Puan vermedi·384 syf.··
2026 96. kitabı
Çağatay Düz’ün kaleminde en sevdiğim şey askeri kurguda aşktan ziyade aksiyonu ön planda tutması. Askeri kurguda tim olaylarını ve çatışmaları okumayı çok seviyorum. Aşk hiç mi yok derseniz tabi ki var lakin öyle olayların önünde sadece aşk okumuyoruz. Ters köşeli, aksiyonlu, aşkı da olan bir kurgu okuyoruz. Aybars ve Sıla çiftini seviyorum. Hem çekimleri olayların önüne geçmiyor hem de yavaş yavaş yakınlaşmalarını okuyoruz. Yazar tam dozunda tutmuş, en sevdiğim en sevdiğim. Kitapta bir örgüt var Dark Coins örgütü, adını her okuduğumda beni çok güldürüyor. Güldüğüme bakmayın aslında karanlık bir örgüt. Arkasındaki sırları yavaş yavaş okuyor olmak beni çok heyecanlandırdı. Ayy arkadaşlar kitapta bir hain var Kim olabilir diye düşünmekten kafam yandı gerçekten. Kitabı okutan böyle merak unsurları olması bence güzel. Hem timin arasındaki o güveni de görmüş oluyoruz. Sonuçta gerçek hayatta da böyle olaylar yaşanıyor ve kitapta olması ayrı gerçeklik katmış.
Kurtların Gölgesinde IIÇağatay Düz · Vera Kitap · 20269 okunma
10/10
·500 syf.··
2026 8. kitabı
ღ 𝚂𝙴𝙻𝙰𝙼 ღ Harika bir gün diliyorum herkese... Nasılsınız? Bugün size Alfa Kitap'dan çıkan kalemine aşık olduğum @semasoykan #keske kitabının yorumu ile geldim... #kitapkonusu Sema Soykan'ın öğretici kalemi ve akıcı üslubuyla "KEŞKE" Bir köy Enstitüsü Romanı, sırlar ile özlemler, mağlubiyetler ile galibiyetler, imkansız ile mümkün arasında savrulan iki gencin ve onların değiştirdikleri hayatların perdesini aralıyor. Köy Enstitüleri’nin kuruluş, işleyiş ve kapanışı üzerine kapsamlı bir hikâye anlatan roman, yalnızca bununla da sınırlı kalmıyor ve 1940-1980 arasında yaşanmış pek çok toplumsal ve siyasi gelişmeye ışık tutuyor. Hikâyesinin başlangıcını 1977 yılının başları olarak belirleyen yazar, anlatıldığı dönemin siyasi ve toplumsal atmosferini de arka plana alarak kapağını kapadığınızda yakın dönem Türkiye Cumhuriyeti tarihi hakkında detaylı bilgiler edinmiş olmanın doyuruculuğunu hissettirecek bir çalışmaya imza atmış. Karakterlerimizden Fikret ve Sabia Aksu Köy Enstitüsü’nde eğitim alırken tanışmış ve birbirlerine aşık olmuştur. Ancak 1977 senesinde yıllar önce kopmuş halde buluruz onları. Yine de zihinlerinde ve yüreklerinde birbirlerinin sevgisini taşırlar. Fikret Sincan Cezaevi’nde; güvenliği için ismini değiştirir. Sabia ise bir hastanenin ruh ve sinir hastalıkları bölümünde, onunla aynı adı taşıyan bir doktorun gözetimindedir. Fikret ve Sabia’yı daha neler bekliyor? Sizce bu aşkın sonu ne olacak? #kitaphakkındadüşüncelerim Normalde tarih kitaplarını okurken çok zorlanır hatta okuyamam bile. Ancak öyle güzel ve bilgi dolu bir kitap okudum ki anlatamam. Hiç bitmesin istedim. Okudukça okuyasım geldi. Yorum çıkarırken bile zorlandım. Çünkü ne yazsam yetersiz kalıyor. Spoiler vermek
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20211,991 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Cesur Yeni Dünya
6/10
·272 syf.··
2026 20. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:50
