Fuzûlîde, Bâkî'de, Nefi'de, Nedim'de duyguyu yalnız mânâ değil, aynı zamanda ses de anlatır. Şiirde "Herşeyden evvel mûsikî" düstûrunu Verlen'den üçyüz yıl önce Divan şairleri meydana koymuştur.
Valeri gibi bugünkü büyük Garb şairlerinin sanat anlayışı ile bizim eskilerin arasında büyük bir yakınlık buluyorum. Avrupa şairlerinin bugün vardıkları tekâmülü Türk şairleri bundan üç asır evvel göstermişlerdir.
Bu kadar zahmete ne hacet? Bu koca kitabın anlattığı fikirler bir gazele sığabilir. Bu eser keçi boynuzuna benziyor. Fuzûlî yarım kilo bal için iki çeki odun yemeğe gelemez. İşte mütekâmil ve olgun Şark ruhunun edebiyata getirdiği bir estetik kaidesi ki bugünkü ilmî ve psikolojik esaslara da hiç yabancı değildir. Dedelerimiz özü çörçöpten ayırmak, şiiri teksif etmek kaidesini estetiklerinin ruhu yapmışlardır.
Çağırın Şekspir'i, bir sahne kursun, birçok insanları giydirsin kuşatsın, kavga ettirsin, seviştirsin, konuştursun. Garblı bunu gözüyle görsün, birkaç saat seyretsin o zaman anlıyacaktır. Fakat bir de Fuzûlîye soralım: Bu piyesi sonuna kadar seyretmeye tahammül edemez bile. O bunu hayatta görmüş, tetkik etmiş, süzmüş, hulasasını çıkarmış ve hükmünü vermişti.
Şark ve Garp dehasının şekli ve rengi birbirine taban tabana zıttır. Şark toplayıcı, Garp yayıcıdır. Garp görür, şark sezer. Garbin bir cümle ile anlattığını Şark bir hece ile duyurur.