Merhaba kitap dostlarım
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal nesnelerin sadece maddeden ibaret olmadığını, her birinin içine yaşanmamış çocuklukların, yutulmuş öfkelerin, gecikmiş itirafların ve en çok da "baba" figürünün gölgesinin doldurulduğunu çok güçlü bir dille işliyor.
Kitabın içindeki o melankolik ve tekinsiz atmosfer, damalı zeminlerin ve ağzı sıkı sıkıya kapalı çöp poşetlerinin arasında adeta somutlaşıyor.
Umut Göksal , bir babanın yokluğunun ya da varlığıyla yarattığı o devasa boşluğun, bir evlat tarafından nasıl bir biriktirme çılgınlığına ve ruhsal bir kambura dönüştüğünü psikolojik katmanlarıyla deşifre ediyor.
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası kitap boyunca kendime sormadan edemedim.
Sahi, hangimiz babamızdan ya da geçmişimizden kalan o ağır poşetleri ruhumuzun gizli odalarında saklamıyoruz ki?
"İnsan unutmak için doğmuştur. "
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası
Toplumun, ailenin ve en çok da kendi kendimizin üzerimize yüklediği o "cüsseli" yükleri sorgulamak isteyen herkesin kitaplığına eklemesi gereken bir eser arkadaşlar
Umut GöksalBabamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası
Selammm,
Ayılıp bayılarak okuduğum serinin final kitabının yorumuyla geldim. Yine bayılıdğım ve yollarını gözlememe değerm bir kitaptı.
Ben bu seriyi severek okuyup bitirdim arkadaşlar. Son kitapta bence seriye yakışan bir sonla bitti. Başka türlüsü basit kaçar gibi geliyor bana.
Seri oldukça akıcı, metak uyandırıcı ve ahlaki değerleri sorgulayan türden. Karakterlerin her birini ayrı ayrı sevdim. Her birini okumak ayrı bir keyif verdi.
Bence bu seriyle ilgili tek kötü yan kısa olması. 5 kitaplık bir seri olsa da her kitabı çok kısa. Bu da bazı duyguların çok hızlı işlendiği anlamına geliyor. Bazen bu gözüme batsa da okuma keyfim o kadar yüksekti ki umursamadım. Birde ben Lana'nın aldığı intikamın herbir satırını okumak isterdim ama yazar bazı yerleri çok hızlı geçiştirmiş. Bu da bende genel olarak hayal kırıklığı yarattı ama yine de 10 puan vermeme engel olmadı. Okuma keyfim her şeyi gözümde önemsiz kıldı sanırım. Bu yüzden yorumum çokta objektif olmayabilir
Kısacası bence bu seriyi okuyun. Sonra da okutturun.
Tavsiye eder miyim? Kesinlikle.
Alice Feeney yine yapmış yapacağını, kadının ters köşe ustası olduğuna bir kez daha ikna oldum. :)))
Tempo tavan, sayfaları nasıl çevirdiğimi anlamadım.
Diğer kitaplarındaki o tekinsiz, insanın içini huzursuz eden hava bu kitaba da cuk oturmuş, baştan sona gizem tıkır tıkır işliyor. ;)
İşin aslı, mantığın bittiği yerde Alice Feeney’nin sahneye çıkıp ezber bozmasına bayılıyorum. (Eminim siz de bayılacaksınız )
Şu bir gerçek ki; “Kim doğruyu söylüyor?" sorusunun peşinden giderken kendi hafızamı bile sorgulayacak raddeye geldim diyebilirim.
Feeney tarzını, o beyin yakan finalleri sevenler için yine tam anlamıyla dört dörtlük, elden düşmeyecek bir iş çıkmış ortaya; kesinlikle beklentiyi sonuna kadar karşılıyor arkadaşlar…
Vesselam..
Uzun zamandır okumayı düşündüğüm bir kitap ama bir türlü kısmet olmadı daha önceden okuyan arkadaşlar spoiler vermeden yorum yapabilir mi sizce okumaya değer mi sıkılıp yarıda bırakmak istemiyorum
Çocukça bir hevesti ama güzel bir hevesti
İlk heyecanım ilk dedektif oyunum,kendimi bu kadar çok kaptırdığımı bir ben bilirim, tam 4 saatimi verdim ..
Konu kapanmıştır arkadaşlar uzatmaya gerek yok
BRONZ VI / Özge Naz
Merhabaalar, içim biraz buruk. En favori serin Bronz’un final kitabıyla geldim. Benim gibi bu seriye veda etmek istemeyenler var biliyorum, gelin sarılalım. Burada kitaptan ziyade serinin benim açımdan duygusal bir yorumu olacak arkadaşlar.
Serinin en başından beri Hisar Hisar Hisar dediğim için çok mutluyum. Şimdi dönüp bakıyorum da öyle bir karakter gelişimi gördük ki Hisar’da çok uzun yol almışız gibi hissediyorum. Serinin başındaki o hırçın, herkese saldıran ve yalancı His’în aslında sevildiğinde nasıl da uysal, sevgisine sahip çıkan ama hala muzip bir Hisar’a dönüştüğünü gördük. Benim gerçekten bağlandığım bir karakter oldu, yeri çok ayrı kalacak.
Bronz mu desem yoksa sen mi bize gerçek adını söylemek istersin Dante. Bronz’un adını öğrendiğimden beri aklımda bu reels çalıp duruyor. Çok kaliteli bir adamdı be Bronz değil mi? Şöyle aşık olunca sevdiği kadın için yakıp yıkan adamlar nerede derseniz tabi ki kurgularda. Aşırı zeki bir adamdı, kitap okuma keyfimi arttıran bir karakterdi. Serinin başından sonuna kadar ondan yana hiç kötü bir düşüncem olmadı. Ay oğlunu evlendiren anne gibi bir anda duygusallaştım yine.
Özge Naz’ın kalemini uzun uzadıya açıklamayacağım. Onu ve kalemini çok seviyorum. Ne yazsa okurum dediğim bir yazar. Okuyucusu ile de iletişimini sık tutar. Ben galiba evlatlık alınmak istiyorum Özge Hanım…
Yan karakterler diye girmek istemiyorum cümleme. Çünkü her karakter kitapta sanki baş karakter gibi hem detaylı hem de etkileyici işlenmişti. Yaz be kadın dedim yaz da hepsinin serisini okuyalım. Bir karakter var ki ismini verip spoi yedirmeyeceğim size o beni hüngür hüngür AĞLATTI. Ama onlara kavuştuğu için mutlu hissediyorum artık yalnız kalmayacak. Her karakterin hak ettiği gibi bir son yaşadığını düşünüyorum. Sarı Çiyan,
Bronz 6Özge Naz · Guardian Yayınları · 202683 okunma