Ne oldu çocukluğum?
Köşelerinde nefes nefese konuştuğum
Odalar?
Ortalarında tahta at koşturduğum
Geniş sofalar?
Sofalarda gizli köşelerim, gizli yerlerim?..
Hani benim kurşun askerlerim?
Bir oda içinde kurduğum şehir,
Geçtiğim nehir?..
Hani benim hayallerim, emellerim,
Suya girince balık sandığım ellerim? Bir leğende bir deniz gören ben.
Bir legende bir Çin'e varan yelken?
Beni ufuklardan ufuklara götüren,
İçine binmeden bindiğim tren?
Hani benim sevgilerim, kinlerim,
Yüzünde yüzümü gösteren potinlerim?
İçine girmeden girdiğim ev gibi,
Yüzünü görmeden gördüğüm misafir?..
Ah ne beyazdı yelkenim
Ne güzeldi ellerim benim!
Ne ufaktı potinlerim.
Ne minikti ellerim benim!..
Nerdesin çocukluğum,
Ufaklığım nerdesin?
Bir metrede bin metre koşan tahta atım.
Bir metrede bir dünya gören saltanatım,
Bir küçük, bir küçücük evim olsa;
İçinde bir küçük, bir küçücük halım olsa;
Bütün bunlar benim öz malım olsa.
Masan, mürekkebim, etajerim,
Penceresinde benim perdelerim,
Etajerimde benim kitaplarım olsa.
Bir ufak, bir minicik evim olsa;
İçinde bir kadın, beni parasız pulsuz seven bir kadın...
Bu kadın benim karım olsa!
Nerde, hangi şehirde olursa olsun,
Bir küçük, bir küçücük evim bulunsun;
Bir ufacık halım olsun yeter,
Yeter de artar bile!
Nerde, hangi şehirde olursa olsun,
Etajerim, kitaplarım olsun,
Beni parasız pulsuz seven karım olsun,
Yeter de artar bile!
Fakat çok gariptir ki Sinan'la en büyük Garp mimarlarını mukayese ettiğimiz zaman kimse şaşmaz da Fuzûlî Şekspir'den, Nefi Korney'den büyüktür. Dersek birçok muhataplarımız afallarlar. Çünkü Sinan'ın koca şaheseri en görmez gözlerin karşısında bile dağ gibi dikilerek büyüklüğünü bar bar bağırmaktadır. Fuzûli ile Nefï'yi anlayıp takdir etmek içinse derin bir kültüre ihtiyaç vardır.
Fuzûlîde, Bâkî'de, Nefi'de, Nedim'de duyguyu yalnız mânâ değil, aynı zamanda ses de anlatır. Şiirde "Herşeyden evvel mûsikî" düstûrunu Verlen'den üçyüz yıl önce Divan şairleri meydana koymuştur.
Valeri gibi bugünkü büyük Garb şairlerinin sanat anlayışı ile bizim eskilerin arasında büyük bir yakınlık buluyorum. Avrupa şairlerinin bugün vardıkları tekâmülü Türk şairleri bundan üç asır evvel göstermişlerdir.