Kurumsal din vs dinin özü tartışması
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
107 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:35
Kitap o kadar harika ki hemen okumayın; anlayabileceğinizi düşündüğünüzde okuyun. Kitap aylardır elimdeydi çünkü bazı terimleri anlamak çok zordu. Tolstoy'un anlam arayışı beni çok cezbetti. Çünkü yazdığı başyapıtların ona kazandırdığı ün ve şöhrete rağmen hayatın anlamını aramaya başlıyor. İlk başta pozitivist bir yerden yaklaşıyor ama bulamıyor; hatta felsefenin bile bu konuda yetersiz kaldığının farkına varıyor. Bu beni çok etkilemişti. En sonunda alt sınıfın nasıl yaşadığını gözlemliyor ve inanç olmadan yaşamın olmayacağına inanıyor. Kendisinin de bulunduğu camianın yaşamını reddettiğini söyleyerek, bu sebeple o zamana kadar hayatın anlamını yanlış yerde aradığından bahsediyor. Yani hayatın anlamının nasıl yaşadığınla ilgili olduğunu söylüyor; bu nedenle de "Benim için hayatın anlamı bir hiçti." diyor. Yaşamını bir parazitin yaşamına benzetiyor. Sonuç olarak, yeryüzünün bir iradenin sonucu oluştuğunu ve biz de bu iradenin anlamını kavramak istiyorsak önce bizden istenenleri yerine getirmemiz gerektiğini söylüyor. Bu cümlelerine âşık olmuştum. Kitabın 11. bölümü ayrı bir kitap olmalı. Tolstoy zaman zaman yine Tanrı'nın varlığını hissedemediğinden yakınıyor ve şöyle bir cümle kuruyor: "Ben, onsuz hayatın olmayacağı şeyi arıyorum." Daha sonra, Tanrı olmadığında intihar düşüncesiyle dolup taştığını; inandığında ise yaşama sevinciyle dolduğunu fark ediyor. Şu cümleler beni özellikle çok etkilemişti: "Tanrı'nın varlığını bildikçe yaşıyorum; onun varlığından emin olmadığımda ölüyorum." Ve sonra şu sonuca varıyor: "Orada işte. O, onsuz yaşanılamayandır. Yaşamak ve Tanrı'yı bilmek aynı şeylerdir. Tanrı hayatın ta kendisidir..." Daha sonra Tanrı'ya tamamen inanıyor ama kilisede doğru bulmadığı şeyler üzerine düşünmeye başlıyor. Bunlara inanmayı kendine yalan söylemek
1000Kitap
İtiraflarımLev Tolstoy · Flamingo Yayınları · 202229,3bin okunma
9/10
·320 syf.··
2026 24. kitabı
Eğlenceli bir kitap arıyorum, film izler gibi hissettirsin isterseniz eğer kesinlikle doğru yerdesiniz! Romantik komedi seven herkesin bayılacağı bir kitap, ilk defa romantik komedi okuyacağım veya ilk defa Emma Chase okuyacağım diyorsanız harika bir başlangıç olur...
1000Kitap
Gerçeğe DönüşEmma Chase · Nemesis Kitap · 2024307 okunma
Reklam
Artık gelmeyecek.
Puan vermedi·165 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:09
Kitabın ilk sayfasından beri yazılı görünmeyen umut hissi, bıkmadan yılmadan yazılan her harf. Kavuşamamak daha mı anlamlı kılıyor yazılanları diye düşündürdü açıkçası. Bazen bir boşluğa yazıyor gibi, bazen gelen güzel satırlardan heyecanlı, bazen anlatamadığı kendine üzgün.. Sahibine yolcu satırlarla, büyük umutlarla yazılan kitabın bir gün o her şeyden çok beklediği ve bir daha okuyamayacağı bir mektup olarak bitmesi..
