Nereye doğdu Salpa, neyin içine doğdu? Salpa, binlerce yılın alışkanlıkları, yasaları, kültürü, mirası içine büyük ve gizli bir örgütün içine doğdu. Bu büyük ve gizli örgüt onu besledi, büyüttü, okuttu. Nasıl düşünmesi gerektiğini, nasıl davranılacağını saygının, sevginin ölçülerini nedenlerini, korkuyu ondan öğrendi. Dünyaya, insanlara, şeylere bu örgütün ona taktığı gözlerle baktı, onun istediği bicimde anladı herşeyi... Reçeteler aldı ondan, kalıplar, ön yargılar aldı... Eti kemiği bu anlayışla yoğruldu, ona göre biçimlendi, gelişti. Anası, babası, dayıları, ağabeyleri bu örgütün gizli üyeleriydiler, örgütün gizli yasalarına göre davranıyorlardı ve Salpa’yı ona göre yetiştiriyorlardı. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyorlardı, “el öpmeyen ağız pis olmaz” diyorlardı, “büyüğünü tanımayan Allah’ını da tanımaz” diyorlardı, her büyük, tanrının temsilcisi oluyordu yeryüzünde ve büyüklerin yaptığı herşeye doğru gözüyle bakılması isteniyordu... Bir süre sonra Salpa gizli örgütün doğal bir üyesi haline geldi; onun yasalarına uygun yaşamaya, düşünmeye başladı. Ayıplar, günahlar ve yasaklar biçimlendirdi onu; toplumsal, töresel, dinsel, düzensel tabular konuldu önüne... Elif cüzü, Amme cüzü okudu, Kur’an kursuna gitti, namaz kıldı, görünmez güçlere yalvardı, hesap verdi, sığındı, yardım umdu... Sonra okula başladı, ikisini birlikte yürütüyordu... Ona bayrağı, Atayı, tarihi, coğrafyayı, büyükleri küçükleri öğrettiler... Okuyup yazdıkça özgürlüğünü parça parça yitirdi, okudukça küçüldü... Yaşı ilerledikçe yasaklara, ayıplara, günahlara çarptı, görünür görünmez binlerce baskı altında ezildi. Ve gerçekliği büsbütün yitirdi... Boşlukta sallandı durdu. Bu sallantılar, ezilmeler toplumsal tepki olacak birikimleri yarattı Salpa’da... Giderek şu kanıya vardı. Bekçiler polisler