insan zihni geliştikçe düşünceler de
çoğalmıştır. Düşüncelerin gelişmesi insanın kendi kendisini ve
geleceğini yönlendirmesinde ona yardımcı olmuş, ama içgüdülerin zayıflaması diğer insanlara ve geliştirdiği teknolojiye eskisinden daha bağımlı bir duruma gelmesine neden olmuştur.
Bir şeylerden bağımsızlaşarak özgürleşmeye çalışmakla
özgür olmak birbirinden farklı olgulardır. İnsan doğaya olan bağımlılığından kurtulabilmek için diğer insanlarla bir araya gelerek teknolojiyi geliştirmiş, ancak bu kez de onun tutsağı olup
olmadığı sorusu ortaya çıkmıştır
Bir grubun genç üyelerinin eğitimi ne kadar yoğun ve tek yönlü olursa, üyeler de o ölçüde birbirine benzerlik
gösterir ve bireysel farklılıklar azalır. Böylece sınırlı ve değişmez görüşleri olan bir toplum oluşur.
Toplumların var olabilmesi için düzen, düzen olabilmesi
için de kurallar gereklidir. Töreler ve kurallar, kuşaklar boyunca sınama-yanılma ve eleme yöntemleriyle seçilir. İlkel topluluklarda yazılı yasalar yoktur, ama töreler bireyin davranışlarının her boyutunu denetler ve onun ikinci bir kişiliği durumuna
gelir. Birey onları bozarsa tedirgin olur ve suçlanır. Bu duygu
insanı hayvandan ayıran en önemli özelliktir. Dolayısıyla töreler olmadan uygarlık da olmaz.
İnsan hem yapan hem bozan, hem seven hem kıran bir varlıktır. Bu çelişki
onun, kendisini ve diğer insanları anlayabilmesini güçleştiren
en önemli etmenlerden biri olmuştur.