Armağan

Armağan
@armaran
1 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Beklentilerin aksine, tıpkı ürkek ve kolayca korkan insanlar nasıl şiddetli bir fırtınanın daha da güçlenmesini daha çok arzularsa, insanlardan tam bir korku içinde yaşayanlar, her zamankinden daha korkutucu ve korkunç canavarları kendi gözleriyle açıkça görmek için psikolojik bir ihtiyaç geliştirirler ama ne yazık ki insanlık denen canavar tarafından fazlaca yaralanan bu sanatçılar o kadar dehşete kapılmışlar ki sonunda görülere inanırlar ve canavarlar, doğanın öğle güneşinin acımasız parıltısı altında gözlerinin önünde canlı bir şekilde beliriverir.
Reklam
Sanat alanının tüketim alanından keskin sınırlarla ayrılmış olarak kendi mantığını izlediği dönemde sanattan beğenilirlik beklenmiyordu. Sanatçılar ticaretten uzak duruyordu. Adorno'nun sanatın "dünyaya yabancılık" olduğu şeklindeki ifadesi henüz geçerliğini koruyordu. Beğenilirlik sanatı bu anlamda bir çelişkidir. Sanat yabancılaştırmak durumundadır, rahatsız, huzursuz etmeli, hatta acı vermelidir. Mekânı başka yerlerdir. Memleketi yabandadır. Sanat eserine halesini veren tam da bu yabancılıktır. Acı, tamamen farklı olanın giriş yaptığı yarıktır. Tamamen farklı olanın olumsuzluğudur sanatın hâkim düzene bir karşı-anlatı oluşturmasını sağlayan. Beğenilirlikse aynı olanı sürdürür.
Salonun tutuşmuş canavarlara benzeyen yaldızlı koltukları arasında Sakallı Vasfi, mahallesinin, evinin sefaletini yüzünde taşıyarak otururken sigarasının dumanındaki hürriyetten utanıyor, eliyle dumanı tokatlıyordu.
Penceresiz, kapısız bir namusun inzivasında kendisini hapseden bu zehirli adama hayatı anlatmak için, "Güzel düşünülmüş yalana, üstübaşı temiz rezalete insanlar muhtaçtır; içtimai silah olan iftirayı, teselli olan dedikoduyu, kazanılmamış parayı kaldır, bütün müesseseler yıkılır" diyecekti; cesaret edemiyordu.
Sayfa 30