İdama mahkum edilmiştir!
Tamam, neden olmasın? Nerede okuduğumu bilmiyorum fakat yalnızca iyi şeylerden bahseden bir kitapta, “ Bütün insanlar, günü belirsiz bir idama mahkumdur.” diyordu. O halde, benim durumumu böyle değiştiren şey neydi?
Gardiyanın yeterli olduğu yerde cellada lüzum yoktur.
Devam edelim. "Toplum intikam almalı, toplum cezalandırmalı" Hayır, ikisi de yanlış. İntikam almak bireye mahsustur, cezalandırmak ise Tanrı' ya.
Toplum, bu ikisi arasındadır. Azap, toplumun üstünde, intikam ise altında kalyor. Bu kadar büyük veya bilakis küçük şeyler, topluma uygun düşmüyor. Yapılması gereken, intikam için cezalandirmak değil, iyileştirmek için düzeltmek olmalıdır. Ceza avukatlarının formülünü bu sekilde dönüştürün ki bizler de anlayıp buna bağlı kalalım.
Neydi bu dünyanın anlamı? Şaşkındım. Amaç neydi? Erişebilmek için ne yapabilirdik? Zorba’ya bakılırsa, insanın da, doğanın da amacı sevinçler yaratmaktı. Kimileri bunu “ bir ruh yaratmak” diye belirtiyorlar. Sonuçta aynı şeyler bunlar. İyi ama neden? Ne adına? Beden çözülüp dağılınca “ruh” diyebileceğimiz bi şey kalacak mı geriye? Yoksa ölümsüzlük baharına duyduğumuz sönmeyen özlemimiz mi gerçek olan? Hangisi doğru? Ölümsüz oluşumuz mu, yoksa o kısacık yaşamınız boyunca ölümsüz bir takım şeylerin buyruğunda kalışımız mı?
Fırtınalı bir günde piskopos varmış şehrin katedralinde. Hristiyan olmayan bir kadın gelmiş. Önünde durup şöyle demiş: “ Ben Hristiyan değilim. Cehennem ateşimden kurtulmam mümkün mü?”
Piskopos şöyle söylemiş kadına küçümseyerek: “ Hayır, yalnızca suyla ve kutsal ruhla vaftiz edilenler cehennem ateşinden kurtulabilir.”
O tam bunları söylerken katedralin üzerinde şimşek çakmış ve her yer alev almış. Halk akın etmiş katedrale. Kadını kurtarmışlar fakat piskopos alevlere yem olmuş.