Sevmek zor işmiş. Bir de zor olanı sevmek var ki, insanın omuzlarına bambaşka bir yük bırakıyormuş. İçinden sağlam çıkabilmek ise hepsinden daha zormuş. İnsanın içi bağıra bağıra konuşurken, dilinin susmak zorunda kalması ne kadar ağırmış meğer. Hayatımda ilk defa birini kaybetmekten korkuyorum. Kaybetmeyeceksin deme. insan başkasından değil, kendinden de korkarmış. Bunu da yaşadım. Korkularının farkında olmak, onları susturamayacağını bilmek ve yine de susmak zorunda kalmak… Bugün uzanıp uzun uzun uzakları izledim. Sonra kitabımın bir sayfasına şu cümleyi yazdım “Hayatımda ilk defa kendimi çaresiz hissediyorum.” Ben hiç çaresiz hissetmedim kendimi biliyor musun? Ne zaman çıkmazda kaldığımı düşünsem mutlaka bir yol aradım. Bir kapı kapanırsa başka bir kapı bulmaya çalıştım. Vazgeçmedim. Çözüm aramaktan hiç vazgeçmedim. Ama ilk defa… Evet, ilk defa kendimi çaresiz hissettim. Çaresizlik… Hiç sevmediğim bir kelime. Hatta hayatıma yakıştırmadığım bir duygu. Çözüm bulamamak, Elinden hiçbir şey gelmemesi, Kendini bir çıkmazın tam ortasında hissetmek… Tam olarak buymuş çaresizlik. Elden bir şey gelememesi. Bundan hep nefret ettim. Çünkü ben, ölüm dışında her şeyin bir çaresi olduğuna inananlardanım.
armağan hoca artık ne probleminiz varsa paketleyip kaldırın dedi o yüzden normalde teknik uygularken kullandığım anamnez formunu kendim için kullanacağım ve anam babamdan gelişimimde bir terslik olmuş mu öğreneceğim sonra psikiyatristimden artık nolur ilacımı bıraktırmasını rica edeceğim ve onun önerisi sebebiyle şema terapiste düzenli olarak gideceğim
Reklam
Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack
❤️ *Sevdiklerinize en güzel armağan* 📖 14 kitaptan oluşan setimizi *tek tek* veya *takım olarak* sipariş verebilirsiniz. 🔵 *Hemen Sipariş Ver* hakikatkitabevi.net/books.php 🌐 *Dinimiz İslam* dinimizislam.com 🎥 *Dinimiz İslam YouTube Kanalı* youtube.com/@dinimizislamtv 💙 *Osman Ünlü ile Huzura Doğru YouTube Kanalı* youtube.com/@osmanunluhuzur...
Alıntı
"Sadri Maksudi Arsal'ın Türkçülüğü ve Türk Hukuk Tarihi Tetkikleri" başlıklı makalem Türkçülük Araştırmaları Dergisi'nde neşredilmiştir. Bu makalem, Arsal üzerine ikinci çalışmam. Daha önce 2019 senesinde Banka ve Finans Hukuku Dergisi'nin Prof. Dr. Ali Necip Ortan'a Armağan sayısında, "Sadri Maksudi Arsal'ın Kolonluk Sistemine Yaklaşımı" başlıklı makalemde, Roma İmparatorluğu'nda Dominatus döneminde tezahür eden kolonluk [colonatus] sistemi hakkında Arsal'ın özgün yaklaşımını ele almıştım. Bu çalışmamda ise, Arsal'ın sosyoloji, dilbilim, hukuk tarihi sahalarındaki ilmî yapıtlarını birbiriyle mukayeseli şekilde inceledim ve Türkçü dünya görüşünün bu çalışma konularının seçimindeki etkisini tartıştım. Bu çalışmamın Türkçülük Araştırmaları Dergisi'nde neşredilmiş olması da benim için ayrıca gurur ve mutluluk verici. Genel Türk Tarihi ve Türkiyat araştırmaları odaklı dergiler mevcut olsa da Türkçü dünya görüşünü odağına alan hakemli bir akademik dergiye büyük ihtiyaç vardı. Ümit ediyorum ki müteakip sayılarda da bu ilmî faaliyet devam edecek ve konuya ilişkin literatür de daha zenginleşecektir. Makale metni için bkz. turkculukarastirmalaridergisi.org
Bugün kendime 'kendimden memnuniyet' armağan etmek istiyorum. Payımıza düşen, her gün önceki günden daha güçlü olmak. Keşke her gün önceki günden daha huzurlu olmak düşse.
Reklam
Reklam