Puan vermedi
İnsan En Çok Hangi Çilesini Yarım Bırakır? Ayşegül Genç'in Çile Kırgını romanını bitirdikten sonra zihnimde dönüp duran soru buydu. Aslında kitabı okumaya başlamadan önce de bu sorunun etrafında dolaşıyormuşum , sonradan fark ettim. Çünkü beni önce hikâye değil, kitabın adı yakalamıştı. Bir gün tevafuk olarak öğrendiğim bir bilgi, kapağın üzerindeki iki kelimeyi bambaşka bir yere taşıdı gözümde. Tasavvufta kırk günlük çileyi tamamlayamayıp yarıda bırakanlara "çile kırgını" deniliyormuş. Bu bilgiyi okuduğum an duyduğum hayret ve merak en az on kat artmıştı. Hatta uzun zamandır kitap hakkında kapsamlı bir inceleme yazmak istiyordum ama bir türlü nasip olmadı. İçimde kaldı. -tam inceleme olmasa da bir şeyler yazayım dedim- Şimdi dönüp bakınca bunun da kitabın ruhuna uygun olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazı kitaplar okunur ve biter ; bazıları ise insanın içinde yaşamaya devam eder. Çile Kırgını benim için ikinci türden bir kitaptı. Ne kadar eski bir kavram olsa da ne kadar bugüne ait aslında. Biraz dürüst olsak hepimiz bir tarafımızla çile kırgını değil miyiz? Tam değişeceğimiz yerde yoruluyor, tam kendimizle yüzleşeceğimiz yerde başka tarafa bakıyoruz. Kendimizi tanımaya niyet ediyoruz ama gördüklerimiz hoşumuza gitmeyince geri çekiliyoruz. Oysa insanın meselesi sadece kendini bulmak değil ; bulduktan sonra o insanla ne yapacağını bilmektir. Zaaflarını, korkularını, eksiklerini gördükten sonra da yürümeye devam edebilmektir. Belki de kâmil insan olma yolculuğu kusursuz olmaya çalışmak değil, kusurlarından kaçmadan yaşayabilmektir. Bu yüzden "çile kırgını" sözü bana yarım bırakılmış bir çileden çok, yarım bırakılmış nice insanı hatırlatıyor. Çünkü insanın en uzun yolculuğu dünyada değil, kendi içinde çıktığı ve çoğu zaman yarıda bırakmaya meylettiği o
Çile KırgınıAyşegül Genç · İz Yayıncılık · 2020201 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 3. kitabı
Ayrılış! “Her sabah uyanış,sıradan dünyanın eşiğini aşmaktır.Bir çağrı gelir:içsel bir ses, merhametin ve kırılganlığın yankısı.İnsan,kendi içindeki karanlıkla yüzleşmek için yola çıkar.” Erginleşmek! “Yolda sınavlar vardır:yalnızlık,sabır, bekleyiş. Her karşılaşma bir öğretmen,her yara bir bilgelik olur.Balinanın karnında,sessizlikte yeniden doğar.Kendi içindeki şefkati keşfeder, kırılganlığını güç kaynağına dönüştürür.” Dönüş! “Artık geri döner:sıradan dünyaya ama sıradan olmayan bir kalple. Yanında taşıdığı armağan,merhametin sözü ve şiirin ışığıdır.İnsan, yolculuğunu başkalarıyla paylaşır;çünkü kahraman,yalnız kendisi için değil,tüm insanlık için dönüşür.” -“Kırılganlık,yolculuğun en güçlü zırhıdır.” “Her sabah,sıradan dünyanın kapıları aralanır. Bir çağrı gelir:içten bir ses,merhametin ve kırılganlığın yankısı. İnsan,alışılmış düzenin güvenli kıyılarından ayrılır. Arkasında tanıdık sokaklar,bildik yüzler kalır; önünde ise bilinmeyen bir yol,sessiz bir davet vardır. Mentor, bazen bir kitapta,bazen bir şarkıda, bazen bir dua cümlesinde belirir. O ses der ki: ‘Kendi içindeki ışığı bulmak için karanlığa adım atmalısın.’ Sevgilerimle
Kahramanın Sonsuz YolculuğuJoseph Campbell · İthaki Yayınları · 20171,174 okunma
Reklam
10/10
·104 syf.··
2026 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 09:15
"Bir gün yeni biçilmiş bir saman tarlasının kenarında eski bir karavan belirdi. Ne elektriği vardı ne de suyu.. Bir hafta sonra önünde iki testere tezgahı arasında kabaca yerleştirilmiş bir tahtadan oluşan bir masa koyulmuştu. Üzerine süslü bir baharatlık, birkaç askeri kamuflaj, matara, sırt çantası ve bir yemek takımı dizilmişti. Ve bir not; "BEDAVA". Birileri, "İhtiyacımdan çok daha fazlasına sahibim, o yüzden seninle paylaşmak istiyorum," diyor. Bu küçük eylemlerin birkaç kilometrelik bir kır yolunda gerçekleşmesi de tesadüf olmasa gerek. Vermek, vermeyi doğurur; armağan dolaşımda kalır. Ve böyle yolların sayısı tahminimizden çok daha fazladır."
