, bu dönemde karargâhta yaşanan olayları, cephedeki askeri ve idari durumu, Araplarla ilişkileri, Alman müttefiklerle yaşanan gerilimleri ve imparatorluğun çöküşünü gerçekçi bir dille anlatır. Ana temalar: İmparatorluğun çöküşü, yönetim hataları, “bizim olan ama bize yabancılaşmış” topraklar (Filistin, Suriye, Hicaz), İttihat ve Terakki’nin siyaseti, Cemal Paşa’nın kişiliği ve yenilikçi tutumu ile Enver Paşa’nın Turancılık ve Alman yanlısı yaklaşımının eleştirisi. Kitap, bir imparatorluğun nasıl kaybedildiğini (askerî yenilgiler, lojistik sorunlar, yerel halkla kopukluk) ve yeni bir devletin (Türkiye Cumhuriyeti) doğuş gerekçelerini ibret vesikası olarak sunar. Zeytindağı ismi, Cemal Paşa’nın karargâhının bulunduğu Kudüs’e hâkim stratejik tepeden gelir. Yazar, buradan hem coğrafyayı hem de tarihi olayları gözlemler. Edebi ve Tarihî Değer Falih Rıfkı Atay’ın duru, sade ve güçlü Türkçesi eserin en büyük gücüdür. Dönemine göre modern ve akıcı bir üslubu vardır; ironi, çarpıcı imgeler ve realist betimlemeler kullanır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi isimler kitabı övmüş, “Cumhuriyet devri edebiyatının en büyük hâdiselerinden biri” olarak nitelendirmiştir. Tarihî açıdan değerli bir birincil kaynaktır. Yazar, Cemal Paşa’ya saygısızlık yaptığı iddialarına karşı “tarihin hakkını
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2022 110. kitabı
Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956), Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden biridir. Şiirlerinde genellikle bireysel temaları (yaşama sevinci, aşk, yalnızlık, ölüm korkusu) sade, akıcı ve içten bir dille işlemiştir. En ünlü eseri olan “Otuz Beş Yaş” şiiri, 1946’da CHP Şiir Yarışması’nda birincilik kazanmış ve Türk edebiyatının kült şiirleri arasına girmiştir. “Bütün Şiirleri” (veya “Otuz Beş Yaş” toplu şiirleri) içinde yer alır ve şairin ölüm, zamanın geçişi ve yaşlanma kaygılarını en yoğun biçimde yansıtır. Asım Bezirci, şiirleri yayım tarihlerine göre kronolojik olarak sıralamıştır. Kitap şu bölümlerden oluşur: Sunu — Asım Bezirci’nin sunuş yazısı. Şiir Üstüne — Tarancı’nın bir röportajı / şiir üzerine düşünceleri. Öncekiler (23 şiir) — Erken dönem, kitaplara girmemiş şiirler. Ömrümde Sükût (1933, 21 şiir). Aradakiler (81 şiir) — Dergilerde kalmış ara dönem şiirleri. Otuz Beş Yaş (1946, 108 şiir) — Şairin en ünlü ikinci şiir kitabı. Düşten Güzel (1952, 35 şiir). Sonrakiler (6 şiir) — Geç dönem ve ölümünden sonra yayımlananlar. Çeviri Şiirler — Baudelaire, Verlaine, Apollinaire gibi şairlerden çeviriler. Temalar ve Tarancı’nın Şiir Anlayışı Tarancı’nın şiirleri genel olarak:Yaşama sevinci, aşk, doğa, yalnızlık ve ölüm korkusu etrafında döner. Sade, akıcı, içten ve halk diline yakın bir üslup kullanır. Hece ölçüsünü ustaca benimser. Hiçbir akıma sıkı sıkıya bağlı kalmamıştır; bireysel ve hümanist bir sesi vardır. Behçet Necatigil’in ifadesiyle: “Yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölümün üstünlüğünü vurgulayan, Türkçeyi bütün tatlılık ve anlatım gücüyle şiire geçiren” bir şairdir. Önemi Tarancı’nın dağınık dergi şiirlerini bir araya getirerek kalıcı bir külliyat oluşturur. Okuyucular ve araştırmacılar için temel referans kitaptır. Türk şiirinde bireysel
Otuz Beş YaşCahit Sıtkı Tarancı · Can Yayınları · 202014,1bin okunma
Puan vermedi·282 syf.··
2022 98. kitabı
