Ortada akıllılık aptallık konusu yok. Zulüm var. Akıllı ne yaptığını bilen zulüm. O kadar. Yapılmışı, yapılabileceği engellemeyi amaçlayan zulüm var. Zulmün budala kurbanlara ihtiyacı vardır her zaman. Günlerine boşuna mı vahşetle başlarlardır eski krallar? Aslanların önüne boşuna mı atarlardı köleleri? Kurbanlarla beslenen bir sürekliliktir zulüm.
Sayfa 190 - Bilgi Yayınevi, Dördüncü Basım, Temmuz 1985·Kitabı okudu
Biz Maraş’ın kurtuluş günlerinde sokaklarda bir kurban kanı akıtırız ki, artık bu kadarı görülmemiş, sel gibi kurban kanı akar. Bunca paraya, hayvana kıyışımız milliyetçilikten.
Sayfa 175 - Bilgi Yayınevi, Dördüncü Basım, Temmuz 1985·Kitabı okudu
Bütün mesele, bu işçilere vatan millet, birlik ve beraberlik şuurunun yerleştirilmemiş oluşu. Bunların kafası bölücü. Oysa bu vatan hepimizin, bu millet bir bütün. Sen işçiysen, bu topografyadaki yerini bileceksin, orada, vatanın sana verdiği görevi yapacaksın.
(…)
Yok bayram mesaisi, yok fazla mesai. Bir kere iş ahlakı çalışma saatiyle ölçülür mü? Sen işini tam bir şuurla yap önce. Elbet bu vatan seni düşünür. Aç komaz. Biz Türkler fakirin hakkını yemeyiz.
(…)
İşçilerin ne kanunları var. Grev hakkından sigortaya. Ama iş onların yüreğine yılgınlık salabilmekte. Adamın yüreği her gün ekmeğim diye titremeli. Ekmek korkusunun kanunu, hakkı hukuku falan unutturur. Dört elle sarılır işine. İnsan idare etmenin tek yolu insanı süründürmeyi bilmektir. Adamın hayatı senin elinde olacak ki itaat etsin.
Sayfa 168 - Bilgi Yayınevi, Dördüncü Basım, Temmuz 1985, s.168-170·Kitabı okudu
“Silahı seviyorsunuz demek.”
“Çirkinle başeden her şey gibi.”
“Peki öldürmek?”
“Sorun öldürmek değil, çirkine başeğmemek. Önemli olan silahın kimin elinde olması. Çirkinliğin mi güzelliğin mi?”
Sayfa 149 - Bilgi Yayınevi, Dördüncü Basım, Temmuz 1985·Kitabı okudu