İnceleme
Yalnız Seni ArıyorumOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 20245,1bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:11
Yanlış insanların arasında tek doğru kalanlardı onlar. Yalnızlardı bir o kadar da kalabalık. Orhan Veli’nin aşk dolu mektuplarını gönderecek parası, Nahit Hanım’ın ise o mektupları evine alacak cesareti yoktu. Ama yinede çok cesurlardı. Orhan Veli “içimdekilerden başka hayat yok” diyerek adeta Nahit hanıma aşkını dolu dizgin itiraf etmişti. Orhan Veli’nin kullandığı cümle benim için mükemmeliyet tellakisiydi resmen. Nahit hanım bir daha cevap alamayacağı bir mektup yazmış ve orada Orhan Veli’ye “şiire de ihtiyacım var, meğerse şiir ihtiyaçmış” diyor. Şiir gerçekten bir ihtiyaç; ekmek gibi, su gibi,
Yalnız Seni ArıyorumOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 20245,1bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:12
“Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini ve gülünçlüğünü gördüğümden beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlikte düşünen, duyan ve seven bir kadın!” (s. 183) Sürekli diğer insanlardan farklı olduğunu vurgulayan ve bir arayış içinde yaşayan C., çocukluğunda babasıyla yaşadığı sorunların ve teyzesine duyduğu sevginin etkilerini hayatı boyunca taşımaktadır. Hayattaki temel amacı olan arayışını ise yukarıdaki alıntıda açıkça ifade etmekte ve bu bölüm, romanın ana düşüncesini özetlemektedir. Kitapta zaman zaman anlatıcı ve anlatım tekniğindeki geçişler nedeniyle okumakta zorlandığım yerler oldu. Ancak hikâyenin etkileyiciliği ve C.'nin iç dünyasının başarılı şekilde yansıtılması bu zorluğu geri planda bıraktı. Genel olarak keyifle okuduğum ve düşündüren bir eser oldu. Okumayanlara tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Bir Ömrün Direnişle Yazılan Hikâyesi
10/10
·184 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:07
"Benim değil bu hikâye, bir başkasının hayatını anlatıyor.  (...) 1976 Haziranı'nda Paris'te, metroda tesadüfen çıktı karşıma. "İşte o!" diye mırıldandığımı hatırlıyorum. Görür görmez tanımıştım." Evet, Amin Maalouf'un hikâyesi değildi bu; bir tarih kitabının sayfalarında yer alan, bütün ufku dolduran bir posta vapurunun altında, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kadim Topraklar'dan Direniş saflarına savaşmaya giden ve dönüşte de kahraman gibi karşılandığı yazan bir görselin içerisindeydi İsyan. İlk karşılaşma metro istasyonunda gerçekleşmişti. Ve onun sorduğu tek soru şuydu: "Bir sokak arıyorum. Bu civarda olmalı. Adı Hubert Hughes." İsyan'ı takip etme merakına yenilmişti anlatıcı. Aradığı sokağa kadar eşlik etme fikrine sadık kaldı. Kafasına takılan o tuhaf soruyu sordu adama: "Kaç numarayı arıyorsunuz?" Adamın vermiş olduğu yanıt içini daha da büyük bir merakla kapladı. Hayır, belirli bir numarayı aramıyordu, sadece sokağı görmeye gelmişti.             Hubert-Huges Sokağı                      Direnişçi                    1919-1944 Sıradan bir insan baktığında bu sokak adı hiçbir şey ifade etmiyor olabilir ancak onun için maziyi simgeliyordu. Paris'te direnişçilerin adını taşıyan otuz dokuz sokağı keşfe çıkmıştı. Fakat bu gezi için yalnızca dört günü vardı. Neden dört gün? Çünkü dört günün sonunda geleceğinin yönünü belirleyecek bir olay meydana gelecek... Yıllardır sessiz kalma mecburiyetinde bulunmuş İsyan Kitabdar, ilk kez derdini anlatmak için birine teslim oluyordu. Devrimci bir babanın tıp fakültesinde okuyan oğlu da tıpkı babası gibi direnişçi olmayı tercih etmişti. 6 Nisan 1909. O gün ne mi olmuştu? "Benim doğmama neden olan bir kıyamet." Adana'da ayaklanmalar başlamıştı. Ermeni mahalleleri yakılıp talan hale getirilmişti. Yıllar
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Reklam
Reklam