Maksim Gorki’nin “Çocukluğum”u (Детство / Detstvo, 1913-1914) bir otobiyografik üçlemenin (Çocukluğum – Ekmeğimi Kazanırken – Benim Üniversitelerim) ilk kitabıdır ve yazarın başyapıtlarından biri kabul edilir. Gorki (asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov), bu eserde kendi çocukluk yıllarını (yaklaşık 1870’ler) anlatır. Kitap, gerçekçi bir üslupla Rus toplumunun alt tabakalarını, yoksulluğu, şiddeti ve insan ilişkilerini derinlemesine inceler. Kitap, küçük Aleksey’in (Gorki’nin kendisi) babasının kolera nedeniyle ölümüyle başlar. Annesi Varvara ile dedesinin Nizhny Novgorod’daki boyahanesine (ev-cum-işyeri) taşınırlar. Hikâye, Aleksey’in dedesinin evindeki zorlu yıllarını, annesinin ölümüyle son bulur. 11-12 yaşlarında “dünyaya” atılır. Anlatım, çocuğun gözünden ilerler ama yetişkin Gorki’nin olgun yorumlarıyla zenginleşir. Önemli Karakterler Aleksey (Alyoşa): Meraklı, gözlemci, dayak yiyen ama ruhen dirençli çocuk. Hikâyenin merkezinde. Babaanne (Akulina): Kitabın en sevilen karakteri. Okuması yazması olmayan ama masal anlatan, sevgi dolu, iyimser, “melek” gibi bir kadın. Aleksey’e en büyük desteği verir. Dede (Vasili Kashirin): Eski bir serf, sert, cimri, dindar ama zalim. Aileyi demir yumrukla yönetir, torununu sık sık döver. Yine de karmaşık bir karakterdir; geçmişte daha iyi biri olduğu ima edilir. Anne (Varvara): Güzel ama mutsuz, sık sık hastalanır ve yok gibidir. Ailedeki miras kavgaları onu ezer. Diğerleri: Amcalar (Mihail ve Yakov), kuzenler, hizmetçiler ve evdeki çeşitli “garip” tipler. Her biri Rus alt sınıfının farklı yüzlerini temsil eder. Ana Temalar Yoksulluk ve Şiddet: Evde sürekli kavga, dayak, miras kavgaları, alkolizm hâkim. Gorki, 19. yüzyıl sonu Rusyası’nın “dar, boğucu çevresini” gerçekçi bir biçimde resmeder. Acı ve sefalet “normal” hâle
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Puan vermedi
1513 yılında yazılmış, 1532’de yayımlanmış politik düşünce tarihinin en etkili ve tartışmalı kitaplarından biridir. Kısa, keskin ve pragmatik üslubuyla “modern siyaset bilimi”nin temel taşlarından sayılır. Machiavelli, Floransa Cumhuriyeti’nde diplomat olarak görev yapmış, Medici ailesinin iktidara dönmesiyle görevden alınmış ve hatta işkence görmüştü. Kitabı hapishane sonrası, sürgünde yazdı. Eserini Lorenzo de’ Medici’ye ithaf ederek yeniden siyasi hayata dönme umudu taşıyordu. Dönem, İtalya’nın şehir devletleri arasında sürekli savaşların, ihanetlerin ve yabancı istilalarının yaşandığı kaotik bir süreçti. Machiavelli, “Nasıl olunması gerektiği”nden ziyade “nasıl olduğu”nu anlatır. İdealist ahlak felsefesini bir kenara bırakarak gerçekçi (realist) bir siyaset analizi yapar. Ona göre siyaset, ahlakla değil, güç ve sonuç ile değerlendirilmelidir. Ünlü sözü:“İnsanlar genel olarak göründükleri gibi değildir; yaptıkları işler, niyetlerinden daha önemlidir.” Temel Kavramlar Virtù ve Fortuna: Virtù: Prensin cesareti, kararlılığı, zekâsı ve siyasi yeteneği (klasik “erdem”den farklı). Fortuna: Şans / kader (dişi olarak tasvir edilir, güçlü erkek tarafından “dövülmesi” gerekir). Aslan ve Tilki: Prens hem güçlü (aslan) hem kurnaz (tilki) olmalıdır. Güç yetmediğinde hileye başvurmalıdır. Sevilmek mi, Korkulmak mı? En ünlü bölümlerden biri. Machiavelli’ye göre korkulmak, sevilmekten daha güvenlidir. Ama nefret edilmemelidir. Prens “korku”yu “nefret”e dönüştürmemelidir. Görünüş ve Gerçeklik: Prens her zaman dindar, merhametli, sadık görünmelidir. Ama gerektiğinde tam tersini yapabilmelidir. “İnsanlar gözleriyle yargılar, elleriyle değil.” Yeni Prenslikler: Miras yoluyla geçen prensliklerden daha zor olan “yeni” prensliklerdir. Bunları elde etmek ve korumak daha fazla virtù
PrensNiccolo Machiavelli · Solo Unitas · 202120,3bin okunma
Reklam