arkadaş

arkadaş
@arkadaas
Doğru hareket edebilmek için doğru düşünmek gerekliydi. Doğru düşünebilmek için de, gerçeklikle kendi arasındaki bütün süzgeçleri, perdeleri, pusları, alıcıları, vericileri, komisyoncuları, yabancı akılları, bilincindeki casusları kaldırmalıydı. Bugüne dek kafasına sokulan değer ölçülerini, yargılarını yıkmalı, herşeye yeniden, maddi gerçeğin kendi değerleriyle, kendi kanunlarıyla bakabilecek sağlığa kavuşmalıydı. Ön yargılardan kurtulmalıydı. Çünkü onlar, ön yargılar, kalıplaşmış düşünce yapısının, değişimi istemeyen güçlerin kapı kopekleriydi; bekçileriydi. Yeni bir olgunun, bir görüşün, tartışma masasına yatırılmadan cezalandırılması, önemsenmemesi için tepkiler gösterirdi... Ön yargılar, gelişmenin en büyük engellerinden biriydi. Onu yıkmalıydı; aşmalıydı...
Sayfa 109 - Güney Filmcilik Yayınları, “Salpa”dan·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kimdir bu vapur, otobüs, tren, uçak seferlerini, onların yolcularını ayarlayanlar? Kimdir radyolarda falan saat reklamlar, yurttan sesler, filan saat Henry Mancini orkestrası diyen... Kimdir yüzbeş liralık ayakkabıyı ikiyüzdoksana, dörtyüzkırk liralık ceketi altıyüzon liraya fırlatan. Kimdir bu fasulyeye zam, osuruğa zam, sarımsağa zam, ekmeğe zam zam diyen? Kimdir insanları iki onbeşte, dört otuzda, dokuz bilmem kaçta sinemalara, tiyatrolara dolduran? Stadlarda bağırtan kim? İnsanları geleneksel bir telaş ve yetmezlik içinde oradan oraya koşturan, Afrika’ya beyaz kadın kaçıran, namlulara mermi süren, acımasız tetik çektiren, öğrencileri kırdıran, ezen, çocukları ağlatan kim? Dayanılmaz acılar saçan kim? Kimdir sardunyayı, yasemini ve hanımelini sevmeyen? Kimdir gül fidanlarını kıran, akşam sefalarını solduran? Kimdir, bu düşünceleri bilince çıkartan? Kim? Ne?
Sayfa 108 - Güney Filmcilik Yayınları, “Salpa”dan…·Kitabı okudu
(…) kendimi yeniden yaratmalıydım... bir inşaat ustası gibi; yıkarak ve yaparak... sürekli yıkarak ve yaparak...
Sayfa 59 - Güney Filmcilik Yayınları, “Hücrem”den…·Kitabı okudu
Bir kısım, varlıklarını korumak için, varlık nedenleri olan düzeni, düzenin yasalarını, gelenek ve göreneklerini, kurumlarını korumak ve sürekliliğini sağlamak için çalışırlar. Bunlar her ülkede azınlıktır, çoğunluğu ezerek, sömürerek yaşarlar... Üretim araçlarının özel mülkiyetine, binlerce yıllık yönetim deneyine, ideolojik, siyasi, toplumsal, askeri, kültürel baskı kurumlarına sahiptirler.. Bir kısım da, düzenin değişmesinde görürler çıkarlarını. Artık eskisi gibi yaşamak ve yönetilmek istemezler. Onları harekete getiren düşünce de kaynağını işten alır. Ve biraz araştırırsak görürüz ki, toplumların gelişmesinin temelinde üretim mücadelesi ve sınıfların savaşı yatar... Bir yanda dünyanın bütün zenginliklerini yaratanlar, diğer yanda bu zenginlikleri sömüren, bu zenginlikleri gerçek yaratıcılarına karşı baskı ve zulüm aracı olarak kullananlar... İşte dikkat etmemiz ve hiç akıldan çıkarmamamız gereken sorun budur. Farklı gelecek için... savaş... SINIFLAR ARASI SAVAŞ...
Sayfa 57 - Güney Filmcilik Yayınları, “Hücrem”den…(sayfa 57-58)·Kitabı okudu
Dünyayı, ne yapacağını, nasıl yapacağını kesinlikle bilen, bu uğurda en kararlı ve korkusuz adımlar atan insanlar değiştirir. Kararsız, boyun eğmeye alışmış bir insanın değil dünyayı, kılığını değiştirmesi bile güçtür; beklenemez. Bir insanın kendi hayatını değiştirme savaşı, hem dünyayı değiştirmekle yakından ilgilidir, hem de onun bir parçasıdır. (…) İnsan, içinde yaşadığı nesnel sürecin somut olgularını ve bunlarla kendi arasındaki ilişkileri ve çelişkileri, yürekli ve alçakgönüllü bir tavırla ortaya koymalıydı... Bunu yapamıyorsa, günlük ilişkilerine de sağlıklı çözümler bulamaz ve tedirgin, verimsiz, cansıkıcı bir unsur olmaktan da kurtulamazdı.
Sayfa 54 - Güney Filmcilik Yayınları, “Hücrem”den…·Kitabı okudu