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere bilim kurgu klasiklerinden biriyle geldim. Yeni girdiğim güzel bir grupla bu kitabı okuyup bitirdik ve değerlendirmesini yapacağız. Açıkçası kitabı hiç sevemedim bana hiç hitap etmedi. Abartılmış bir klasik olarak görüyorum, tabii bu kendi fikrim. Severek okuyanlara saygım sonsuz ama bana göre değildi hiç. Gelin kitaptan bahsedelim hemen biraz. Kitap, insanların laboratuvarlarda üretildiği, çocukluktan itibaren şartlandırıldığı ve "mutluluk" adına özgürlüklerinden vazgeçtiği bir geleceği anlatır. Teknolojinin ve bilimin aşırı ilerlediği; ancak aile, bireysellik ve duyguların tamamen yok edildiği, "cemaat, özdeşlik ve istikrar" üzerine kurulu bir geleceği anlatan dünyaca ünlü bir distopya eseridir. Romanda anlatılan Londra’da insanlar geleneksel yollarla doğmaz, kuluçka merkezlerinde tüplerde üretilir ve genetik olarak sınıflara (Alfa, Beta, Gama vb.) ayrılır. Bireyler uykudayken dinletilen ses kayıtlarıyla (hipnopedya) eğitilir ve sorgulamadan sadece tüketen, haz odaklı bireyler haline getirilir. Doğal üreme ve annelik-babalık gibi kavramlar yasak ve "pornografik" bulunur. Acı ve mutsuzluk "soma" adı verilen yan etkisi olmayan uyuşturucularla bastırılır. Sistem bu şekilde kusursuz işlerken, modern dünyanın kurallarına uymayan iki karakterin ortaya çıkmasıyla düzen sarsılır. Sistemin dışında, geleneksel bir yaşam süren bir bölgede (Vahşi Rezerv John) annesiyle birlikte büyüyen John, medeni dünyaya getirilir. Shakespeare okuyarak büyüyen John, medeniyetin sözde "mutlu" ama ruhsuz insanlarına karşı çıkar; aşk, acı çekme ve özgür irade gibi kavramları savunarak sistemin yöneticileriyle felsefi bir çatışmaya girer. Roman, toplumsal istikrar uğruna insanlıktan çıkmanın ve bireyin sistem tarafından nasıl yok edilebileceğinin en çarpıcı
Bilim-Kurgu
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 32. kitabı
1975 yılında sekiz kişilik aile Simca 1200 ile köye giriş yapar. Anneleri öğretmen oldugundan onlar alışıklar köyden köye taşınmalara. Baslarda babaları işi dolayısıyla Cuma günleri yanlarına gelip hafta sonu onlarla vakit geçiriyor ve tekrar şehre dönüyordu. Anneleri Mersedes her zamanki gibi kendini görevine okula cocuklara adamıştı. Onların payına da badem ağacını geçmeden büyümek düşmüştü. Yavaş yavaş köye alışmış arkadaslar edinmişlerdi ki babalarının haftasonu gelmeleri azalmıştı. Mersedes köydeki işitme engelli yalnız Emerita'yı çocukları bakması ve ev işlerine yardımcı olması icin yanına alır. Buradan itibaren kitap bir Emerita bir David'in tarafından ilerliyor. Özellikle Emerita'nın yazdıkları çok düşündürücü ve oldukça duygusaldı benim için. Emerita evi ve çocukları özellikle David 'i çok benimser aralarında görünmez bir bağ olusur ta ki aile köyden ayrılana kadar. Emerita bekler bekler... Kurgu çok guzeldi, 1970 ler de geçen yabancı bir film izliyormuşum gibi gözümde canlanarak okudum. Kurgunun hissettirdigi duygu sarmalı aldı götürdü,üzdü güldürdü en çok da Emerita'nın yazdığı bazı şeyler derin derin düşündürdü. Kitabın ismi Nankörler kitabın belli bir yerine kadar neden bu isim anlayamadım ama artık biliyorum. Bu arada sizce nankörlük nedir? Geride bıraktıgımız, unuttuğumuz her bağ için nankörüz... Ve galiba hepimiz biraz nankörüz. "Ebeveynler seni, sanki kendilerinin bi parçasıymış gibi alıp götürür. Sana her şeyin senin için olduğunu söylerler. Her yaptıklarının senin iyiligin için olduğunu. Sonra seni kökünden keserler, tıpkı bir bonsai gibi. Bu yüzden kötü büyürsün. Ve sonra her yanını böcek sarar." Reklam değil #okuduklarımıpaylaşıyorum #nankörler #pedrosimonbook #pedrosimon
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202613 okunma
8/10
·392 syf.··
2026 31. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:33