Armağan YemişiRobin Wall Kimmerer · Kolektif Kitap · 20261 okunma
Puan vermedi·626 syf.··
2026 133. kitabı
Viktorya dönemi İngiltere’sinin o soğuk, kasvetli ve sınıf ayrılıklarıyla örülü dünyasında; yetimliğin, yoksulluğun ve haksızlığın karşısına sadece kendi iradesi, onuru ve keskin zekasıyla dikilen bir kadının hayranlık uyandıran varoluş mücadelesi. Charlotte Brontë, Thornfield Malikânesi’nin tekinsiz duvarları ve gizemli efendisi Bay Rochester’ın karanlık sırları arasında Jane’in hikayesini işlerken; aşkı bir boyun eğme değil, iki özgür ruhun eşitliği olarak yeniden tanımlıyor ve kadın özgürleşmesinin o en güçlü, en sarsıcı ve zamansız manifestolarından birini edebiyat tarihine armağan ediyor.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
Pürdikkat Biri Olmak
Puan vermedi·312 syf.··
2026 3. kitabı
Pürdikkat kitabı, dikkat dağınıklığıyla baş etmeyi somut bir çerçevede ele alıyor. Yazar oluşturduğu davranış modeliyle meseleyi dışarıdaki gürültüden uzaklaştırıp gürültüyle kurduğumuz ilişkiye yönlendiriyor. Yazarın oluşturduğu model temel adımlardan oluşuyor: içsel tetikleyicilerde ustalaşmak, dışsal tetikleyicilerin izini sürmek ve dikkat dağıtıcıları engellemek. Yazara göre dikkatimizi yeniden kazanmanın ilk adımı, içsel dünyamızda neler olup bittiğini anlamak. Sonra ise etrafımızdaki dışsal tetikleyicileri mercek altına almak. Bu iki adımı atlayarak yapılan müdahaleler yazara göre eksik müdahalelerdir ve başarısızlıkla sonuçlanması çok muhtemeldir. Tüm bu çabanın temelinde şu gerçek yatıyor: Zaman, sahip olduğumuz en önemli şey. Ve zamanı yönetmek, aslında acıyı yönetebilmekten geçiyor. Rahatsız edici duygulardan kaçmak yerine onlarla durabilmek, dikkatimizi istediğimiz yöne kanalize etmenin ön koşulu. Zaten insan, rahat olmak için yaratılmamıştır. Kitapta da belirtildiği üzere: “Tatmin olmuş hissetmek canlı türleri için iyi değildir. Bugün var olmamızın nedeni, atalarımızın sürekli endişeli olmak üzere evrimleşip daha çok çalışıp çabalamalarıdır.” Yani dikkatimizi geri kazanmaya çalışırken hissettiğimiz stres hayatın doğal bir parçası. Mesele bu stresi doğru yönetebilmek. Ayrıca yazar kitapta pürdikkat kişiyi; kendine, ailesine, arkadaşlarına ve işine vakit yaratabilen ve bu yaratılan vakti doğru yönetebilen kişi olarak tanımlıyor. Yani dikkatimizi kazanmak kendimiz ve çevremiz için yapmak istediklerimiz konusunda da oldukça önemli. Sonuç olarak, Pürdikkat bize asıl sorunun dışarıda değil, kendi içimizde başladığını gösteriyor. Dikkatimizi geri kazanmak teknik bir mesele değil, bir farkındalık ve tercih meselesi. Ve bu tercihi yapmak, her şeyden önce
PürdikkatNir Eyal · Nova Yayınevi · 2021438 okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2026 417. kitabı
Karmaşık olmayan ilişkiler bir zamanlar vardı herhalde, diye düşünüyordum. Elbette varmış. Belki yine de var ama göz önünde dolaşmıyor.Longos İki bin yıl öncesinden gelen bu hikâye, Midilli Adası'nda doğan, yeşeren ve engellere göğüs geren bir aşkı anlatıyor. Masumiyet, acımasız kader, sadakat, ihanet, tanrıların intikamı ve hatta acımasız korsanların eşlik ettiği bu aşk hiçbirine boyun eğmiyor, yok olmuyor. Sadece lekesiz, masum, karmaşık olmayan ilişkiler ve saf duygulara değil, hayvanlara, bitkilere, rüzgâra, mevsimlere de aynı güçle yönelebilen bu kadim metin insanlığ bir armağan "Sevdalı olanlar acı çekerlermiş.” Daphnis ile Khloe'nin Aşkı Antik Yunan edebiyatının ilk düzyazı örneklerinden biri kabul edilmesinin yanı sıra pastoral edebiyatın da ilk yapıtıdır. Yazarının kimliği netleşmemiş olsa da romanın okur üstündeki etkisi yüzyıllar sürmüş, nice yazara, ozana, heykeltıraşa, ressama, müzisyene ilham vermiş; Shakespeare'den Goethe'ye, Rousseau'dan George Sand'a, Colette'ten Yukio Mişima'ya birçok büyük edebiyatçının yapıtlarına esin kaynağı olmuş bir Daphnis ile Khloe'nin Aşkı geride bıraktık Hiçbir sevdalı böyle şeylerle ilgilenmez, sevdasına yol açan gövdenin güzelligini gördüğünde ona kapılır, gider. İşte bu yüzdedir ki kimileri bir ağaca, bazıları bir ırmağa, bazıları da yabani bir hayvana âşık olabilir. Sevdalandığından korkan birine acımak gerekmez mi? Ben bir kölenin gövdesine ama özgür bir adamın güzelliğine sevdalandım. S:88
Dünya Klasikleri Edebiyat Roman
Daphnis ile Khloe'nin AşkıLongos · Can Yayınları · 20211,268 okunma
Reklam
Reklam