Kesinlikle tüm okullarda okutulması gereken bir baş yapıt. İzmir’in yunanlılar tarafından işgalini anlatan ve Anadolunun çektiği eziyetleri Türk milletine yapılan vahşetin, katliamların anlatıldığı bir kitap. Kulaklarının kesildiği, gözlerinin oyulduğu burunlarının kesildiği çocukların boğdurulması ve kadınlara edilen tecavüzler… Yunan, ermeni,ingiliz, fransız hepsinin “İstiklal Savaşı’nda nasıl hunharca pervasızca kendi aralarında ülkemizi paylaştıkları okurken adeta kanınız donuyor ve gerçek olsa ne olsaydı diye düşününce delirecek gibi oluyorsunuz.
Milletimizin onca yoksulluğa, ve çaresizliğe rağmen nasıl dimdik ayakta kalıp binbir güçlükle bu ülke için fedakarlıklar yaptıklarını büyük bir minnetle okuyup anlıyorsunuz. Kitabı okurken ecdadıma yapılan onca şeylerin ve ülkemi sanki bir oyuncak bir obje gibi rahatlıkla paylaşmak istemelerini, ülkenin her yerinin işgal altında olduğunu okudukça sinirden deliye dönüyorsunuz. Okurken kanım çekildi, kine büründüm ki her Türk bu kitabın her kelimesinde, bunları sonuna kadar hissedecektir. Kitabı okudukça; bağ kurmaya ve karakterle birlikte ne olacak memleketin hali diye hayıflanırken, kitaptaki şu söz beni ağlattı duygulandırdı adeta bende orada onlarla birlikte duydum bu sözleri ve tüylerim diken diken oldu
“Sonra biliyor musun burada daha ne oldu? Burada Türk milletinin hayat ve geleceğini ta esasından kavrayıp asırlardan beri sefillik ve düşkünlük içinde sürüklenen bu kutsal milleti yeni bir yola, yeni bir ilhama ve saadete sevk edecek bir olay oldu. İzmir’in işgalinden bir gün sonra, yani
16 Mayıs Cuma günü Mustafa Kemal Anadolu'ya gitti.
Nihat heyecandan solmus ve titreyen dudaklarla:
— Anafarta kahramanı mı? dedi.
Burayı okuyupta ağlamamak elde değil, bu ülkenin neler çektiğini ne mücadeleler verdiğini anlatın