davranışımızı tehlikelere karşı savunmaya
yönelik bir biçimde düzenlememize ve enerjimizin çoğunu bu
doğrultuda tüketmemize neden olacağından, gerçeklerimizi algılamamızı ve kendimizi yaşayabilmemizi engeller. Çünkü, insanın kendi içinde ürettiği kargaşa dış dünyadaki gerçek tehlikelerden çok daha ürkütücüdür.
değişme, "neden" öyle davrandığımızı görebilmekten çok, o
davranışı "nasıl" yaptığımızı anında fark edip, aradaki yaşantımızı anlamaya çalışarak gerçekleştirilebilir. Bir insanın bunu
tek başına başarabilmesi pek de kolay değildir. Çünkü bu, her
şeyden önce bir "niyet" ve "kararlılık" sorunudur.
insan, kendisine karşıt düşen davranışlarını nasıl geliştirdiğini göremedikçe, özgür olabilmek
için neyi aşması gerektiğini de bilemez. Çünkü insan, çevresini algılarken
seçicidir; yalnızca seçtiklerini görür, diğerleri algı alanının dışında kalır.
Hasta toplum, bünyesindeki normal bir davranışı normaldışı olarak yorumlayabilen toplumdur. Belirli bir oranda
toplum kurallarına uyma, toplu halde yaşamak için gereklidir
ve bunun karşıtı tutumlar bireyin kendisi için de zararlı olabilir.
Ancak, normalliğin temel ölçütlerinden biri, kişinin kendisini
iyi hissedebilmesidir. Bu ise yalnızca yaşamın sürdürülmesini
değil, insanın dünya içinde kendine özgü bir yer edinebilmesini
ve yaşamından doyum sağlayabilmesini de içerir. Buna karşılık, yalnızca toplumun onayına yönelik davranışlar kişiliğin ortadan silinmesine neden olabilir.