ÖLÜMCÜL KONULAR Merhaba arkadaşlar bugün Semra un tavsiyesiyle okuduğum bir eserle karşınızdayım. "Geçmişin bir önemi yok, artık sadece bugün var." Bu cümle kitabın ruhunu yansıtan en güçlü detaylardan biriydi. Karanlık romantizm, gizem ve psikolojik gerilim türünde bir eser. Gizem ve psikolojik gerilim seven biriyim. Bu kitaba da büyük beklentilerle başlamıştım, çünkü konusu ve kapağı oldukça dikkat çekiciydi. Ancak ne yazık ki aradığımı bulamadım. Eser boyunca verilmek istenen gerilim hissine bir türlü giremedim. Olaylar ilgi çekici görünse de anlatım bana oldukça sıradan geldi. Ama kitap boyunca merak duygusu azalmıyor ve sayfalar ilerledikçe olayların ardında ki gerçekleri öğrenme isteği daha da artıyor. Bazı bölümlerde temposu yavaşlasa da final kısmı bu bekleyişe değdi. Şunu da belirtmek istiyorum kitap yetişkin okurlara öneriliyor. +18 bölümleri bana göre oldukça fazlaydı. Bu da bir çok okuyucuyu rahatsız edebilir. Biyoloji bölümünde yüksek lisans öğrencisi olan Sydney Denik. Bütün sevdiklerini kaybeden genç bir kız. İyi bir yere gelmek ve hayatını kurtarmak için Vancouver Ada'sındaki Madrona Vakfı'na başvurur. Başvurusu kabul görülen Sydney için bu fırsat büyük bir şanstı. Tâbi bu vakfın bütün hayatını değiştireceğini bilmeden. Büyükannesini Alzheimer hastalığından kaybeden Sydney, bu vakıfta bu hastalığı araştıran ekibe katılmak için herşeyi yapar. Madrona vakfı yasaklarla ve gizemlerle dolu tuhaf bir yer. Öğrencilerin dış dünyayla bütün bağlantılarını ellerinden alırlar. Uçaktan indikten sonra arkadaşı bir anda ortadan kaybolur. Onun tekrar gittiğini vurgulasalarda Sydney onu sürekli görür nedense. Bunun gibi bir çok hayali kişiler ve yaratıklar görür. Haziran ayında kar yağması gibi tuhaf olaylar başlar. Bunlarla başa çıkamayan Sydney vakfın
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202558 okunma
Kuru Gözle Çıkamadığım Kitap..
10/10
·304 syf.·
2026 87. kitabı
Ben nasıl bir kitap okudum arkadassss, içinde yok yok.. Sevgi, merhamet, acıma, inanç, kayboluş, yalnızlık, öfke, sessizlik, sevinç, huzur, umut.. Söyleyin bana kaç kitap tüm bu duyguları bağrında saklayabilir, kaç bahçe böyle çiçekleri gözlerinize serebilir, kac insan hepsini adım adım size sunabilir?.. Gözyaşlarıma hâkim olamadım.. arkada çalan "Rodrigo' nun gitar konçertosu" eşliğinde.. Meğer ne kadar acıkmışım duygu seline, beni boğacağını bile bile nasıl kulaç atmışım dalgalara, yine o suların yoğunluğunda nasıl da nefes alabilmişim, heyhat! Hayret.. Eseri okurken gözlerimin önüne gelen ayetlere ne demeli.. Tam sabrın tükeneceği yerde; "Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah suresinin 5,6 Ayetlerinin yüreğime su serpmesi.. Eşlerin birbiri içinde uyumlarını gördükçe; aklıma gelen Rum süresinin 21. Ayeti.. "Kendileri ile huzur bulasınız diye size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile merhamet koyması da O'nun ayetlerindendir." Kitabı okurken sanki boğulma riski sonrasında dalgalar beni kıyıya vurmuş, güneş tepeden kızıllığını göstermiş, ben kıyıda sırt üstü uzanmış, gözlerimi hafifçe kısarak güne bakıyorum.. derin ve aralıksız nefes alıyorum, ellerim kumların sıcaklığını okşarken yaşadığıma sonsuz hamd senâlar ediyorum, çünkü bu eserden kuru bir gözle, hafif kıvrılmayan bir dudakla, heyecanla atmayan bir kalple çıkamayacağınıza kefil olabilirim.. #Umut serisi denen bu eserin öncesinde yazarın Yusuf Yüzlü Demir Yürekli kitabıyla tanışmama vesile olan hayatıma soğuk bir kış günü ellerim soğuktan titrercesine usurken, ve çaresizce gözlerim boşluğu tararken güneş gibi doğan esraSultan'ıma çok teşekkür ederim.. kış soğuğunda güneşin değeri ne ise, ya da harlı bir odun ateşinin yüzüme vuran sıcaklığı ne ise, EsraSultan'ında küçücük çocuk
Asi ve MaviŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 2019591 okunma