Mutsuz olduğum kadar mutluyum

Tüm bunların üzerinden on yıl geçti. Hanna’nın ölümünü izleyen yıllarda, o eski sorularla eziyet çektirdim kendime: Hanna’yı yadsıyarak ona ihanet mi etmiştim; ona borçlu mu kalmıştım; onu sevmekle bir suç mu işlemiştim; ondan na­sıl kurtulur, nasıl kopabilirdim ve bunu yapmalı mıydım? Zaman zaman Hanna’nın ölümünden sorumlu olup olma­dığımı sordum kendime. Bazen de ona öfkelendim, ona ve onun bana yaptıklarına. Ta ki öfke yatışana ve sorular öne­mini yitirene dek. Ne yapmış ya da yapmamış olursam ola­ yım, onun bana yaptıklan ne olursa olsun: Bu benim haya­timdi işte. Hanna’yla yaşadıklarımı yazma fikrini, onun ölümünden kısa bir süre sonra geliştirdim. O zamandan bu yana hikâye­miz kafamda defalarca yazıldı; her seferinde biraz daha fark­lı, her defasında yeni imgeler, yeni olaylar ve fikirlerle. Bu yazdığım hikâyenin pek çok değişik türevi de var yani. Doğ­ru hikâyenin bu yazılmış hikâye olduğuna ilişkin tek temi­nat, diğerlerini değil de, bunu yazmış olmamdır. Hikâye bu biçimiyle yazılmayı istedi, diğer türevleriyle değil. Önceleri hikâyemizi, ondan kurtulmak için yazmak isti­ yordum. Ama anılar izin vermediler buna. Ardından hikâye­mizin, parmaklarımın arasından nasıl kayıp gittiğini fark et­tim ve onu getirmek üzere yazmak istedim, ama anılar, böy­le bir amaç için de çıkmadılar kovuklarından. Yıllardır ken­ di haline bırakmıştım hikâyemizi. Onunla barışmıştım artık. Ve geri geldi: birbiri ardına, tüm ayrıntılarıyla, bütünlenmiş, tamamlanmış ve beni artık hüzünlendirmeyen bir hedefe yönelmiş olarak. Ne hüzünlü bir hikâye, diye düşünmüş­tüm uzun zaman. Şimdi mutlu bir hikâye olduğunu düşün­ düğüm sanılmasın. Ama artık onun hakkını verdiğimi, ayrı­ ca hüzünlü mü, yoksa mutlu mu olduğunun hiçbir önem ta­şımadığını düşünüyorum. En azından öylece aklıma geliverdiğinde
Sayfa 187·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
biliyor musun, eğer seni anlamıyorlarsa, senden hesap da soramazlar.
Sayfa 171·Kitabı okudu
harcanmış hayatına kederlendim, hayattaki tüm gecikmelere, tüm harcanmışlıklara kederlen­dim. Doğru zaman kaçırılmışsa, diye düşündüm, eğer insan bir şeyi kendinden bunca zaman esirgemişse, bir şey ondan bunca zaman esirgenmişse eğer, büyük bir güçle başlasa ve coşkuyla desteklense bile, artık çok geç kalınmış demektir. Yoksa “çok geç” kalınmaz mı hiçbir zaman; yalnızca “geç” mi kalınır ve “geç” olması, her şeye karşın “hiç” olmamasın­ dan daha mı iyidir? Bilemiyorum.
Sayfa 163·Kitabı okudu
Bir ırmak­ta iki kez yıkanamayacağını bilen Yunanlıların, bir dönüş fikrine inanmaları mümkün olabilir miydi zaten? Odysseus, kalmak üzere değil, yeniden yollara koyulmak üzere döner geriye. Odysseia, aynı anda hem ereksel hem de ereksiz, hem başarılı hem de beyhude bir hareketin öyküsüdür. Hukuk tarihinin öyküsü de bundan başka ne olabilir ki?
Sayfa 158·Kitabı okudu
Hanna’nın suçunu hem anlamak hem de mahkûm etmek istiyordum. Ama buna izin vermeyecek kadar korkunç bir suçtu bu. Onu anlamaya çalıştığım zaman, gerektiği gibi mahkûm edemeyeceğim hissine kapılıyordum. Gerektiği gi­ bi mahkûm ettiğim zaman da anlamaya hiç yer kalmıyordu. Ama Hanna'yı anlamak da istiyordum aynı zamanda, onu anlamamak, Hanna’ya bir kez daha ihanet etmek demekti. Bu sorunun üstesinden gelemedim. Her ikisini de başarmak istiyordum: hem anlamak hem de mahkûm etmek. Ama iki­sini de beceremedim.
Sayfa 136·Kitabı okudu